Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 26 Eylül 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sabahları tek başıma dere ağızlarına gittim

Körfez'in koktuğu günler Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun kabusu olmuş... "Eyvah" dediği günleri, en mutlu anlarını, bilinmeyen yönlerini anlattı...

Yaşam Güzeldir / Banu Şen


Kimi zaman bir açılışta konuşma yaparken, kimi zaman iş makinelerinin başında çalışmaları izlerken, kimi zaman projelerini anlatırken görmeye alışığız onu.
İzmirlinin bilmediği yönlerini konuşuyoruz Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile. Hayalindeki İzmir'i, hobilerini, en son okuduğu kitabı, en sıkıntılı, en mutlu anları bir de... Hoşgörülü, hümanist kişiliğinin yanındaki uzlaşmacı ama kararlı yanını... "Bizim bir tek amacımız var o da kentin ileri gitmesi. Bu görev hep birlikte el ele götürülecek bir görev. Tamamen ortak, herkesle karşılıklı temasla. "Dedim-dedi" "dedi"lere uzak olmak, uzlaşma içerisinde olmak gerek. Uzlaşmak için de hedef kentin çıkarları olmalı. Biz hep farklılıklarımızı konuşursak biryere varamayız" diyor Başkan Kocaoğlu ve ekliyor, "Geleceğin İzmirli büyüğü, İzmirli çocuklar için gülümseyen bir İzmir hayal ediyorum."

Biz hep projelerinizi, hedeflerinizi biliyoruz. Bilmediğimiz yönlerinizi konuşalım istiyoruz. Hobilerinizi, yapmaktan keyif aldığınız şeyleri. Kitap okumak, yüzmek, spor yapmak gibi...İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra bunlardan vazgeçtikleriniz oldu mu?
32 yaşına kadar iyi bir okur sayılırdım. O yaşımdan 45-46 yaşına kadar ise yoğun bir çalışma temposuna girdim. Okumayı bile aksattım. Yaklaşık 10 senedir yine okumayı aksatmamaya çalışıyorum. Yürümek, yüzmek, sosyal etkinliklere katılmaktan hoşlanırdım hala da fırsat buldukça yapıyorum.

"Tiyatroda, konserde dalıp iş düşünüyorum"

Gitmek zorunda olduklarınız dışında sadece kendi keyfiniz, beğeniniz için konser, tiyatro gibi etkinliklere gidebiliyor musunuz? Orada rahatlıkla etkinliği izleyebiliyor musunuz ya da aklınızın işe dalıp gittiği oluyor mu?
Eskiden Türkegül hanım (eşi) ile sosyal etkinlikleri kaçırmamaya çalışırdık. Giderdik ve bir köşede izlerdik. O zaman nereye gidip gitmediğimizden kimsenin haberi olmazdı. Şimdi gidemediğimiz zaman görülüyor... Her etkinlikte olmak, güç vermek istersiniz. Ama bu her zaman mümkün olmuyor. Gittiğimiz zamanlarda da bazen dalıp iş düşünmeye başlayabiliyorum.

"Bu aralar hiç film izlemiyorum"

En son okuduğunuz, kitap ve filmi öğrenebilir miyiz? Bir de iyi yüzdüğünüzü biliyoruz. Bu yaz hiç yüzmeye fırsat bulabildiniz mi?
Bekir Coşkun fuarda imza gününde "Pako'ya Mektuplar"ı imzalamıştı. O ve "Efendi" en son okuduğum kitaplar. Gece uyumadan önce mutlaka başucumdaki kitabı okurum. Film de izlerdim ama bu aralar izlemedim. En son izlediğim filmi hatırlamıyorum. Yüzmeyi seviyorum, iyi de yüzüyorum. Bu yaz 4 ya da 5 kez fırsat bulabildim.

"5 saat uyuyorum diyet yapmıyorum"

Günde kaç saat uyuyorsunuz? Sağlığınıza, yediklerinize dikkat ediyor musunuz?
Göreve başladığım 10-12 ay 3 ile 4 saat uyuyabiliyordum. 12 aydır günde ortalama 5 saat uyuyorum. Sabahları eskiden de erken kalkardım şimdi de çok erken kalkıyorum. Sağlıklı yaşamaya dikkat ediyorum. Ama diyet yapmıyorum.

"Evde pazar keyfini özledim"

Özlem duyduğunuz şeyler oluyor mu? Yapmak isteyep de artık yapamadığınız?
Evi özlüyorum diyebilirim. Evde bir pazar keyfi yapmayı, Türkegül hanım ile sohbet etmeyi. Bir yere yetişme telaşı olmadan bir günü geçirmeyi. Çocuklarla, arkadaşlarla zaman geçirmeyi...Hepimiz insanız. Bazen rahat rahat bir arkadaşınızla bir kafede oturup sohbet etmek, tavla oynamak, canının istediği zaman istediğin şeyi yapmak herkesin isteğidir. Bizim görevimizin sorumlulukları da yoğun bir tempoyu getiriyor. Böyle yaşamaktan bir şikayetim yok.

Bazen tek başınıza kimseye haber vermeden metroya ya da belediye otobüsüne binip yalnız gezer misiniz?
Daha çok körfezin kötü koktuğu Melez'de sıkıntı olduğu günlerde çok erken saatlerde kalktım, tek başıma metroya ya da otobüse bindim. Hedef olarak çizdiğim körfezin kenarına, dere ağızlarına, sahil şeritlerine gittim. Arıtmanın oradan başlayıp Karşıyaka'ya kadar her tarafı dolaştım. Zaman zaman da yine tek başıma çıkıyorum.

Bu geçen 1 buçuk yılda, "Eyvah" dediğiniz en sıkıntılı an, olay hangisiydi?
Büyükşehir'de yaşıyoruz. Her an bir sorun, kriz çıkabiliyor. Bunları çözmek, çözüm üretmek için çalışıyoruz. Bazıları sorun bile değil, çözmek kısa sürüyor. Ancak öyle sorunlar var ki kangren olmuş. İnsanlar çözmeniz için size bakıyor. Bu zor sorunlarda kimi zaman yasal engeller çıkıyor kimi zaman da toplum hazırlıklı olmuyor. Çözemediğimiz sorunlar, yargının karar vermiş olduğu konular... Yargı bir karar vermiş, onu değiştiremezsiniz. Kangren olmuş bir çok konu sayabiliriz. bunları konuşmak ayrı bir röportaj konusu olur.
Sıkıntı yaşadığımız sorun az önce de anlattığım Melez'de biriken atıkların yarattığı kirlilik nedeniyle oldu. Birkaç ay uğraştıktan sonra sorunu hallettik. Set çektik, suyu boşalttık. Bunun gibi birçok işlemle koku şimdi durdu.
Dere yataklarından denize yakın olan yerlerde su birikintisi oluyor. Burada bekleyen su da kokuya neden oluyor. Bir sistem kurup sürekli sirkülasyon sağlanacak.
Şu anda temizlendi. İleriye dönük olarak da burası her yıl temizlenecek. Halkımız da duyarlı olup atık atmazsa orada birikim olmayacak. 3-5 senede bir de bu yıl yaptığımız temizlik gibi derinlemesine temizlik olacak.

"Bir çift göz, bir bakış motive eder"

Tüm bu sıkıntılarınızı size unutturan en mutlu an ya da olay hangisi? Bir İzmirlinin sözü, hareketi de olabilir...
Hepimiz insanız. Kendi kapasitemiz oranında hata yapma kapasitemi de zorlayarak bana verilen göreve bu kente layık olmaya çalışıyorum. Bir çift göz, bir bakış motive ediyor. Yorgunluğu alıyor. Bunlarla karşılaştığımda çok mutlu oluyorum.
İzmirlinin bizi sahiplendiğini hissettiğimde mutlu oluyorum. En mutlu olduğum anlardan birini AliağaMenderes projesinde yaşadım. Devlet demiryolları nezdinde sık sık toplantılar yaptık. 78 aylık bir süreçten sonra proje için adım atıldı. İsmet İnönü Sanat Merkezi'ndeki imza törenin en mutlu anlarımdan biriydi. İzmir'in ulaşımı için çok önemli bir olay. Yaşadığımız gelişmeler beni çok sevindirdi. Bu kente birşey kazandırdığımız, bir sorunu çözdüğümüz her an bir haz duyuyorum. UNIVERSIADE gibi büyük bir organizasyonu hem İzmirlilerin hem de hükümetin desteği ile sorunsuz başarmak da bunlardan biri. Tüm İzmir aynı anda mutluluk yaşadığında biz de o anda mutlu oluyoruz.

Uzlaşmacıyım ama "Vur eline al lokmayı" gibi değil...

Tevazu, hoşgörü bunlar yaşam felsefeniz mi? Yoksa aileden de aldığınız bir kişilik özelliğiniz mi? Bu özellik başkanlığınıza nasıl yansıyor?
Babam 1.65 boylarında bir adamdır. Kafasını hep öne eğerek yürür. Arkadaşlar, akrabalar "İhsan bey, dik yürüsene" der. Babam da "Ben böyle yürümeyi seviyorum" derdi. Bu özellik ailemden geliyor diyebiliriz. Ben de tevazuyu, hoşgörüyü seviyorum. Belirli bir yaştayım ve hep dolu dolu çalıştım. O insana belirli bir kişilik veriyor. İnsanları tanıyorsunuz, ilişki kuruyorsunuz. Çocukluğunuzdan bu yana belli ilkeleri benimsiyorsunuz. Onlar da kişiliğinizi belirliyor.
O sınırlar ne kadar tutarlıysa, kişilik de o kadar oturmuş ve gelişmiş demektir. Belli ilkeleriniz var demektir. Biz de bu ilkeler çerçevesinde çalışıyoruz. Önce insanları seviyorum. Doğayı seviyorum. Yaşamım boyunca hep birisi benimle derdini, sıkıntısını, neşesini paylaştığında kendimi onun yerine koymaya çalıştım. O zaman onu daha iyi anlayabiliyorum. Böyle olmak da çok zor bir şey. Ben ki bir de kendimi kaptırırım... O da beni çok etkiliyor. Problemli işler beni çok etkiliyor.
Bu görev hep birlikte götürülecek bir görev. Kentin tamamıyla ortak, herkesle karşılıklı el ele verip, temasla götürülecek bir görev. Hoşgörülü olacağım, tevazu sahibi olacağım demekle olunmaz. Bu kişilik özelliğidir. "Dedim-dedi" lerden uzak ve uzlaşma içerisinde olmak gerek.
Uzlaşma derken de "Eline vur. Ekmeğini al" gibi değil tabii. Kentin yararına, birlik içerisinde yürüyebilmek ve birlikte olduğun kişilerle olumlu yönleri öne çıkarmak uzlaşma demek. Biz hep farklılıklarımızı konuşursak, biryere varamayız. Anlaştığın yönleri öne çıkarınca ancak uzlaşılır. O zaman karşımızdakinin söylemek istediğini daha iyi anlarız. Bizim bir tek amacımız var: Kentin ileri gitmesi. "Kent geri gitsin, ben ileriye gideyim" gibi bir kaygı olmamalı. Hedef kentin çıkarı olmalı.

Kadınlar biraz daha girişken

Yakın çalışma arkadaşlarınızın çoğu kadın... Kadınlarla çalışmak zor mu yoksa daha mı rahat?
Ben hayatım boyunca kadın erkek ayrımı yapmadım. Çalışma arkadaşlarım erkek olsun diye bir düşüncem de yok. Kim uygunsa onunla çalışıyorsunuz. Hanımların sosyal yönden önde olduğunu söylemek erkekler tarafından yanlış anlaşılmaz herhalde... Hanımlar biraz daha girişken...

Alışverişi eşim yapıyor

Hazır söz kadınlardan açılmışken... Şık giyiniyorsunuz. Bu şıklıkta Türkegül hanımın payı var mı? Alışverişinizi Türkegül hanım mı yapıyor?
Önceden alışverişi birlikte yapardık. Ama şimdi Türkegül hanım beğeniyor, alışverişi de o yapıyor.

İşte, hayalimdeki İzmir

Eşiniz Türkegül hanım çocuk doktoru. Sizin de çocukları çok sevdiğinizi duyduk. Bugünün küçük İzmirlileri için gelecekte nasıl bir İzmir hayal ediyorsunuz?
Hayal çok. Herkes özellikle de belediye başkanı, kentindeki hizmetlerin dünya standartlarında olmasını ister. Kentin gelirlerinin yüksek olmasını, istihdamın çözülmesini ister. Eğitimin sorun olmadığı (İzmir'in insanları zaten güleryüzlü) gülen insanların yaşadığı bir kent hayal ediyorum. Tüm bunlara ek olarak bugünün çocuklarına; kentlilik bilinci yüksek, önce kendine sonra karşısındakine saygılı, kentin koruyup gelişmesi için çaba gösteren insanlardan oluşan, insanlara hoşgörüyle tevazuyla yaklaşıldığı, insanların insanları sevdiği, huzurun da geliştiği bir kent hayal ediyorum. Ben böyle yaşamaya dikkat ediyor önem veriyorum.

bsen@milliyet.com.tr









EGE
Sabahları tek başıma dere ağızlarına gittim
Ağar'ın İzmir çıkarması
İş dünyasında son dakika endişesi
Vatandaşı kazıklıyoruz
Ege'de 4 tarihi batık bulundu
Bin 748 çocuk okula gitmiyor
Temizlik 'imam'dan gelir
ÖNCE MAVİŞEHİR
Daha temiz Balçova
Efes'ten yeni kutu
İzmir'de trafik çekilmez çile
İzmir şimdi de sanat fuarına kavuşuyor
Kadına şiddet sahnede
Ücretsiz meslek kursu
İzmir çiçeğin lideri
İZMİR REHBERİ





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Çağlayan Bilgen
Bülent Buda
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Reşat Yörük

© 2005 Milliyet