Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 24 Eylül 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tilt makineleri ve langırt salonları

yural@milliyet.com.tr

Bugünün çocukları, bilgisayarda oynadıkları oyunların yalnızca kendi dönemlerine özgü olduğundan, babalarının ve annelerinin kurmalı otomobil, bebek, top, bilye, topaç, uçurtma, çelik-çomaktan başka oyun bilmediklerinden, bu yüzden de bilgisayar oyunlarına ilgi gösterdiklerinden ve kendilerine oyun oynamak için fırsat vermediklerinden; saatlerce masa başından kalkmayarak, gameboyları ellerinden bırakmayarak oyun oynadıklarından yakınıyorlar.
* * *

Oysa günümüz çocukları da, ne yazık ki, mekanik teknikle çalışan oyuncaklar konusunda bilgisizler. Genellikle tenekeden yapıldığı ve günümüzde teneke oyuncakların güvenlik nedeniyle üretilmediği için bilmiyorlar. Bunun dışında, mekaniğin çocuğun gelişiminde ne denli önemli olduğundan; kendi oyuncağını kendisinin yaratmasından, bozulan oyuncakları söküp tamir edip çalışır hale getirmesinden, kaybolan parçaların yerine kendisinin parçalar üretmesinden, başka oyuncakların parçalarını başka oyuncaklara monte ederek bunu yapmasının ne denli zor, ama ne denli el becerisini geliştirdiğinden, kişiye bir sistemin işleyişiyle ilgili neler öğrettiğinden bihaberler...
* * *

Eskiden çocuklar, kendi oyuncaklarını kendileri yaparlardı. Artık günümüzde kendi oyuncaklarını onaran çocuklar yok. Çünkü dijital teknolojiyle üretilen oyuncakları, teknoloji ürünlerini tamirciler bile yapamıyor; yalnızca bozulan parçaların yerine paket parçalar takıyorlar. Bir sistemin neden bozulduğunu, neresinin bozulduğunu onlar da bilmiyorlar.
Televizyonunuzu tamire götürüyorsunuz, "Nesi varmış?" sorunuza ustanın yanıtı şu oluyor: "8-7-XBA parçasını değiştirdim," ya da, "111SA-Z3 parçayı değiştirdim." İşin ilginç yanı, ne usta, ne siz, dijital teknolojiyle üretilen ürünlerin işlevinin ne olduğunu, neresinin bozulduğunu bilemiyorsunuz. Eskiden her dedenin bir tamir kutusu vardı. Radyosunu, teybini kendisi tamir ederdi. Artık o günler geride kaldı ve teknoloji ürünleri bozulduğu zaman çöp kutularının içinde, tüm dünyada olduğu gibi bizde de yerini almaya başladı.
* * *

Bu yüzden, bugünün oyuncakları çocuğun yalnızca oyun oynamasına yarıyor. Ona teknolojik açıdan hiçbir yaratıcılık katmıyor. Belki de mekanikle ilgili öğreti de belli bir süre sonra okul kitaplarından dışlanabilir. Ama mekanik olsun, dijital olsun üretilen oyunlar aynı.
Bugün çocuklar atari salonlarına gidiyorlar ve saatlerce oyun oynayarak zamanlarını öldürüyorlar; hem de sanal bir ekran önünde. Gelişen teknoloji, para kazanabilmek için, onlara oyundan başka bir şey sunmuyor. Eğitimle ilgili sunduklarıysa gelişimsiz ve yetersiz. Oyun teknolojisindeki gelişim, eğitim teknolojisine aynı oranda yansımıyor.
* * *

Benim çocukluğumda tilt oyunları vardı. Bu makinelerin bulunduğu salonlara tilt salonu denilirdi. Ayrıca bu salonlarda langırt masaları olur, dörtlü ikili futbol oyunu oynanırdı. Tavla yine tavla, satranç yine satranç. Tilt salonlarına 18 yaşından küçük çocuklar giremezdi; bu yüzden, lise yıllarında hangi salona gitsek kapısından ya geri çevrilir, ya dışarı atılırdık. Artık her ev bir tilt salonu. Üstelik de sanal bir görüntüde oyun oynadığımız boyutsuz, dokunamadığımız gereçlerle dolu bir tilt salonu...
Bir tutku biçiminde kazanmaya programlanmış ve kazanımın sanal bir camda olduğuna inandırılmış çocuklar... Bugün tilt oyunlarının pek çoğu dijital ortama uyarlanmış, korkunç ve eli silahlı kahramanlarla donanmış, karşımızda duruyor...
* * *

Daha önceki yazımda da söylemiştim: Çocuklar için bilgisayar oyunları üreten Nintendo'nun bugüne kadar ürettiği oyun sayısının 2000'i aştığını, sattığı kartuş sayısının bir milyarı bulduğunu, bunları uç uca eklediğimizde dünyanın çevresini iki kez dolaştığını düşünürsek; yarınlara yalnızca bilgisayarları oyun oynamak için kullanan, gözleri bozulmuş, sürekli gerginlik içinde, yerinde oturamayan hiperaktif çocuklar yetiştirdiğimizi daha iyi anlarız...

PAZAR
"Biz esmer bir ırkız, neden sarışın olmaya çalışıyoruz?"
Derbinin kaderi Brezilyalıların elinde
"Hasta değiliz, bekarız"
Didim'de su faturaları bile İngilizce
Fonda İbrahim Tatlıses çalan bilgisayar oyunu
Sıcak kumsalların ateşli şarkıları
"Bu işte bir aptallık var"
"Baba, oğul, torun... Aynı aileden üç nesle hizmet veriyoruz"
Yemek - Haberler
Dünyada morgıç ahrette borç
Terazi ve ünlüleri
Bodrum yolundaki lezzet durakları
12 Eylül neler getirdi?
Sofranızdan çorbayı eksik etmeyin
Cinsel özgürlük "yalan" özgür seks "çöp" oldu
Bütün çevirmenler eşit değildir
Tilt makineleri ve langırt salonları





Ahmet Turhan Altıner
Hakan Kırkoğlu
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet