Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 28 Eylül 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Böyle liderlik olmaz


Ankaraspor-Beşiktaş maçından sonra gördüklerim ve yaşadıklarım beni sarstı.
40 yıldan beri milli takımla, kulüp takımlarıyla deplasmanlara gider, gelirim. Çok yenilgi, hayal kırıklığı, bozguna tanık oldum.
Elbette bir mücevher gibi sakladığım ulusal zafer dönüşleri, sevinç ve mutluluk yolculukları da var.
Neyse... Biz görevimizi yapıyoruz. Hayatın her rengi işimizin bir parçası.
Ankara dönüşü Esenboğa'da rastladığım olay Beşiktaş'ın lidersiz, terk edilmiş bir grup olarak uçakta yerini almasaydı.
Başkan Yıldırım Demirören, ağır geçen bir grip nedeniyle maça da gelememiş, otelde gecelemiş ve doğal olarak dönüş uçağına da binememişti.
Ama takımın lideri Teknik Direktör Rıza Çalımbay maçtan sonra soyunma odasına bile uğramamış, ailesi ile birlikte karayolundan İstanbul'a dönmeyi tercih etmişti.
Bu bir mesaj mıydı ? Lider futbolcularıyla bir yol ayrımına geldiğini, artık hiçbir şekilde kader ortaklığı yapamayacağını mı bildirmek istiyordu?
Belki öyle, belki böyle!

Kader ortaklığı
Fotoğrafta karamsar yöneticiler, asık suratlı ve mahçup futbolcular vardı, ama takımın lideri ortalarda yoktu.
Lider çekip gitmişti. İstifa etmemiş, ama futbolcularıyla da en kötü zamanlarında bir arada olmak istememişti.
Oysa yaptığı listelerle gidecekleri-kalacakları belirleyen oydu. Taktiği, oyun sistemini seçen ve uygulayan da Rıza Çalımbay'dı. Ankara'daki maçın 18 kişilik kadrosunu seçen, ilk on biri sahaya süren ve oynanan futboldan da, ortaya çıkan sonuçtan da sorumlu olan Rıza Çalımbay'dı.
Büyük İskender Ön Asya'da yaptığı seferlerden birinde ordusuyla birlikte çölde susuz kalmış, öncülerden biri meşakkatli bir yolculuktan sonra bulabildiği bir tulum dolusu suyu ayakta duracak halleri kalmayan askerlerinin önünde Büyük İskender'e vermişti. Büyük İskender tulumu olduğu gibi çöl kumlarının üstüne boşalttı. Ve bağırdı: "Burada askerlerim kana kana su içmeden ben ağzıma damlasını sürmem. Haydi, yürüyün birlikte ya suyu bulacağız, ya da bu çölde ölüp kaybolacağız!".

Yılgın hoca
İşte o Büyük İskender o kader ortaklığıyla, lider karakteriyle yaşadığı çağın büyük devletlerini yerle bir etti. Bugün bile haritada yaşayan, kendi adını alan onlarca şehir kurdu.
Rıza Çalımbay'ın yaptığına bakarsanız onda futbolcularını ilk durakta terk eden küskün, yılgın bir teknik direktör portresi görürsünüz. Yuvanın evladı olmak elbette onur veren bir unvan. Çalımbay kesinlikle dürüst ve çalışkan bir teknik direktör. Ama bir lider mi?
Artık hiç sanmıyorum. Lider yöneticilerinin önünde, öfkeli ve kırgın taraftarların karşısında takımıyla birlikte, en önde ayakta ve dimdik duran adamdır.
Büyük hedeflere ancak büyük liderlerle ulaşırsınız.
Bu öyküden çıkardığım sonuç şu: Beşiktaş Malmö'yü yense de, elense de artık görüşüm değişmeyecek. Bu maç lidersiz bir takımın kendi yalnızlığının ve çaresizliğinin maçıdır. Sonuç ne olursa olsun...
Öyle ya da böyle...

Atasü'nün isyanı

Türkiye Futbol Federasyonu Doping Kontrol Komitesi'nin başkanlığını yapan Prof.Dr. Turgay Atasü ile dertleştik.
Yıllardır büyük bir duyarlılıkla yürüttüğü kontrol işinden sıkılmaya başlamıştı. Biraz derdini deşince anladım ki geçen yıl aldığı 600 örnekten ancak birinde doping içeren maddeye rastlanmış.
Atasü dürüst ve yürekli bir bilim adamıdır. Bu sonuçlardan tatmin olmadığını anladım. Sonra araştırdım ki TFF yasasındaki bir madde ile doping kontrol örneklerinin sadece Hacettepe Üniversitesi'ndeki labaratuvarda kontrol edilmesi zorunlu hale gelmiş.
Her örnek için 200 milyon lira... 600 örnekte 120 milyar...
Ve başka bir labaratuvar alternatifini deneme olanağınız yok.
Bilimde tek yol olur mu?
Turgay Atasü elbette sıkıntılı.
Siz bilim adamı olarak özgürce birkaç alternatifi kullanamazsanız başka ne olsun ki?

Etik çağrı

Atletizmle başladık, halterle zirveye tırmandık.
Arada güreş ve vücut geliştirme örnekleri de var.
Yürürlükteki ödül yönetmeliği ve son 20 yılda bizi biz olmaktan başka her şeye benzeten kültürümüz bu sonuçları yarattı.
Türkiye doping uzmanı antrenörlerin ve kontrolden kaçan kaçak şampiyonların ülkesi oldu.
Dahası halter gibi en soylu spor branşlarında tarihte görülmemiş bir örnek oluşturarak ülkece dışlandık.
Ebedi boykot almış sporcuları özel izinle olimpiyata gönderip bundan sportif, sosyal ve siyasal çıkarlar ummak bizi ancak sonunda farkedebildiğimiz bir rezalet kültürüne sürükledi.
Doping kontrolü yapan uzmanları canından bezdirirken doping kahramanlarını (!) kurtarmak için her türlü çabayı gösterdik.
Şimdi Uluslararası Halter Federasyonu'ndan gelen yazıyla şapa oturmuş durumdayız.

Belki kurtuluruz
Türkiye acilen sporcularıyla bir etik sözleşme yapmak zorunda. Eski alışkanlıkları terk etmek, sporcuya sınıf atlatan ve onu dopinge kışkırtan ödül yönetmeliklerini değiştirmek, ödüle ayrılmış paraları yolun başında masum ve yetenekli sporcuların yetişmesi için bir kaynak olarak devreye sokma tercihini yapmalıdır.
Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi ve tüm federasyonların birlikte oluşturacakları spor etiği hareketi bizi belki kurtarabilir.
Bu çağrı siyasal şova yaramaz. Medyayı ve taraftarları belki hiç ilgilendirmez ama en azından içimizde utanma duygusunu kaybetmemiş masum insanları korumaya yarar.
Bakalım kimde o niyet var?

agokce@milliyet.com.tr




SPOR
Tek problem Gonzales!
Atçılık sektörü masaya yatırıldı
Sambacılar korksun
Kartal'ın İsveç 'tur'u
Hooijdonk'a suçlama
İlic yol ayrımında
Referansı Yıldıray
Minderde yine hüsran
Çaykur Rize'de operasyon
Çobanoğlu'na davet var
Topuz'a 2 maç
Palyaço davası
Alonso'nun TV rekoru
Haber turu...
Böyle liderlik olmaz
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Atilla GÖKÇE
Böyle liderlik olmaz
Ankaraspor-Beşiktaş maçından sonra gördükleri...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet