Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 26 Eylül 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
En son ne zaman bir yalan sizi şaşırttı?

tubaakyol@milliyet.com.tr
Politikacılar yalan söylüyor. Gazeteciler yalan söylüyor. Reklamlar yalan söylüyor. Ünlüler yalan söylüyor. Yalan söylemek ayıp bile değil artık. Herkes yalan söylüyor!


Kate Moss niye özür diledi?" dedi bir arkadaşım. Hadi başka hiçbir şey okumuyorsun, bari benim köşemi oku, değil mi? Yazdım ya geçen hafta. Kokain kullanırken fotoğrafları çekildi.
"Üf onu biliyoruz herhalde" dedi, "Ama niye özür diledi? 'Kokain içiyorsam içiyorum kardeşim. Size ne?' tipi bir kadındı o sanki."
İnsanın kendine zarar verme hakkı da tartışılabilir, evet. Kate Moss "Size ne?" diyebilirdi, "Bu benim hayatım" diyebilirdi.
Diyemezdi. Çünkü yalan söyledi. Kokain kullanmadığını söyledi. Kokain kullandığını yazan bir gazeteyi dava etti. Üstelik davayı da kazandı. Şimdi nasıl "Size ne?" diyecek? Daha önce demeliydi. Oysa o yalan söyledi.
Fakat yine de sorulabilir tabii: "Niye özür diledi?" Zira bizim buralarda, dünyada da farklı değil esasında, herkes mütemadiyen yalan söylüyor.
Gamze Özçelik "O kadın ben değilim" derken; tamam, şoktaydı. Peki malum olayın gerçekleştiği yerin niye Gökhan Demirkol'un anne-babasının yatak odası olduğunu söyledi?
Kaya Çilingiroğlu niye Feraye Tanyolaç ile "sadece arkadaş" olduklarını söyledi?
Bir magazin ünlüsünün yalan söylemesi en son ne zaman sizi şaşırttı?
Sadece onlar mı?
Politikacılar yalan söylüyor.
Bir politikacının yalan söylemesi en son ne zaman sizi şaşırttı?
Reklamlar yalan söylüyor.
Bir ürünün reklamda anlatıldığı gibi olmaması en son ne zaman sizi şaşırttı?
Gazeteciler yalan söylüyor.
Bir gazetecinin birkaç gün önce yazdığı şeyi birkaç gün sonra değiştirip tam tersini yazması en son ne zaman sizi şaşırttı?

Önce yalan, sonra düşün
Yalan söylemek meziyet haline bile geldi. Seray Sever, Çelik Erişçi ile ilişkisi olup olmadığını soran gazetecilere "Hayır" deyip sonra övünüyor: "Ama ben yakalanana kadar tüm ilişkilerimi inkar ederim."
Niye? Çünkü yalanı ortaya çıksa bile ne gam! Kimse yadırgamıyor. Pişkin pişkin sırıtmak yeterli oluyor. Kör gözüm parmağına, göstere göstere yeni bir yalanla "durumu kurtarmak" ise zeka göstergesi sayılıyor.
Hatta o zaman "star" bile olunuyor. En iyi yalan söyleyen politikacı iktidar oluyor. En iyi yalan söyleyen reklam, ürünü sattırıyor.
Artık çoğu insan düşünerek yalan söylemiyor. Yalan söylüyor, sonra düşünüyor, durumu gözden geçirdikten sonra ille de gerekiyorsa, ancak o zaman doğruyu da söylüyor.
Çiftler, yakın arkadaşlar dış dünyaya birlikte yalan söyleyebiliyor olmayı ilişkilerinin sağlamlığına yoruyor. Bırakın yalan söylerken birbirlerinden utanmayı, birbirlerinin ağzından lafı alıp yalanı yalanla köpürtmek onlara eğlenceli bile geliyor.
Yalan söylemek artık ayıp bir şey bile değil. Değil mi? Ne zamandan beri?

"Yalan"dan bir dil
Bir randevuya geç kalan herkes trafikte takıldığından beri. O gün canı işe gitmek istemeyen herkes ya bizzat kendisinin ya da bir yakınının hasta olduğunu söylemeye başladığından beri.
Gündelik hayatı idame ettirmek için "yalan"dan bir dil kurduğumuzdan beri.
Davet edildiğiniz o yere gitmek istemiyorsanız, "Hay Allah, çok isterdiniz ama daha önce başka birine söz verdiniz ne yazık ki" değil mi?
Yalan söylemek ayıp değil ama "Bugün hiç canım istemiyor" demek ayıp, öyle mi?
Gün boyu, hiç düşünmeden, kurmadan-etmeden kaç yalan söylüyor bir insan?
Kaç yalan dinliyor?
Bir gün gerçekten de kurtlar koyunlara saldıracak ama "yalancı çobana" kimse inanmayacak. Ya da kim bilir, belki kurtlar çoktan geldi, koyunları yedi, yedikleri koyunların postuna bürünüp sürüye karıştı.
Şimdi de çobanla dalga geçiyorlar.


Ortada bir yalancı var ama yalan yok.Ortada bir yalan var ama yalancı yok...

Bir arkadaşımın sevgilisi yalandan, yalan söylemekten nefret eder. Bu yüzden bazen hiç konuşmaz, hepimizi hasta eder.
Bir akşam arkadaşım, adam eve erken gelsin istiyor, telefona yapışıyor, mütemadiyen sevgilisini arıyor: "Ne zaman geleceksin? Kaçta geleceksin? Hadi gelsene, hemen gelsene..."
Şımarıyor, şirinlik yapıyor falan ama o kadar çok ve sık arıyor ki! Bir, iki, üç, beş...
Sonunda sevgilisi "Yoldayım" diyor.
Hah tamam. Geliyor herhalde. Bizimki rahatlıyor, aramayı bırakıyor. Fakat bir saat sonra sevgili hala ortalıkta yok. Nerede bu adam? Şirinlik falan kalmıyor tabii. Arkadaşım kızıyor. Çok kızıyor.
Bir hışım tekrar arıyor. Adamın hâlâ oturmakta olduğu yerde oturmaya devam ettiğini öğrenince acayip şarlıyor:
- Gelip gelmemen değil mesele. Önemli olan bana yalan söylemen. Niye yalan söyledin?
- Yalan söylemedim!
- Yoldayım dedin ama.
- Yoldaydım.
- Yolda olsaydın, şimdi evde olurdun.
- Telefonla konuşurken yoldaydım.
Nasıl yani?
Şöyle: Herif ha bire telefonla aranmaktan sıkılmış. Ama bizimkinin "Ne zaman geleceksin?" sorusuna da cevap veremiyor çünkü kendisi de bilmiyor. Oturuyor işte. Kalabalık bir yerde. Bu yüzden de telefonla konuşurken kapının önüne çıkıyor. Kapının önü yol. O da hazır yoldayken, "Yoldayım" diyor. Gerçekten de yolda yani, ortada bir yalan yok.
Yalan söylememiş.
Söylememiş mi?
Tamam, kendi hilemi de yazacağım:
Ben işe gitmek istemediğim zaman, şu hastayım yalanını söylemeyi de kendime yediremediğimden hile yapardım.
Şefi değil de, iş arkadaşlarımdan birini arayıp "Şefe hasta olduğumu söylesene, bugün işe gelmek istemiyorum" derdim.
İş arkadaşım da şefe "Tuba hastaymış, bugün işe gelemeyecekmiş" derdi.
Ortada bir yalan yok mu? Var. Ama o yalanı ben söylemedim. İş arkadaşım da söylemedi. Benim iletmesini istediğim şeyi iletti sadece.
Masumum. Masumuz!
Masum muyuz?

CUMARTESİ
"Türkiye beni beğensin isterim"
Üç büyük şehirde 10 saatlik müzik maratonu
"Türk erkeği sapına kadar otoseksüeldir"
İki ustadan oyunculuk dersi
Şehir Tiyatroları perdelerini açıyor
En moda En yeni





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
DONATELLA PİATTİ
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet