|
 |
|
|
Turşulu hoşaf lengerine tutsak düşüp, düşmemek...
Cumartesi sabahı her zamankinden daha geç, şöyle gerinerek yataktan kalktığınızda, ne aklınıza Başbakan Tayyip Bey'i çemberleyen sorunlar gelir; ne Köyceğiz çarşısındaki küçücük lokantasında, köfteci Mehmet Doğurgan'ın eşiyle birlikte güne nasıl hazırlanmaya başladığı...
Oysa sabahları kalktığımızda aklımıza gelmeyen konular yazar biraz da alın yazımızı...
Ve alın yazıları Tokyo'da başka türlü yazılır, Berlin'de başka türlü, Bitlis'te başka türlü...
* * *
Şimdi size biraz tuhaf görünse de; yeryüzündeki tüm insanların kendi alın yazılarını kendilerinin yazacağı bir döneme doğru gidiyor dünya...
Ancak bunun için en başta gelen koşul, beyninizin buzlanmamış olması...
Ne yazık ki anlatılması da, algılanması da en zor konu; buzlanmış beyinlerle, buzlanmamış beyinler arasındaki fark...
* * *
Özellikle tam gelişmemiş mesleksiz ülkelerde demode politikacılar, beyinleri buzlandırma peşindedirler ve sık sık kürsülere çıkarak bağırıp dururlar:
- Vatanı sevmek her şeyden önde gelir...
Bendeniz de desem ki:
- Mesleğini sevmek, vatanı sevmekten önde gelir...
Aramızda bir çatışma çıkar mı, çıkmaz mı?
* * *
Eğer alın yazınızı kendiniz yazmak istiyorsanız, her iki değerlendirme üstünde bir kez daha düşünürsünüz.
Yok, alın yazınızı kendinizin değil de, olayların yazacağı bir sürüklenme içindeyseniz; buzlanmışlığınıza sıcak su döktüğüm için hemen öfkelenebilirsiniz bendenize...
Sonra da yıllar geçer, borç harç içinde; zaman zaman yan yollara da sapmaya çalışarak, hayatta sönük kalmışlığın hıncıyla, önünüze geleni suçlamaya başlarsınız. Çocuklarınız büyüdükçe dertleriniz de çoğalır.
* * *
Mesleğini sevmek, vatanı sevmekten önde gelir, kantarını benimsediğimizde...
Örneğin Köyceğiz çarşısında, bol soğanlı, domatesli piyazla, lezzeti unutulmaz cızbız küçük köfteler pişirmeye bir hayat koyduğumuzda...
Nelerimiz ve nelerimiz olmaz ki...
Cumartesi sabahları gerinerek yataktan kalktığımızda, yine ne Başbakan Tayyip Bey'i çemberleyen sıkıntıları düşünürüz; ne Türk bayrağının hangi cenazelerde tabuta örtülüp, hangi cenazelerde tabuta örtülemeyeceğini; ne de Ermeni soykırımıyla ilgili iddiaların açık seçik konuşulmasından kimlerin kaygılanıp, kimlerin kaygılanmadığını...
Sadece küçücük lokantamızın duvarlarına, Köyceğiz'in yüz yıl önce çekilmiş ilk fotoğraflarını koymayı düşünürüz...
* * *
Aklınıza gelir mi ki, Köyceğiz'de küçücük bir cızbız köfte lokantasının duvarlarına Köyceğiz'in yüz yıl önce çekilmiş ilk fotoğraflarını koymak; değişik türdeki bir vatan sevgisinin en somut örneğidir? Vatanı sevme nutuklarına da bin basar...
* * *
İnsanlık kötüye gitmez, Türkiye de gitmez... Olsa olsa buzlanmış beyinlerin yoğun olduğu yöreler, tarifsiz acılar çekerek ve birkaç kuşağı daha ziyan ederek girerler gelişmiş bir hayatın evrensel rotasına...
Vatanı milleti sevme nutuklarıyla ıskalanıp gitmedi mi 20. yüzyıl da?.. İnsanların yaşam kalitesi açısından, Yunanistan'ın dahi 60 basamak altına düştük...
* * *
Neden bu kadar altlara düştük ki acaba?
Kurnazlıktan akla ve saydamlığa, nasyonalizmden enternasyonalizme uzanan köprülere karşı, körlüğü yeğlediğimiz için mi?
* * *
ABD ile AB'nin Lozan Antlaşması'nı delip Türkiye'yi parçalamak niyetinde oldukları iddiaları dolaşıyor ortalıkta...
Soğuk Savaş yıllarında ise, zaten Lozan'ı imzalamamış olan Washington politikalarına kimse toz kondurmuyordu.
O yıllarda NATO üslerinden başka, bir de Pentagon'un özel askeri üsleri vardı Türkiye'de ve o üslerde orta menzilli Atlas ve Jüpiter füzeleri bulunuyordu.
Kimsenin gıkı çıkmıyor, tam tersine devlet eliyle kişi zengin etme vurgunlarının üstüne gidenler, Pentagon'culuğu eleştirenler, yine vatan aşkıyla linç edilmeye kalkılıyordu.
* * *
Artık kurnazlıklar, demagojik tatavalar dönemi bitmekte ve "ulus-devlet" modeli aşılmakta... İnsanların kendi alın yazılarını, kendilerinin yazmaları dönemine doğru koşulmakta...
Yönetici kadroların yalancılıklarıyla talancılıkları; yolsuzluklarıyla soysuzlukları su yüzüne çıkmakta ve silah alımlarındaki aşırılığın, yatırımları engellediği kristalleşmekte...
Ne var ki buzlanmış beyinler, hiç hazırlıklı değiller böyle bir değişimle bütünleşmeye...
O yüzden de birtakım uğursuz çalkantıların tohumları serpildikçe serpiliyor.
* * *
Kimsenin pek de üstünde durmadığı asıl zehirli sorun ise, Türkiye'nin parçalanması değil. Türkçe dilinin hızla erozyona uğraması...
Genç kuşakların konuştuğu Türkçe, 400-200 kelime arasında yoksullaşıp gitmekte...
Vatan, millet, bayrak sevdası çok ateşli ama, Türkçe sevdası bir hayli sönük...
Ve Türkçe'nin yüz yıl sonrasını öngörme olanağı yok kimsede...
* * *
AB üyeliği için müzakerelerin başlamasıyla, hamasetçilik avantalarının azalacağından kimse kaygılanmasın. Nasıl olsa öncelikle Ankara tarafından sürüncemede bırakılacak o müzakereler...
Sonra da, bireylerin yaşam kalitesi açısından daha da gerilere düşüldükçe; birtakım çırpıntılarla birlikte, şimdi "ihanet" diye suçlanacak yeni değerlendirmeler çıkacak ortaya...
Kurnazlıkların yerini akıl, nasyonalizmin yerini enternasyonalizm almaya başlayacak.
21. yüzyılın değişimlerine karşı koyma benavalığı, rendelenecek iyice...
* * *
Hazır cumartesi gelmiş, şöyle gerinerek kalkmışız yataktan...
Sırası mı şimdi, kaç yüz yılın buzlanmışlığı üstüne sıcak su dökmeye kalkmanın...
Bendeniz de biliyorum, vallahi değil...
Ama işte yine de aklınız biraz takılmasın mı şu soruya:
- Alın yazımızı kendimiz mi yazmalıyız, yoksa turşuyla hoşaf karışımına dönüşmeye başlayan bir lengerin içinde, olaylar mı yazmalı?
c.altan@prizma.net.tr
|
|
|


 | Taha AKYOL | | Ermeni konferansı İKİ açıdan bakıyorum. Biri, bu konferansın en... | |  | Çetin ALTAN | | Turşulu hoşaf lengerine tutsak düşüp, düşmemek... Cumartesi sabahı her zamankinden daha geç, şö... | |  | Melih AŞIK | | Aktif pazarlama Başbakan Tayyip Erdoğan, Galataport ihalesini... | |  | Fikret BİLA | | Çiçek: 'Hapşıramayacak mıyız?' Boğaziçi ve Sabancı üniversitelerinin düzenle... | |  | Hasan CEMAL | | Hey siz, demokrasi korkusu içinde yaşayanlar! 3 Ekim savaşları devam ediyor, devam edecek. ... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Gene "o kafa" Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen seminerd... | |  | Can DÜNDAR | | Aynı kafa Erivan'a gittik geçen aralıkta.. | |  | Abbas GÜÇLÜ | | Sezen, İzmir ve kardelenler Tülay Aktaş, İzmir eski valilerinden Kutlu Ak... | |  | Semih İDİZ | | Ülkemize bir leke daha sürülmüş oldu Türkiye'yi tartışmak üzere Washington Enstitü... | |  | Sami KOHEN | | Canavarı kim yarattı? Daha birincisinin öldürücü, yıkıcı etkisi sil... | |  | Hasan PULUR | | 'Dün, dündür!' lafı ve yasak kararı... Kim ne derse desin, başta biz "Süleyman Bey"i... | |  | Derya SAZAK | | 3 Ekim kavgası Ankara kendi ayağına kurşun sıkıyor! | |  | Meral TAMER | | Tomografi çektiren, reçel pişirirse! Geçen hafta bacağımdaki bir şişlik nedeniyle ... | |  | Tamer HEPER | | Karara ihtiyaç yok Ne ilginç bir şehirde yaşıyoruz, inanın. Okuy... | |  | Güngör URAS | | Ezan vakti Beethoven 1924 Anayasası'nda sosyalizm yoktu. Devletçil... | |  |  | M. Ali BİRAND | | Yaşasın Türk Adaleti(!) Karşı karşıya geldiğimiz durum gerçekten komi... | |
|
|