Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 24 Eylül 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Cinsel özgürlük "yalan" özgür seks "çöp" oldu

İzledik ve sonra şöyle dedik: Bitmiştir. Görüntü kaydeden cep telefonları kadınların rahat ve özgür bir cinsel hayatları olabilmesi ihtimalini bitirdi!



Gamze Özçelik'in görüntülerini biz bir grup arkadaş hep birlikte izledik. Gazetelerde yayımlanmasından bir gün önce, akşam vakti, "Görüntü var" haberi geldi, hep birlikte seferber olduk.
Nereden, nasıl buluruz...
Merak işte. Görüntülerin mahiyetiyle ilgili bir fikrimiz olsa, belki bu kadar meraklı olmazdık. Ama olayın ortaya çıktığı ilk saniyelerden söz ediyorum.
Hiçbirimiz hiçbir şey bilmiyoruz daha. O sırada rivayet muhtelif. Bu görüntülerin bir film sahnesi olduğu, montajda çıkarıldığı, şimdi de internete atıldığı bile söylendi.
Dolayısıyla Gamze Özçelik'in rızası dışında bir kayıt izleyeceğimizi bilmiyoruz.
Özçelik'in tecavüze uğramış olabileceği hiç aklımıza gelmiyor.
Herkes telefonuna sarıldı. Kimde varsa, bize de göndersin diye. Nihayet mail-box'a düştü malum dosya. Bilgisayar başında toplaştık.
Hadise başladı.

Ne kadar yakın arkadaşız?
Ulan biz şimdi bunu birlikte mi izleyeceğiz?
İzleyenler neden bahsettiğimi biliyor, izlemeyenlere de izleyen yakınları anlatsın.
Fakat biz o kadar da yakın değiliz. Tamam arkadaşız ama sevgililikte bile birlikte porno izlemek bir aşamadır. Arkadaşlıkta ise oturup birlikte porno izlemek bayağı ileri bir adım.
Ki bu görüntüler de bariz pornografik görüntüler.
İzledik.
Her kafadan bir ses, sürü sepet yorum yaparak...
"Adam kendisi mi çekiyor?", "Üçüncü biri var herhalde", "Yok yok, adam çekiyor", "Baygın yahu bu kız", "Ama bunun adı tecavüz", "Resmen tecavüz ediyor adam"...
Suspus oturduk bir süre.
Ve sonra şöyle dedik: Bitmiştir.
Gamze Özçelik hadisesi Susurluk tadında gelişiyor. Her ne olduysa oldu, meselenin aslı neyse ne... Ama görüntü kaydeden
cep telefonları kadınların rahat
ve özgür bir cinsel hayatları olabilmesi ihtimalini bitirdi.

Artık güvenli seks yok
Zaten AIDS feci ket vurmuştu.
Zira bir erkeği prezervatif kullanmaya ikna etmek, "Bana güvenmiyor musun? Benim hakikaten çok mazbut bir hayatım var" falan filan bir dolu laf dinlemek, sevişme hevesini o saniye dindirmeye yetecek kadar sıkıcı.
Hele "Atın ölümü arpadan olsun" mavrası gayet sağlıklı bir kadını bile frijit yapabilir yani, öyle dondurucu bir muhabbet.
Tüm bunların üstüne şimdi
bir de cep telefonlarının güvenli bir mesafede, mümkünse başka bir odada durmasını sağlamak gerekiyor.
Üstelik kadının katiyen içkili olmaması, bırak sızmayı uykuya bile dalmaması şart.
İlle de cinsel ilişki sırasında filme alınmak değil ki mesele.
Çıplak fotoğraflar da yeterince can sıkıcı.
Sevgilinizle, kocanızla kavga ettiniz, ayrılalım konuşmaları yapıyorsunuz, bu esnada da belki bir ihtimal aranız düzelir mi diye ilişkinize devam ediyorsunuz diyelim.
Etmeyin.
Yarın öbür gün ayrıldığınızda, gazetelerin birinci sayfasına düşmeseniz bile, yakın arkadaş çevrenizin mail-box'ına düşebilirsiniz.
Yani...
Güvenli seks diye bir şey kalmadı.
Cinsel özgürlük "yalan" oldu.
Özgür seks "çöp" oldu.
* * *

Foucault "İnsanların bilmeleri yetmez, kendi gözleriyle görmeleri gerekir. Çünkü korkmaları gerekir. Aynı zamanda tanık olarak cezalandırmaya kefil olmaları ve belli bir noktaya kadar bu işe katılmaları gerekir" diyor.
Gördük, korktuk, kendi rızamızla bir özgürlüğümüzden daha olduk...



Bitki çayı değilse de, kahve içebilirdi
Basın bu hafta aştı kendini. George W. Bush'un "yaramazlığını" yakalamakla kalmadı, Kate Moss'u da çok feci kıstırdı. Kokain çekerken. Londra'da, müzisyen erkek arkadaşı Pete Doherty'nin kayıt yaptığı stüdyoda.
Daily Mirror'a göre, Moss çantasından kokain çıkarmış, CD kabı üzerine 20 sıra hazırlamış, 5'ini de kendi çekmiş.
Doherty'nin bağımlı olduğu bilindiği için uzun zamandır Kate Moss'un da üzerine gidiliyordu bu hususta.
O reddediyordu fakat. En azından kokaine bulaşmadığını söylüyordu. Kokain komasına girdiğini yazan Sunday Mirror gazetesi aleyhine açtığı davayı da daha yeni kazanmıştı.
Times "Pete Doherty ile birlikte olan biri bitki çayı içecek değildi herhalde" diye yazdı.
Canım ille de bitki çayı mı içmek gerek?
Kahve içseydi...






Kısaca "Çiş?" yazsana...
Siz hiç ders esnasında sıra arkadaşınızla yazışmadınız mı? Deftere yazıp, onun önüne itersiniz.
O da yazar ve sizin önünüze iter.
"Sıkıldım", "Ben de", "Sonraki dersi kıralım mı?", "N'apçaz?", "Sahil?", "Açım", "Pizza?", "Olur"...
Hiç yakalanmadınız mı?
"Ne yazıyorsunuz siz oraya?"
"Nereye?"
Hoca çoktan defteri almış, okumaya başlamıştır. "Çık çık çık" der. Sınıfın haylazları biraz sizi utandırmak ama daha çok da dersi kaynatmak için sarmaya başlar: "Bize de okuyun hocam, bize de okuyun!"
Gıcık bir durumdur. Tabii sadece sizin için. Bu sırada hoca ve diğer öğrenciler acayip eğlenmektedir.
Hoca (medya) bu kez George W. Bush'u yakaladı. Hem de Birleşmiş Milletler Zirvesi'nde -ders çok ciddi yani- sıra arkadaşı Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'a çişi geldiğini yazarken.
Onları yazışırken gören de çok mühim bir devlet meselesi hakkında fikir teatisinde bulunuyorlar zanneder!
Bush ne yazıyor?
"Sanırım tuvalet arası vermem gerekecek.
Mümkün mü?" Çık çık çık...
Tabii her şey tecrübe!
Çözüm, yazacağın şeyi öyle dana kadar harflerle yazmamak. Bir de lafı bu kadar uzatmamak.
Biz yaşımız büyüdükçe mesaj kağıtlarını küçültmüştük. Defter sayfasının ucu koparılır, üzerine mesaj mümkün olan en kısa şekilde yazılır. Bush mesela "Tuvalet?" yazmalıydı. Hatta daha da kısasını: "Çiş?"
Neyse, bu minik kağıt buruşturulur, sıkıştırılır, iyice minik hale getirilir. Sonra arkadaşın sırasının üstüne atılır.
Hoca görse bile, küçücük bir kağıdı yok etmek kolaydır. En olmadı, ben hiç denemedim ama yutulur bile o kağıt; ne olacak?
Okullar açıldı, değil mi?
Ne yapıyor öğrenciler şimdi?
Cep mesajı mı geçiyorlar birbirlerine?
Hoca her tahtaya döndüğünde sınıfta uçuşan minik kağıt toplarının yarattığı heyecan mazi mi oldu yani?
Yazık! Çık çık çık...



PAZAR
"Biz esmer bir ırkız, neden sarışın olmaya çalışıyoruz?"
Derbinin kaderi Brezilyalıların elinde
"Hasta değiliz, bekarız"
Didim'de su faturaları bile İngilizce
Fonda İbrahim Tatlıses çalan bilgisayar oyunu
Sıcak kumsalların ateşli şarkıları
"Bu işte bir aptallık var"
"Baba, oğul, torun... Aynı aileden üç nesle hizmet veriyoruz"
Yemek - Haberler
Dünyada morgıç ahrette borç
Terazi ve ünlüleri
Bodrum yolundaki lezzet durakları
12 Eylül neler getirdi?
Sofranızdan çorbayı eksik etmeyin
Cinsel özgürlük "yalan" özgür seks "çöp" oldu
Bütün çevirmenler eşit değildir
Tilt makineleri ve langırt salonları





Ahmet Turhan Altıner
Hakan Kırkoğlu
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet