Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 26 Eylül 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kafka'nın dayısının oğlu!

FİLİZ AYGÜNDÜZ
filiz.a@milliyet.com.tr

Hasan Ali Toptaş, Doğan Hızlan'a göre "yeni Yusuf Atılgan'ımız", Yıldız Ecevit'in deyişiyle de "edebiyatımızın Kafka'sı". Yunus Nadi, Cevdet Kudret gibi prestijli özellerin yanı sıra Kültür Bakanlığı'nın roman ödülyünü alan Toptaş, bugünlerde, İstanbul'un şaşaasından uzakta, Ankara Eryaman'da, eşi ve 24 yıldan sonra gelen 15 günlük kızı Zeynep Feraye ile birlikte, sessiz sakin bir emeklilik hayatı sürüyor. Yeni kitabı "Uykuların Doğusu" da geçtiğimiz hafta Doğan Kitap'tan çıktı.

"Uykuların Doğusu", iç içe geçmiş masallardan oluşuyor. Romanın mimarisini nasıl kurguladınız?
Ben romanlarımı önceden tasarlamadan yazıyorum. Ne kafamda ne de kağıt üzerinde "Roman şöyle başlayacak, şöyle gelişecek" diye bir tasarı oluyor. Benim sorunum ilk cümle, ilk cümleyi bulduktan sonra devamı geliyor. Metnin geleceğini metnin içinde, metinle birlikte düşünüyorum. Böylece, çalışırken milimetrik hesaplar yapa yapa genel kurguyu tamamlamış oluyorum.

Bu romanın ilk cümlesi "bir gölge gibi masaya doğru yeniden yürüdüm".
İlk cümle gibi görünen cümle, son cümlenin ikinci yarısı aslında. Bu yüzden küçük harfle başlıyor. Dairevi bir yapısı var bu romanın. Sürekli kendini tekrar edip duruyor; bittiği yerde başlıyor, başladığı yerde bitiyor.

"Belki masallar genlerimde mevcut"

Kitaplarınızda çok fazla alegori yapıyorsunuz. Kitaptaki karakterlerden "Haydar" Hz. Ali'nin diğer adı. Bu hiç aklınızdan geçmiş miydi?
Geçti tabii. Zaten romanda bazı dinsel motifler ve göndermeler var. Örneğin haziran sopası, bu tür dinsel göndermelerden biri. Tabii Hz. Ali'ye yapılmış belirgin bir gönderme söz konusu değil. Doğrudan o konuda bir şey söylemek istemedim.

Kitapta çocuk kötülüğü çok çarpıcı...
Buna tam olarak kötülük mü demeliyiz bilemiyorum. Çocuklarda var olan masumiyet öylesine derin ki, bu masumiyetin derinliği yüzünden her an bir canavara dönüşebiliyorlar. Romanın bir yerinde anlatıcı "kendini çocukların varlığında yenileyen hayatın acımasızlığından ve bu acımasızlığın üstünü örten masumiyetin derinliğinden" korktuğunu da açıkça söylüyor.

Romanınızda masal masal içinde. Bu masalların tamamını siz mi uydurdunuz?
Evet. Zaten bize toprakmış gibi gözüken masal katmanlarının üzerinde yaşıyoruz. Belki uydurduğum masal veya hikâyeler, değişik kodlarla genlerimde mevcut.

Sizin için yapılan Yusuf Atılgan veya Kafka benzetmelerine ne diyorsunuz?
Bu benzetmeleri onlar gibi yazdığım anlamında algılamıyorum. Kafka benzetmesini Yıldız Ecevit sanıyorum benim kişiliğimden ve yaşam tarzımdan yola çıkarak yapmıştı. Edebi bir akrabalık da söz konusu ediliyor olabilir. Bundan rahatsız değilim. Zaten, Milliyet Sanat'taki bir yazımda ben de Kafka için "halamın oğlu" demiştim.

"Dünya Feraye'nin yüzünde birikmiş

Peki 24 yıl aradan sonra, 47 yaşında yeniden baba olmak nasıl bir duygu?
Harika. Kendi açımdan, büyük bir cesaret deyip duruyorum.

Nasıl cesaret ettiniz peki?
Eşimi çok seviyorum demek ki. Bu kadar farklı duygular yaşayacağımı tahmin etmiyordum. 20 yaşında baba olmak çok acemice bir şeydi. Zeynep Feraye için daha çok şey yapabilirim. İnsanın kendisini kendinden sonrakilere devretmesi gibi...
Adı Müzeyyen Senar'ın şarkısından

Adının Müzeyyen Senar'ın şarkısıyla ilgisi var mı?
Evet, o şarkıdan geliyor. Eşim de ben de Müzeyyen Senar'ı çok severiz.

Bu, üçüncü evliliğiniz sanırım.
Fethi Naci'ye evlendiğimi söylediğimde bana sormuştu kaç oldu diye. Ben de 3 oldu demiştim. O da, "Ohoo, bana yetişebilmen için daha bir fırın ekmek yemen gerek" demişti.

Kızınızın doğumu ve kitabın çıkışı arasında birkaç gün var. İki duygu kıyaslanabilir gibi mi?
"Uykuların Doğusu"nu Zeynep Feraye getirmiş
gibi oldu. Daha farklı bir gözle bakmaya başladım

"Kendimi billboard'larda görmek istemem!

Çok tanınan ve çok satan bir yazar değilsiniz.
Ne yazarsam çok satar diye düşünmüyorum. Satış edebi bir ölçü değil zaten. Dünyanın en karamsar adamlarından biriyim. Bu kadar ilgi bile beklemiyordum.

Ankara'da yaşamak yazarlar için dezavantaj mı?
Olabilir çünkü her şeye uzağız. Ama İstanbul'da olsam benim için yine aynı olurdu. Duvarların arasını seven biriyim. Ortalıkta görünmeyi de pek istemiyorum.

Kendinizi billboard'larda görseniz...
Görmek istemem.

Veznedarlık ve icra memurluğu yaptınız... 25 yıl boyunca sevmediğiniz bir işi yapmak nelere mal oldu?
Hayatın bana 25 yıllık süreç içinde bir jest yapmasını isterdim. Koşulları zorladım. Anadolu'nun herhangi bir yerinde bir kütüphanede memur olarak çalışayım istedim ama olmadı. Beş yıl veznedarlık, dokuz yıl icra memurluğu, kalanı hazine avukatlığında memurluk... Belki istediğim olsaydı beş roman daha yazmazdım ama daha çok okur, daha rahat yaşardım.




PAZAR
"Gözlerimiz birbirimizden başkasını görmedi"
"Ayvansaray tıpkı Prag gibi olacak"
"Hayat haşlanmış sebze ile geçmez"
Bir ısırık almaz mıydınız?
Ünlü fareler açık artırmada
Kafka'nın dayısının oğlu!
Tüm zamanların metalcileri
Maarifliler 50'nci yıllarını kutluyor
Akdenizliler saç bakımına daha çok önem veriyor
"Çocuklar tutarlılığı sever"
"İspanyol mutfağı gittikçe ünleniyor"
Şimdi Ayvalık'a gitme vakti
Tutulma mevsimi yaklaşıyor
"Eşkili çorba"ya bayıldım
Gitarın sessiz virtüözü
Venedik'te kongre
Her derde deva
Ha bu diyar...
Dev bir yazarın sevgiyle örülmüş anıları
Likörler yenilendi





R. Hakan Kırkoğlu
Ali Rıza Kardüz
NEVSAL ELEVLİ
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet