|
'Dün, dündür!' lafı ve yasak kararı...
Kim ne derse desin, başta biz "Süleyman Bey"in yaptıklarını hiç unutmasak da, son yıllara damgasını vuran, söyledikleri, adeta düstur, ilke haline gelen politikacı Sayın Süleyman Demirel'dir.
"Yollar yürümekle aşınmaz" demiş, "Memleket 70 sente muhtaç" demiş, "Kendim için bir şey istiyorsam namerdim!" demiş. Bu özdeyişler, vecizeler siyaset meydanının duvarına kazılmıştır.
Hele "Dün dündür, bugün bugündür!" lafı yok mu?
Hiç unutulmaz!
* * *
Yıllar sonra bugünkü Başbakan Tayyip Erdoğan da adeta ondan kopya çekmiştir.
Tabii, ufak tefek farklarla...
Sayın Demirel, hiç olmazsa "Dün dündür, bugün bugündür" derken 24 saatlik bir süre tanımıştır.
Oysa Tayyip Erdoğan bu süreyi iyice düşürmüş; saat 13.30, İsrailli işadamı Sami Ofer'le görüşmediğini söylerken, 10 saat sonra televizyonda Ofer'le görüştüğünü kabul ederek, Demirel'in 24 saatlik rekorunu 10 saate indirmiştir.
Yani "Dün dündür, bugün bugündür" lafı "Sabah sabahtır, gece gecedir"e dönüşmüştür.
* * *
Tüpraş'ın yüzde 14.75 hissesinin İsrailli Ofer'e satılmasının hikâyesini okurken, polisiye ya da bir casusluk hikâyesi okuyup okumadığımızın tereddüdünü yaşadık.
Ne esrarengiz satış bu...
Gece yarısı İstanbul'dan özel bir uçak kalkar, içinde İsrailli işadamı Ofer ve Global Menkul'un sahibi Mehmet Kutman vardır. Uçak Ankara'ya iner, perdeleri inik, siyah bir otomobile atlarlar, araba gecenin sessizliğini ve karanlığını delerek, Maliye Bakanlığı'na gelir. Maliye Bakanı Unakıtan, misafirlerini ayakta karşılar. Sabahın ışıkları bakanlığın kalın perdeleriyle örtülü pencerelerinden sızarken, toplantı biter. Maliye Bakanı misafirlerini uğurlar ve mesai başlar başlamaz, saat 9'da Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na emrini verir:
"Tüpraş'ın 14.75 hissesini Ofer'e satın, gitsin!"
Ne açıklık, ne saydamlık değil mi?
* * *
Bir buluşma daha...
Baba oğul Oferler, Ankara'ya gelirler, otelin balo salonunun arka kapısından içeri girerler, özel bir süitte Başbakan'ı beklerler. Aşağıdaki salonda AKP'nin kuruluş yıldönümüne katılan Başbakan yukarı çıkar, "Oferler"le görüşür. "Oferler" görüşmeden sonra, bu defa garsonların servis kapısından otelden ayrılır. Bir süre sonra da baba Ofer, hem Başbakan'a teşekkür eder, hem de AKP iktidarını över:
Ve ekler:
"Bu durum bizi Türkiye ile ilgili gelecek fırsatlar açısından heveslendirmektedir."
Kim heveslenmez ki?!
* * *
Bir başka konu...
Boğaziçi Üniversitesi'ndeki "Ermeni konferansı"nı mahkemenin ertelemesine hiç gerek yoktu...
Toplantının bilimsel olup olmadığı tartışılabilir ama, engellemek hiç doğru değil.
Tıpkı Orhan Pamuk hakkında dava açmak gibi...
"Türkler 1 milyon Ermeni'yi kestiler, 30 bin Kürt'ü katlettiler!" safsatasını ispat edebildi mi?
Edemedi; bu ona yeter...
Düşünce, yalan yanlış da olsa yasakla önlenmemeli...
Lakin "Türkler 1 milyon Ermeni'yi kestiler, 30 bin Kürt'ü öldürdüler, palavrası da düşünce özgürlüğüne girmez."
Haaa, "palavraya özgürlük!" derseniz, haklısınız!
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|