|
Rumların NATO kapısını aralama girişimi
Güney Kıbrıs'ın, 3 Ekim'de başlaması beklenen Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye müzakeresini "ipotek" altına alma girişimi sürüyor. Bu çaba sonucudur ki, AB, müzakere çerçeve belgesine bir türlü son şeklini veremedi.
Müzakerelerin başlayacağı 3 Ekim'e çok az bir süre kalmışken, Rum yönetimi, çerçeve belgesine yeni koşullar koydurmaya çaba gösteriyor. Amaçlarından biri Güney Kıbrıs'ın NATO'ya üye olmak istemesi halinde Türkiye'nin "veto" yetkisini şimdiden "ipotek" altına almak. Rumların NATO'ya üye olmaları yönünde Türkiye engelini AB üzerinden aşmak.
Çerçeve belgesine Rumların koydurmak istedikleri hüküm, Türkiye'nin, Güney Kıbrıs'ın uluslararası örgütlere ve anlaşmalara dahil olmasına engel olmaması, veto yetkisini kullanmaması...
Böyle bir hüküm açıktan telaffuz edilmese de Güney Kıbrıs'ın NATO'ya girmesini hedefliyor. Her ne kadar, Türk yetkilileriyle yapılan görüşmelerde hedefin OECD gibi organizasyonlar olduğu söyleniyorsa da, tartışmalar NATO etrafında yoğunlaşıyor.
Dikkat çekici zorlama
Türkiye'nin veto yetkisini kullanmayarak Yunanistan'ın NATO'ya dönüşünü sağlamasının ardından, şimdi de Kıbrıs sorunu bir çözüme bağlanmadan, Güney Kıbrıs'ın NATO'ya girmesi için kapının peşinen aralanması isteniyor.
AB, müzakerelerin başlayacağı 3 Ekim öncesinde Türkiye'yi zorlayabileceği kadar zorluyor. NATO için Rumlara kapının aralanması, bu zorlamaların en dikkat çekicilerinden biri...
Türkiye ve Yunanistan'ın aynı anda üye olmadıkları uluslararası kuruluşlara Kıbrıs'ın alınamayacağı hükmünü çiğneyerek, Londra ve Zürich anlaşmalarını hiçe sayan AB, benzeri bir girişime NATO için kapı aralamaya çalışıyor.
AB'nin uluslararası anlaşmaları hiçe sayarak, Kıbrıs'ta çözüme ulaşılmadan Güney Kıbrıs'ı üye olarak almasının ardından, NATO'ya da girmesini sağlamaya yönelmesi, Türkiye ve KKTC'ye karşı ağır bir hamle niteliği taşıyor.
Annan Planı'na evet diyen Türk tarafı cezalandırılırken, hayır diyen Rum tarafı ödül üzerine ödül alıyor.
'Türk askeri çekilsin' denilir
Türkiye, NATO'da veto yetkisine sahip. O aşamaya gelinirse bu yetkisini kullanarak Güney Kıbrıs'ın NATO'ya girmesini önleyebilir. Ancak, müzakere süreci henüz başlamadan Ankara'nın ipotek altına alınmaya çalışılması, kuşkusuz Ankara'yı çok rahatsız ediyor. Kıbrıs'ta bir çözüm bulunmadan Rumların AB'ye tam üye olması, ardından belirli bir süreç sonunda NATO'ya da girmeleri sağlanırsa, "Kıbrıs sorunu" nasıl bir şekil alır?
Bu sorunun yanıtı açık. Şimdiden KKTC'de Türk askeri, AB üyesi bir ülkenin topraklarındaki "işgal gücü" olarak ilan edildiğine göre, o aşamadan sonra, hem AB hem de üyesi olduğu NATO ülkesindeki "işgal gücü" olarak ilan edilecektir. Kuşkusuz, bu "işgal"e son verilmesi, Türk askerinin Kıbrıs'tan çekilmesi talebi de arkadan gelecektir.
Müzakere üzerine ipotek
Kıbrıs sorunu çözülmeden Güney Kıbrıs'ın AB gibi NATO'ya da üye olmasının anlamı bu olacaktır.
Tabii, Türkiye'nin veto yetkisi böyle bir gelişmeyi önlemeye yeterlidir. Türkiye, NATO'da veto yetkisini kullanarak, bunu engelleyebilir. Ancak, müzakere çerçeve belgesine şimdiden böyle bir hüküm konulması, müzakere sürecinin üzerinde bir ipotek olacaktır.
Zamanı geldiğinde Rum yönetimi müzakereleri bu nedenle askıya alabilecektir. NATO'ya giriş için Türkiye'nin veto yetkisini kullanmayıp vize vermesini sağlamak amacıyla, müzakereleri istediği aşamada bloke edebilecektir.
AB, bugüne kadarki süreçte Rum yönetiminden yana oldu. Annan Planı'na evet diyen Türk tarafını cezalandırıp Rum tarafını ödüllendirdi. Rumlar için NATO kapısını aralama girişimi bu anlayışının sürdüğünü gösteriyor.
Çerçeve belgesine böyle bir hüküm konulması, müzakerelerin başlamasına engel oluşturmasa da ileride Türkiye'yi her an sıkıştıracak bir işlev görecek. Türkiye, çerçeve belgesine böyle bir ifadenin girmemesi için direnmelidir.
fbila@milliyet.com.tr
|
|