|
 |
|
|
Halterin çivisi çıktı
Şaşırmamak elde değil. Türk halterinin itibarı sıfırlanmış, dünyaya rezil olmuşuz, ama beyler istifa sözcüğünü ağızlarına almıyor.
Hadi onlardan vazgeçtik, Gençlik ve Spor Genel Müdür Vekili Mehmet Atalay neden harekete geçmez?
Bunca rezillikten sonra hala federasyon başkanını savunması, arkasında durması normal mi?
Yoksa sayın Atalay seçim sürecinde destek verdiği bir federasyon başkanı ve ekibinin işleri eline - yüzüne bulaştırmasını mı kabullenemiyor?
Merak ediyorum, bir spor yöneticisinin istifa etmesi ya da görevden alınması için başka ne gibi bir skandal yaşanması gerekiyor?
Halter Federasyonu'nun tüm uluslararası faaliyetleri askıya alınıyor ama başkanı "Bu işi temizlemeden gitmem" diyor.
İşi bu hale getiren kim peki?
Geçmiş dönemde yaşanan bir doping olayı sonrası dönemin federasyon başkanını istifaya davet eden Naim Süleymanoğlu, asbaşkanı olduğu federasyon boğazına kadar çamura battığı halde "Olur böyle ufak tefek kazalar" deyip koskoca skandalı görmezden gelmeye çalışıyor.
Pes doğrusu!
Türk halteri iflas etti. İnsanlar baştacı ettikleri bu spora olan inancını, en popüler sporcularına duyduğu güveni kaybetti.
Halter karalanmış, doping damgasıyla yara almış bir branş artık.
Beceriksizlik, ödül kavgası, kişisel hesaplaşmalar, iktidar hırsı bakın ne hale soktu Türk sporunun gözbebeğini?
Göreceksiniz arkası çorap söküğü gibi gelecek.
Eski defterler açılacak, yıllardır gizlenen pek çok olay, şaşıracağınız isimler gündeme taşınacak. Ne itiraflar, ne suçlamalar, ne belgeler çıkacak ortaya. Duyduklarınıza inanamayacaksınız!
1987 yılından bu yana halteri takip eden bir gazeteci olarak Katar'da yapılacak oturumda belirlenecek cezaların süresi beni artık hiç ilgilendirmiyor.
İster para cezası versinler, ister sürekli men etsinler.
Çöken sistemi onarmaya çalışmak beyhude çaba. A'dan Z'ye revizyon şart.
Antrenöründen sporcusuna, başkanından masörüne temiz bir sayfa açmadığınız takdirde, yarın benzeri sıkıntıların yaşanması kaçınılmaz olacak.
Bunca olay kolay kolay unutulmaz, hafızalardan silinmez ama...
Şimdi gelin de siz sporun erdem, sporcunun ahlaklı olması gerektiğine inandırın insanları...
Sebat'ın hakkı yendi
Başarıyı ödüllendirmek, rekabeti artırmak güzel de, işin içine para girince bozuluveriyoruz.
Hafta içinde yaşanan olay bunun en canlı kanıtı. Karagümrük - Akçaabat Sebatspor maçının erteleniş nedeni ve bundan sonra başımıza gelecekleri sevgili Ercan Güven dünkü Ters Köşe'sinde yorumlamıştı.
Ancak ben Futbol Federasyonu'nun bu olayda erteleme yerine ev sahibi takım aleyhine hükmen yenilgi kararı vermesini beklerdim.
Soyunma odalarına haşere ilacı sıkmanın, rakip takım otobüsünün camlarını parçalamanın ve futbolcularını sindirmeye çalışmanın bedeli erteleme olamaz.
Kimse kusura bakmasın, "Maç daha başlamamıştı, olaylar maçtan önce yaşandı" bahanesinin ardına sığınmak insanın aklına başka şeyler getiriyor!
O stattan, o soyunma odalarından sorumlu olan Karagümrük kulübüdür.
Hiçbir şey yaşanmamış gibi ertesi gün maçı oynatıp işin içinden sıyrılmak mümkün değildir.
Şimdi merak ediyorum. Sayın federasyon yöneticileri acaba Karagümrükspor Kulübü'nü Disiplin Kurulu'na sevk etmiş midir?
Ve yine merak ediyorum etmişse hangi gerekçeyle etmiş, bu maçı da neden oynatmıştır?
Zor gün dostları
Hayranım üç büyük kulübümüzün işbilir yöneticilerine. İşin içine akçeli konular, ortak çıkarlar girince ne ezeli rekabet kalıyor ortada, ne kavga gürültü.
Omuz omuza verip ne güzel de savunuyorlar haklarını...
İşte size Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ın son yıllarda kader birliği yaptığı bir kaç konu;
Bu güzide kulüplerimiz önce yüzmilyonlarca dolarlık vergi borçlarının affedilmesi için Maliye bakanlığının kapısını çalıp bir ağızdan yoksulluk edabiyatı yaptılar.
Geçen yıl talimata aykırı davranan kulüp yönecilerine öngörülen hak mahrumiyeti cezasının kaldırılması amacıyla Tahkim Kurulu'nu harekete geçirdiler.
Ardından teberrulu bilet satışını yasaklayarak vergisiz kazancın önüne geçmeyi hedefleyen federasyon kararının kaldırılması için işbirliğine gittiler.
Temmuz ayındaki genel kurulda naklen yayın gelirlerinin adaletli dağılımını isteyen diğer kulüplerin talebini iptal ettirmek amacıyla mahkemeye dava açtılar. Futbol Federasyonu ile kapalı kapılar ardından pazarlık yapıp istediklerini kopardılar, ötekileri figüran yerine koydular.
Geçtiğimiz günlerde yine Tahkim Kurulu'na başvurdular. Bu kez statlarda maç öncesi ve sonrası çekilen görüntülerin yayının engellenmesini istediler. Hedefleri tribünlerde yaşanacak olası çirkinliklerin gizlenmesi, olayların kamufle edilmesi ve milyonlarca insanın gözünden kaçırılmasıydı!
Yani siz bakmayın zaman zaman kavga edip, gürültü çıkardıklarına...
Ne de olsa ülkede futbol üç büyüklerin ekseninde dönüyor.
Onlar da işlerini çok iyi biliyor.
Bahis yasak ya reklam?
Futbol Federasyonu'nun bu sezon uygulamaya koyduğu akreditasyon sistemi kısa sürede benimsendi.
Ufak tefek aksaklıklar yok değil ama statlarda gözle görülür bir düzen var artık.
Geçenlerde dikkatimi çekti. Hakemlere dağıtılan sezonluk akreditasyon kartlarının üzerine İddaa oyununun logosunu koymuşlar. Karşılığında mutlaka bir gelir sağlanmıştır. Ama aklımıza hemen yeni disiplin talimatının hakemlere bahis oyununu yasaklayan hükmü geldi...
Hakemlerimize İddaa oynamak yasak, reklamını yapmak serbestti.
Ne diyelim darısı futbolcuların başına.
Dölkeleş'in ayrıcalığı
Gözlemci ve Temsilciler Kurulu'nun sezon başında yürürlüğe giren talimatı, Futbol Federasyonu'nda ücretli olarak çalışan kişilerin bu görevi yapmalarını yasakladı. Yılların gözlemcileri Federasyon Başkanı Dr.Levent Bıçakcı'nın isteği üzerine artık bu göreve gönderilmiyor.
Ama bir kişinin ayrıcalığı var.
O da Bedri Dölkeleş. Dölkeleş söz konusu kurulun genel sekreteri. Maaşlı elemanı. Yani federasyondan bu işin karşılığı para alıyor. Tıpkı gözlemcilik yapmaları yasaklanan diğerleri gibi.
Ama Dölkeleş ne hikmetse uygulamakla yükümlü olduğu talimata aykırı bir şekilde gözlemcilik de yapıyor. Maçlara gidiyor, hakem değerlendiriyor, tazminatını alıyor.
Sakın "Elimizde fazla gözlemci yok, mecbur kalıyoruz" mazeretinin ardına sığınmayın.
Yoksa "Sıkıntı yaşayacağınızı bile bile bunca yıllık deneyime sahip onca insanı niye çıkardınız kadrodan" diye sorarlar size...
cersen@milliyet.com.tr
|
|
|

|