|
 |
|
|
'Yabancı payı hiçbir zaman % 40'ı geçmez'
Bankacılıkta yabancı payının % 40'ı geçmeyeceğini söyleyen TEB Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Canevi, "Atatürk'ün kurduğu bankanın kontrolünün yabancıya geçtiğini düşünemezsiniz" dedi
Finans Sohbetleri / KADİFE ŞAHİN
Yedi yıl Yabancı Sermaye Derneği (YASED) Başkanlığı yapan Türk Ekonomi Bankası (TEB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Canevi, Türkiye'de finans sektöründeki yabancı payının hiçbir zaman yüzde 30 veya 40'ı geçmeyeceğini söyledi.
Yılbaşında Fransız bankası BNP Paribas ile ortak olan TEB'in uzun yıllardır Yönetim Kurulu Başkanlığını yapan Canevi, "Şu ana kadar yaşanan gelişmeler sonucunda Türk bankacılığında oluşan yabancı mevcudiyetini bir tehlike olarak görmüyorum" dedi.
Yabancı bankaların pazar paylarının mevcut bankalar veya yeni girişlerle yüzde 20 veya 30'a kadar tırmanabileceğini söyleyen Canevi, "Türk bankacılık sektöründeki yabancı banka mevcudiyeti şu ana kadar tehlike düzeyine gelmemiştir. 'Gelir mi?' derseniz, yüzde 90'ı yabancıların elinde olan bir finans sektörü düşünürseniz, Latin Amerika ve Polonya'da olduğu gibi o zaman tabii Türk'ün yapısı buna alışkın değil" şeklinde konuştu.
Türkiye'nin İş Bankası, Ziraat ve Vakıflar gibi çok önemli milli bankaları olduğun belirten Canevi, bağnaz ve katı bir milliyetcilik anlayışında olmadığını ifade ederek şunları belirtti:
"Türkiye'de öyle güzel, İş Bankası, Ziraat ve Vakıflar Bankası gibi milli bankalarımız var ki bunların yabancıların eline geçmesini düşünemeyiz. Burada sadece katı bir milliyetçilik değil gönülden gelen bir istek vardır. Atatürk'ün kurduğu bankanın bir yabancının kontrolüne geçtiğini düşünemezsiniz. Eşyanın tabiatına aykırıdır. Ama bu demek değildir ki bağnaz bir şekilde Atatürk kurdu diye İş Bankası verimsiz, etkisiz bir biçimde yönetilsin. Böyle bir şey yok. Ziraat ve Halk Bankası'nın rekabet edebilir düzeylere gelmesini de gönülden arzu ederiz."
'Yabancı bizi kabul etti'
Yabancı girişinin Türkiye'deki bu yapı paralelinde gelişebileceğini belirten Canevi, bankacılık sektöründeki gelişmeleri değerlendirirken TEB Yönetim Kurulu Başkanı olarak Citibank ile geçmişte yapılan görüşmeleri örnek göstererek yabancıların yüzde 50 ortaklıklarla Türk bankacılık sektöründeki yapıyı kabul ettiklerini söyledi.
Canevi, deneyimlerini şöyle aktardı:
"Yabancı payının hiçbir zaman Türkiye'de yüzde 30'un, yüzde 40'ın üzerine çıkacağını düşünemiyorum. Onlar da kendilerini, böyle bir psikolojik yapı ve hissi kültürü olan ülkede bir ateşin içine atmazlar.
Zaten bu yüzde 50 - 50 ortaklıklar da bir yerde onların bu işi kabul ettiklerini gösteriyor. Eskiden yabancılar bunu hiç kabul etmezlerdi. Biz Citibank ile o yüzden uzun süre tartıştık.
İlla TEB'de 'Çoğunluk hisseleri isterim' dedi. Biz de direndik. Sonunda razı oldular. Ama krize rastladı, onlarla olmadı."
'Zenginlik katıyorlar'
Yabancıların Türkiye sermaye ve finans sektörüne büyük zenginlik katacağını söyleyen Canevi, bankacılıkta bundan sonra bilançoların büyütülmesi ve bankacılık işlemi yapan nüfusun genişletilmesi döneminin başlayacağını kaydetti. "Bu sadece kayıt dışı ekonomi meselesi değil, kayıt içi olan ekonomide de bankacılık sektörüne uğramayan sermaye kesimi ve ticari işlemler var" diyen Canevi, şunları iletti:
"İnsanlar nakit ile çalışıyorlar. Bir zamanlar 'Param haram olur' diye bankaya uğramayan insanların şimdi bu anlayışları değişiyor. Geniş bir kesimi bankacılık sistemine kanalize etmemiz lazım. Rekabet eşitliği sağlanması ve Maliye Bakanlığı'yla olan ilişkiler açısından bunlar doğal. Yabancıların varlığı bu prosedürleri hızlandırıyor."
'BNP ile fırsatlara bakarız'
BNP - TEB ortaklığının her iki ortağın isteklerine uygun olarak yoluna devam ettiğini belirten Canevi, anlaşma imzalandığında 70 olan şube sayısının 100'e ulaştığını söyledi.
Hızlı organik büyümenin yanı sıra ortakların daha önce açıkladıkları alternatif büyüme strateji konusunda bir değişiklik olmadığını bildiren Yavuz Canevi, sektördeki konsolidasyonun uygun fırsatlar çıkarması halinde ilgileneceklerini söyledi.
Canevi, "Organik büyümenin ötesinde daha çabuk büyüme imkanı verecek sağlıklı bir alternatif çıkarsa kapalı değiliz. Ortakların bu görüşlerinde bir değişiklik yok ama şu ana kadar öyle bir hareket de yok. Sektördeki büyük alışverişler henüz kapanmadı. Yapı Kredi, Fortis ve Rabobank var. Herhalde bunlar durulduktan sonra sektör oturacak. Devletin bankacılık sektöründeki özelleştirme programı devam ediyor. Sanırım bu aşama, 2006'nın senaryosu olacak" dedi.
'Hareket 3 Ekim'den sonra'
Son banka satışlarının piyasadaki diğer bankaların değerini artırdığı ve banka sahiplerinin satış için istekli davrandığı yorumlarını değerlendiren Canevi, fiyatlardaki artışın suni olduğunu söyledi.
Fiyatların yükselmesiyle arzın gerçekleştiğini ancak bunun karşısında bir talep oluşmadığını belirten Canevi, şunları kaydetti:
"Banka değerlerinin birdenbire yükselmesi bence biraz suni. Bu satıcı durumunda olanların beklentisi. Fakat piyasa mekanizması içinde bu kendiliğinden dengelenecektir.
Sektördeki son üç operasyonun tamamlanması lazım. Bundan sonra sektörün kendi içinde bir arayışı olabilir. İç evlilikler olabilir.
Daha sonra Türkiye'nin kredibilitesi yükselirse banka değerlenmeleri bir anlam kazanır. Türkiye hâlâ yatırım reytingi alamadı. Reyting yükseldiğinde risk faktörü azalacak. Bu da mutlaka fiyatlara pozitif etki yapacaktır. Bazı yatırımcılar henüz o aşamaya gelmeden piyasaya girebilirler."
'GE yüzde 75 etkisi yapabilir'
Garanti Bankası'nın General Electric (GE) ile yaptığı yüzde 25 oranındaki ortaklığı 'tamamen değişik bir ortaklık, bir mali yatırım olarak görüyorum' sözleriyle değerlendiren Yavuz Canevi, General Electric'in tüketici finansmanı alanındaki uzmanlığına dikkat çekerek, "Yüzde 25 orandaki pay ile yüzde 75 etkisi yapabilirler" dedi. Ortaklıktan tüketici lehine çok atak, yenilikçi ve rekabet unsurunu ön plana çıkaran çıkışlar beklediğini belirten Canevi, konut kredilerinde yaşanan rekabete ilişkin şunları söyledi:
"Konut kredisinde mortgage kanunu çıkmadan konuşmak istemiyorum. Şu anda yapılan mortgage değil. Bunun fazla büyütülmesini doğru bulmuyorum.
Rekabet her zaman iyidir ama rekabet eden kurumlar boyutlarının üstünde rekabeti kızıştırıyorlarsa bir gün çok acı bir tecrübeyle bedel öderler. Bu da doğaldır. Serbest piyasa ekonomisinin cezası başka türlü olmaz."
|
|
|

|