
|
|
|
 |
|
|
Ne yapardım?
BİZİM mahallenin yakınında fiyatları uygun bir yabancı market zinciri var. Hafta sonu gittim bir şeyler aldım. Kasiyere "Aman" dedim "40 milyonu geçmesin". Pazartesi sabahı, Star TV'nin ihalesini gazetede odamızda servis arkadaşlarımla izliyoruz. 155 milyon dolar ile başlıyor. Masalarda alıcıların temsilcileri. Böyle bir konumda olmak. Yani elindeki numarayı kaldırıp fiyatı artırmak. Yüz hatlarında en ufak bir hareket yok. Hani sanki antrenmanı yapılmış, psikolojik destek görülmüş, bir yarışa hazırlanmış ve çıkılmış gibi. Biz seyrediyoruz; "155, 200, 300". Beni heyecanlandıran yöneticinin "İhale ettt..." dediği an oluyordu. Taraflar nedense tam "im" derken bayrak kaldırıyorlardı. Bu bizi geriyordu odada. Tabii masalarda oturan yöneticilerin ruh hallerini bilmem mümkün değildi. Gerçekten gerginler miydi yoksa öyle olmak mı gerekiyordu? Bu bedelin büyüklüğünü anlamam da mümkün değil. Çok büyük bir fiyat diyebileceğim, bu kadar. Orada bayrak kaldıranların her zaman her şekilde yaşamlarının içinde olan rakamlardı bunlar. Tıpkı benim kasanın önünde "40 milyonu geçmesin" demem gibi olsa gerek!
* * *
YER Kanaltürk. "Yağma Anıları: Toplumsal Soykırım" belgeselin adı. Arjantinli kışkırtıcı siyasi belgesel ustası Fernando Solanas çekmiş. Daha önce de ülkemizde festivalde gösterilmiş. Carlos Menem döneminde Arjantin'de "Devlete ait olan hiç bir şey devlette kalmayacak" felsefesi sonucu gelinen nokta anlatıyor. Tam da bu özelleştirme işinin "pik noktaya" vurduğu bir zaman diliminde gösterilmesi anlamlıydı! Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla durumu.
* * *
BİR belgesel de Samanyolu TV'de başladı; "Demokrasi Yokuşu". Daha başlarken "objektif olunmaya dikkat" edildiği ima edilince "bir dakka durmalı" diye düşündüm. Konu çok partili demokrasiye geçiş sancıları vs. İnönü ile Menderes portreleri de çiziliyor. İnönü'nün "kurnazlığı" ön plana çıkarken, Menderes'e Ayşecik filmlerindeki duygusallıkla yaklaşılmış; "Hazin öykü", "şefkat", "amansız hastalık" simgeleriyle nur yüzlü bir Menderes portresi çizilmiş. Ben ne İnönü'yü ne de Menderes'i tutuyorum. Kısadan hisse, siz yine bildiğiniz doğruları anlatın, ama bu kadar belli etmemekte, girişe de en azından böyle bir gerekçe yazmamakta fayda vardı!
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|