|
 |
|
|
Haydi gençler sandık başına (1)
Bayram değil, seyran değil şimdi bu sandık da nereden çıktı diyenleriniz olacaktır. Hele hele ortada erken seçime yönelik hiçbir işaret yokken. Ama seçim bu yıl değilse gelecek yıl, gelecek yıl da olmazsa, bir sonraki yıl mutlaka gerçekleşecek.
İşte o zaman haydi gençler sandık başına dediğimizde iş işten çoktan geçmiş olacaktır. Daha bugünden gençlere sandığı hatırlatmamın pek çok nedeni var. Anlaşılan o ki bu konuda öğretim üyelerinin maaşı konusunda olduğu gibi onlarca yazı yazacağız...
Hemen hemen her kentte, fabrikadan çok üniversite istendiğini iyi biliyoruz. Çünkü en iyi rantı öğrenciler getiriyor. On binlerce öğrenci sadece kentin sosyal yapısını değiştirmekle kalmıyor, ekonominin de lokomotifi oluyor. Ev sahipleri ve esnafın, üniversiteler yazın da açık kalsın diye haykırmaları bu yüzden.
Üniversiteler ve öğrenciler bulundukları kente çok şeyler kazandırıyor. Peki o kentler, öğrencilere ne sunuyor? Özellikle de o kentin milletvekilleri, belediye başkanları, belediye encümenleri ve muhtarları.
Arada istisnalar olabilir. Ama bugüne kadar üniversite ve üniversite gençliği için çırpınanını görmedik. Dün Konya'daydım. Önceki hafta da Erzurum ve İzmir'de. Üniversiteleri gezdim. Tıpkı daha önceki gezilerimde diğer üniversiteleri gezdiğim gibi. Şikâyetler hep aynı: Yerel yönetimlerden gerekli desteği görmüyoruz. Hatta hiç görmüyoruz diyenler çoğunlukta.
Örneğin Konya'da raylı sistem, üniversitenin kapısına kadar gelip orada kalmış. Kampus çevresinde bir tur atsa ya da ortasından geçse on binlerce öğrenci, karda kışta uzunca bir yol yürümek zorunda kalmayacak.
Üniversitelere yatırım yapmıyorlar. Çünkü, üniversiteleri siyasi arena olarak kullanamıyorlar. Ama daha da önemlisi, üniversite öğrencileri, ya seçmen değil ya da oy kullanmıyor.
Türkiye'deki üniversite öğrencilerinin yüzde 80'i ailesinin bulunduğu ilden farklı illerde öğrenim görüyor. Dolayısıyla ikametgâhları, öğrenim gördükleri kentlerde değil, ailelerinin bulunduğu illerde. Seçimler de genelde üniversiteler açıkken yapıldığı için hiç kimse ailesinin bulunduğu ile gidip de oy kullanma zahmetine ve masrafına katlanmıyor.
Doğru olanı, ikametgâhlarını öğrenim gördükleri ile getirip seçim kütüklerine kaydolmak. Ama bunu yapan o kadar az ki! Seçim zamanı, o dar süreçte, dersler, sınavlar derken bu işe zaman ayıranı bulmak da neredeyse olanaksız.
İşte bu yüzden gençler seçimleri, siyasetçiler de üniversiteleri, hiç dikkate almıyor. Selçuk Üniversitesi'nin 75 bin öğrencisi var. Çoğu da Konya'da. Hepsi de oy kullanma yeterliliğine sahip. Topyekûn seçimlere katılıp güç birliği yapsalar, yeri yerinden oynatırlar. Ama bırakın yarısını, üçte biri dahi gidip oy kullanmıyor. Durum böyle olunca da ciddiye alınmıyorlar.
Demokratik toplum yaratmanın yolu, sadece seçim yapmaktan geçmiyor. Seçmenlerin oy kullanmalarını da cazip hale getirmek gerekiyor. Bazen de zorlayıcı tedbirler alarak. Örneğin üniversite öğrencilerini ele alalım, ikametgâhını, üniversitenin bulunduğu kente taşımayanların kayıtları yapılmasın. Kentin sunduğu indirimli hizmetlerden de yararlanamasınlar.
Oylarına elbette kimse ambargo koyamaz. Üniversiteye siyaset girer tedirginliği de abartılı olur.
Eğer onları hayata hazırlıyorsak, işe önce vatandaş olmanın temel kuralı olan seçme hakkını kullanmasını öğreterek başlamalıyız.
Yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayan öğrenciler, demokrasinin sunduğu olanaklardan daha fazla yararlanmak ve onu daha fazla sorgulamak istiyorlarsa, önce oy kullansınlar. Onun için de, bir sonraki seçim için şimdiden harekete geçsinler.
Özetin özeti: Gençleri oy kullanmayan bir ülkede, gençleri hiç kimse ciddiye almaz. Daha iyi bir eğitim, daha iyi bir iş ve daha iyi bir gelecek için haydi muhtarlara!..
aguclu@milliyet.com.tr
|
|
|


 | Taha AKYOL | | Soykırım tartışması ERMENİ konferansı yapıldı. Sayın Kenan Evren,... | |  | Çetin ALTAN | | "Aşağılık duygusu"nun dozu ölçülebilir mi? Sade Türkiye'nin değil, 5 kıtasıyla dünya kam... | |  | Melih AŞIK | | Hamarat firma - 2 Fom Grup adlı şirketin, kuruluşunun üzerinden... | |  | Fikret BİLA | | 2 Ekim'de iki miting Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki mü... | |  | Hasan CEMAL | | Vatan haini! Kıbrıs'ta devlet gibi düşünmezsen, vatan hain... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | STAR ve hava sahası Amerika'nın 3 büyük televizyonu ABC, NBC ve C... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | Haydi gençler sandık başına (1) Bayram değil, seyran değil şimdi bu sandık da... | |  | Hurşit GÜNEŞ | | Faiz dışı fazla hedefi düşmeli mi? Uygulanan programın en önemli yanı mali disip... | |  | Nail GÜRELİ | | Sağlıklı kent Bursa Arabanın şoförü, "Demek Bursa bunu da başarır... | |  | Sami KOHEN | | 'Kırmızı çizgi' kriterleri AB'nin 3 Ekim'de müzakere sürecinin başlaması... | |  | Hasan PULUR | | Haberlerden esinlenerek... "ERMENİ konferansı"nda konuşan Hırant Dink'in... | |  | Meral TAMER | | "Türk Çehov"u Sait Faik'ten, Lovegrove'a... İngiliz The Guardian gazetesinin hafta sonu e... | |  | Güngör URAS | | Medyanın 'can suyu' reklam Reklamcılar Derneği verilerine göre, 2004 yıl... | |  | Serpil YILMAZ | | Konut kredileri asrın olayı IMF Türkiye'ye yaptığı ziyarette, bankaların ... | |  |  | M. Ali BİRAND | | AP savurganlık yapmamalı… Avrupa Parlamentosu AB'nin en önemli kurumlar... | |
|
|