|
 |
|
|
Hey siz, demokrasi korkusu içinde yaşayanlar!
3 Ekim savaşları devam ediyor, devam edecek. Öyle anlaşılıyor.
Çünkü demokrasi kolay değil. Hukuk devleti kolay değil. İnsan hakları kolay değil. Kısacası, uygarlaşmak kolay değil.
Lafla olmuyor.
Ezbercilikle olmuyor.
Yalnız dile pelesenk ederek, sloganlara indirgeyerek olmuyor demokrasi de, hukuk devleti de, insan hakları da.
Zaman alıyor.
Çünkü en güç olan, kafaların değişmesi. Zihniyet değişmeden, yasaları ne kadar değiştirsen de, ne kadar demokrasi ve hukuk devleti sloganları atsan da bir arpa boyu yol gidebiliyorsun.
İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin Ermeni Konferansı'nı durdurma kararı bu bakımdan son yılların belki de en çarpıcı örneği.
Bir mahkeme kalkıyor, bir üniversite çatısı altında yapılacak uluslararası bir toplantıya hayır diyebiliyor. Toplantının bilimselliğini, katılımcıların yetkinliğini sorgulayabiliyor.
Yargı bilime karışabiliyor!
Dünkü yazımda da belirttim:
Tüyler ürpertici bir şey bu.
Bilimsel özgürlüğe de, üniversite özerkliğine de, hukuk devletine de, demokrasiyi demokrasi yapan ifade özgürlüğüne de bir darbedir bu mahkeme kararı. Adalet tarihimize kara bir leke olarak geçeceği konusunda kuşkum yok.
Bu kafanın değişmesi lazım.
Bu zihniyetin değişmesi lazım.
Bu zihniyet ve kafalarla mücadele lazım, eğer ülkemizde demokratik hukuk devleti bir gün tüm kural ve kurumlarıyla yerleşecekse...
Başka çaremiz yok.
Çünkü bu kafalar, demokrasi korkusu içinde. Çünkü bu kafalar, hukuk devleti istemiyor. Çünkü bu kafalar, insan hakları deyince irkiliyor.
İşte bunun içindir ki, Türkiye'de bir süredir 3 Ekim savaşları veriliyor.
Bitmeyecek bir savaş bu.
3 Ekim sonrası da sürecek.
Çünkü bu kafalar, Avrupa Birliği'ne takmış durumda. Avrupa yolundaki bir Türkiye'nin daha fazla demokratikleşeceğinin farkındalar. Avrupa yolundaki bir Türkiye'nin yüzünü çok daha fazla hukuka ve insan haklarına döneceğinin farkındalar.
Bu nedenle, sürekli provokasyon ve kışkırtma atağı içindeler. Orhan Pamuk'u bu yüzden hedef haline getiriyorlar. Ermeni Konferansı'nı bunun için yasaklamaya kalkışıyorlar.
Oysa kitaplar özgürce yazılsa, serbestçe okunsa, istenildiği gibi tartışılsa ne olacak? İnsanlar, demokrasinin özgür tartışma geleneğinde buluşsalar ne olacak?
Bu sayede gerçekler daha çok aydınlanmış olmaz mı? İnsanlar kendi geçmişleriyle, toplumlarıyla, gelecekleriyle daha barış ve huzur içinde yaşamazlar mı? Daha olgunlaşmış olmazlar mı?
Niye korkuluyor?
Ermeni sorunu tarih içindeki yeriyle niçin tartışılmasın ki? Herkes kendi fikrini ne diye serbestçe dile getirmesin ki?
Üniversiteler bunun için değil mi?
Üniversite özerkliği, bilimsel özgürlük bunun için değil mi?
Ortaçağ'da dünya dönüyor diyen bilim adamları engizisyon mahkemelerinde zulüm görmüş, hatta canlı canlı yakılmışlardı. Ama bu zulüm, dünyanın döndüğü gerçeğini ortadan kaldırmamıştı.
Bu çağ tarihte kalmadı mı?
Biz hâlâ 90 yıl öncesi yaşanmış kepazelikleri üniversite çatısı altında bile ele alıp tartışamayacak mıyız? Bunların kitaplarını, romanlarını yazamayacak mıyız? En aykırı seslerden en makul seslere kadar her türlü sesin çıkmasını mümkün kılmayacak mıyız? Yoksa yasaklar dünyasında mı yaşayacağız?
Aklınızdan zorunuz mu var?
O bilimsel platformu beğenmeyebilirsiniz. Oraya katılanların ilmi seviyelerine dudak bükebilirsiniz. Orada tek yanlı bir hava olduğuna inanabilirsiniz.
Olabilir bunların hepsi.
Ama yeter ki yasakçı olmayın!
Ama yeter ki saldırganlaşmayın!
Siz de gelin bir araya, bir başka platform kurun ve istediğiniz gibi tartışıp eleştiri hakkınızı kullanın.
Bu kadar basit.
Ama derdiniz bu değil.
Siz, karıştırmak istiyorsunuz ortalığı. Siz, Türkiye'nin Avrupa yolunu kesmek istiyorsunuz. Siz, darbe dahil, kardeş kavgası dahil her türlü kötülüğün peşindesiniz.
Çıldırdınız mı?
Ama hiç heveslenmeyin!
Hevesiniz kursağınızda kalacak çünkü. Türkiye'de demokrasiye, hukuk devletine, insan haklarına sahip çıkanlar sizden çok daha kuvvetli çünkü...
Hey siz!
Demokrasiden korkanlar!
Size sesleniyorum: Kazanma şansınız hiç yok!
Tarihe çok kötü geçeceksiniz. Türkiye'nin demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları yolundaki tarihi yürüyüşünü durduramayacaksınız.
Bu satırları yazarken, iyi bir haber geldi:
Ermeni Konferansı bu sabah Bilgi Üniversitesi'nde yapılacak. Dileriz, her türlü güvenlik önlemi alınır, konferansın huzur içinde geçmesini sağlamak için...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|


 | Taha AKYOL | | Ermeni konferansı İKİ açıdan bakıyorum. Biri, bu konferansın en... | |  | Çetin ALTAN | | Turşulu hoşaf lengerine tutsak düşüp, düşmemek... Cumartesi sabahı her zamankinden daha geç, şö... | |  | Melih AŞIK | | Aktif pazarlama Başbakan Tayyip Erdoğan, Galataport ihalesini... | |  | Fikret BİLA | | Çiçek: 'Hapşıramayacak mıyız?' Boğaziçi ve Sabancı üniversitelerinin düzenle... | |  | Hasan CEMAL | | Hey siz, demokrasi korkusu içinde yaşayanlar! 3 Ekim savaşları devam ediyor, devam edecek. ... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Gene "o kafa" Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen seminerd... | |  | Can DÜNDAR | | Aynı kafa Erivan'a gittik geçen aralıkta.. | |  | Abbas GÜÇLÜ | | Sezen, İzmir ve kardelenler Tülay Aktaş, İzmir eski valilerinden Kutlu Ak... | |  | Semih İDİZ | | Ülkemize bir leke daha sürülmüş oldu Türkiye'yi tartışmak üzere Washington Enstitü... | |  | Sami KOHEN | | Canavarı kim yarattı? Daha birincisinin öldürücü, yıkıcı etkisi sil... | |  | Hasan PULUR | | 'Dün, dündür!' lafı ve yasak kararı... Kim ne derse desin, başta biz "Süleyman Bey"i... | |  | Derya SAZAK | | 3 Ekim kavgası Ankara kendi ayağına kurşun sıkıyor! | |  | Meral TAMER | | Tomografi çektiren, reçel pişirirse! Geçen hafta bacağımdaki bir şişlik nedeniyle ... | |  | Tamer HEPER | | Karara ihtiyaç yok Ne ilginç bir şehirde yaşıyoruz, inanın. Okuy... | |  | Güngör URAS | | Ezan vakti Beethoven 1924 Anayasası'nda sosyalizm yoktu. Devletçil... | |  |  | M. Ali BİRAND | | Yaşasın Türk Adaleti(!) Karşı karşıya geldiğimiz durum gerçekten komi... | |
|
|