|
 |
|
|
Fenerbahçe kazanır
PSV rafine bir takım. Hiddink süzgeçinden geçmiş net bir futbol oynuyorlar. Efsane teknik adamın yıllardır bu kulüp çatısı altında sadeleştirip mükemmelleştirdiği bu oyun, ona G. Kore'yle Dünya Kupası 4.'lüğü de kazandırdı, Şampiyon Kulüpler de. Geçen yıl yarı finalde Milan'ı çok zor durumlara düşürmüşler ve bir son dakika golüyle finalden olmuşlardı. Tıpkı 15 gün önce Fenerbahçe'nin bir anlık dalgınlıktan yediği gol gibi, Ambrosini cezalandırmıştı onları da.
PSV teknik alt yapısıyla Avrupa'nın en saygın futbol takımlarından biri. Bizde hep Ajax modeli örnek gösterilse de PSV belki de Amsterdamlı rakiplerinden daha iyi işleyen bir sisteme sahip. Bu sistem oyuncular değişse de oyunun değişmediği, sürdürülebilir bir gelişmeyi ortaya koyuyor. Nistelroy, Robben, Rommedahl, Kezman, Van Bommel gidiyor, ama bir şey değişmiyor. İşte bu saygı duyulacak, örnek alınacak bir sistemdir. 2001/2002 sezonundan bu yana PSV tam 100 oyuncu yolladı.
Geçen yılki takımın ilk 11'inden Bommel (bedelsiz gitti), Bouma, Park, Lee ve Vogel'i, yani neredeyse tüm orta sahayı yollamaları geçici bir sıkıntının işaretçisi. Kasalarına bu transferlerden 16.5 milyon Euro girdi. Sadece 6 milyon Euro harcayarak Kone ve Simmons'u aldılar ve geleceklerini kurmayı performansı çok düşürmeden sürdürüyorlar. Ama bir geçiş dönemi de yaşıyorlar. Bu devrede buraya gelmeleri Fenerbahçe için bir avantaj.
Geçen yıl ligde sadece 1 kez yenilmişlerdi ve Hollanda için rekor sayılabilecek bir başarıyı yakalayıp kalelerinde 18 gol görmüşlerdi. En yakın rakiplerinin yarısı kadar. Belki artık eskisi kadar güçlü değiller. Ama yine de saygı duyulması gereken bir performansları var.
Farfan ve Beasley
Orta sahada kariyerinin en iyi dönemini yaşayan Cocu ve Brugge'den gelir gelmez uyum sağlayan Simmons onların temel harcı. Ama oyunu sürükleyen 2 isim ABD'li Beasley ve Peru'lu Farfan. Fenerbahçe'yi en çok zorlayacak isimler. Çok hızlı, çok becerikli ve kontrol edilmesi çok zor iki oyuncu. Vannegor'u iyi besliyorlar ve golcüler. Beasley'i kontrol edecek olan Serkan orayı kapatır, ama Ümit - Farfan eşleşmesi Fenerbahçe için sorun olabilir. Tuncay'ın olmayışı da bu alanda sorun yaratabilir. Aurelio'ya burada çok çok iş düşecek. Fenerbahçe için bir başka avantaj ise PSV'nin yaşadığı sakatlık sorunları. Brezilyalı atletik kaleci Gomes'in sakatlığı, oynasa da oynamasa da büyük şans. Defansın göbeğini tutan Alex'in de. Son lig maçında sakatlanan orta saha Affelay'ın yerine de büyük olasılıkla 17 yaşındaki Aissati oynayacak.
Bu tabloda Fenerbahçe güvenli ve daha doğru futboluyla favori. Daum'un belki oyuncularının zorlamasıyla belki de eski sistemin daha fazla ilerleyemeyeceğine ikna olmasıyla karar kıldığı bu oyun Şampiyonlar Ligi'ne 'konvertibl'dir.
Milan, Beşiktaş ve Kayserispor karşısında uygulanan sistem, dizilişi ve stratejisiyle umut veren bir futbol. Fenerbahçe sabırlı oyunla ve arkada açık vermeyerek bu maçı alır. Cocu, Simmons, Farfan ve Beasley bağlantıları kesilirse 7 maçtır Devler Ligi'nde hep gol atan ev sahibi bu maçı alabilecek düzeyde. Ah bir de, Şampiyonlar Ligi'nde hat-trick yapan tek Türk oyuncu ve her zaman isyankar Tuncay olabilseydi.
Ferdinand- Gökdeniz işte fark
Bu ülkenin çocuklarının anne-babaları spor yapmıyor. Okulda da spor yok, ilkokuldan üniversiteye kadar. Ama spor kamuoyu zafer de zafer diye inliyor. Sonunda para ya da madalya yani kesin zafer olmazsa spor bir aptallık. Böyle bir düzende doping dahil her türlü rezilliğin olmasından doğal ne var? Biziz bunu, bu çocukları üreten.
Fark nettir. Geçen yıl İngiltere, Avrupa'nın en iyi savunmalarından Ferdinand'ı bizim maçtan önce doping testine girmediği için afişe edip hemen cezalandırdı. Biz ise Gökdeniz olayını kapatmak için her şeyi yaptık. Suçu ne, o bile belli değil. Deliller eldeyken milli formayı giydirdik Gökdeniz'e. Yıldızlarımızı korumak için yaptıklarımızla jenerasyonlar feda ediyoruz farkında değiliz.
Kendimizle dalga geçememek
Hasan'la Necati çok iyi iki arkadaş. Saha içinde didiştiler. Hangimizin başına böyle şeyler gelmedi ki!. Görüntü o kadar ilginçti ki, medya hemen üstüne eğildi tabii. Mikrofonlar onlara tutuldu. Ve ikisi de medyaya çattı. Ya kardeşim, kameranın önüne geçip bir kahkaha patlatıp bu durumla dalga geçmek bu kadar mı zor! Yaptık işte bir gariplik deyip gülmek bu kadar mı imkansız? 2 hafta önce Hakkı tarihin en komik penaltısını yapmış, bir hafta sonra yine medyaya çatıyor. Ya biraz kendimizle dalga geçmeyi öğrensek. Biraz yaptıklarımıza gülebilsek. Ama olmaz, hepimiz ağır abileriz. Ayıp olur.
17 yaş altı Türkiye üstü
Chelsea Spor Direktörü Frank Arnesen, Peru'da kupayı takip ediyor. En çok etkilendiği oyuncular Nuri ve Tevfik. Almanya'nın bizim için yetiştirdiği yıldız adayları en çok ilgi çekenler. Bayern'den Ljunberg'i andıran Deniz, Hannover'den Ferhat 2 yıl içinde A Milli Takım seviyesine gelecek oyuncular. Inter'in peşinde olduğu Vestelli Caner muhteşem bir sanatçı/savaşçı. Yedeklerden Trabzonlu Cengiz parlıyor. Galatasaraylı Aydın'ın müthiş pozisyon bilgisi bu yaş için bulunmaz bir özellik. Çok iyi oyuncularımız var. Ama asıl önemli olan başka. Bu yaş seviyesinde rastlanmayacak bir takım kurgusu ve olgunluğu var. Sabırla ayağa pasla her türlü organizasyonu deniyorlar. Bu seviyeyi Dünya Kupası 3'üncülüğünde bile yakalayamamıştık. Yani belki de asıl yıldız Abdullah Avcı. Bu turnuvadan sonra kilit oyuncularını A Milli Takıma verecek. Ama o, bu takımla kalmalı. Tıpkı bir ilkokul öğretmeni gibi. Ümit Milli Takım'a mezun etmeli bu çocukları.
Anelka'nın gol sevinci
Bilgin (Gökberk) haklı olarak Anelka'nın gole sevinemez suratına takmış. Takılması gereken bir surat o. Ama yaptığı analiz yanlış. Bunu onun mutlu olamamasına, psikolojik durumuna bağlamak doğru değil. Evet o kolay mutlu olan bir adam değil. Ama o yüz ifadesi onun jenerasyonundaki Fransız oyuncular arasında bir moda. Henry de, Terezeguet de, Wiltord da, Cisse de benzer tavırlarla gole tepki veriyorlar. İfadesiz suratlarla. Ectasy sevinçler bunlar. Club remix...
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|