Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 29 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Avrupa Parlamentosu TBMM garantisi istiyor


Avrupa Parlamentosu (AP), dün Türkiye'yle ilgili bir seri karar aldı. Türkiye gündemiyle toplanan AP'nin aldığı kararların biri hariç hepsi Türkiye aleyhine...
Birincisi, Türkiye'nin, Gümrük Birliği'ni Güney Kıbrıs'ı da kapsayacak şekilde genişleten ek protokolle ilgiliydi. AP, ek protokolün onaylanmasına ilişkin oylamayı erteledi. Erteleme önerisinde bulunan Hıristiyan Demokrat grup gerekçe olarak TBMM'yi gösterdi. Ek protokolün önce TBMM tarafından onaylanması, sonra AP'de oylanması kabul edilmiş oldu.
AP'nin ikinci kararı, Türkiye'nin Ermeni soykırımı iddiasını tanımasının, Avrupa Birliği (AB) üyeliği için önkoşul olmasına ilişkindi. Üçüncü karar ise, Türkiye'nin Güney Kıbrıs'ı tanımamasının müzakereleri kesebileceğiyle ilgiliydi.
Lehteki karar ise Hıristiyan Demokratların, imtiyazlı ortaklık önerisinin reddedilmesiydi.

TBMM tartışması
AP, ek protokolü onaylamayarak bir çelişki içine düştü. Bir yandan Türkiye'nin zaman yitirmeden ek protokolün gereğini yerine getirmesi, havaalanları ve limanlarını Rum gemilerine ve uçaklarına açması istenirken bir yandan da onay ertelenmiş oldu.
AP'nin TBMM onayı aramasının başlıca nedeni, Ankara'nın ek protokolle birlikte yaptığı deklarasyon. Bu deklarasyonla, ek protokolün imzalanmasının Güney Kıbrıs'ı tanımak anlamına gelmeyeceği belirtiliyordu. AP, TBMM'nin ek protokolü bu deklarasyonu dışarıda bırakarak onaylamasını istiyor.
Bu konuda ciddi görüş ayrılıkları var.
Soru şu: Ek protokolün TBMM'nin onayına sunulması gerekiyor mu?
Bazı siyasetçi ve uzmanlara göre gerekmiyor. Bu görüştekiler Gümrük Birliği anlaşmasının TBMM'nin onayından geçmediğini, dolayısıyla ona ek bir nitelik taşıyan protokolün de TBMM'ye sunulmasının gerekmediğini savunuyorlar. Hükümet ve AKP de bu aynı eğilimi taşıyor.
Buna karşın başta CHP olmak üzere muhalefet partileri ek protokolün Meclis'e gelmesi gerektiğini savunuyorlar. Özellikle CHP, TBMM'nin alacağı kararlarla Türkiye aleyhine olan müzakere koşullarını yeniden düzenlemek için bir zemin yakalanabileceği görüşünde.
Hükümet ve AKP cephesi ise, "1 Mart tezkeresi" gibi bir sürprizle karşılaşmamak için ek protokolü TBMM'ye getirmeye eğilimli gözükmüyor. Ancak, AP'nin bu kararından sonra, hükümet buna mecbur kalabilir.
Bu kararlar 3 Ekim öncesinde olduğu gibi sonrasında da Türkiye'yi sıkıştıracak nitelikte...

İmtiyazlı ortaklık
Türkiye, tam üyelik dışında bir perspektif kabul etmeyeceğini defalarca açıkladı. Son olarak, Ankara, çerçeve belgesine böyle bir ifade konulması halinde Brüksel'e gitmeyeceğini kamuoyuna yansıttı. AP'nin dünkü toplantısında bu yönde verilen öneri zaten reddedildi.
Tabii, Ankara'nın tek koşul olarak "imtiyazlı ortaklık" perspektifini görmesi ne kadar gerçekçi? Böyle bir ifadenin çerçeve belgesinde yer almayacağı tahmin edilen bir durumdu. Bu nedenle sadece bu ifade yer almıyor diye Ankara'nın diğer koşulları itirazsız kabul etmesi sorunları ortadan kaldırmıyor. Esasen, imtiyazlı ortaklık ifadesine de gerek yok. Zaten müzakerenin ucu açık olacak, vurgusu var. Ayrıca, Türkiye'nin üyeliğini zora sokacak birçok koşul da mevcut.
Bu nedenlerle Türkiye, "imtiyazlı ortaklık" koşulu yok diyerek, diğer koşullara karşı direnmekten vazgeçmemeli. Son ana kadar, müzakere sürecini her an tıkayabilecek, astarı yüzünden pahalı olacak koşullara karşı direnmeyi sürdürmelidir.
Türkiye'nin geleceğini etkileyecek bu tür yaşamsal önemdeki belgelerin, tarihe karşı sorumluluk gerektireceği düşünülürse, hükümetin, kılı kırk yararak karar vermesi gerekiyor.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Avrupa yol ayırımında
AVRUPA Parlamentosu (AP) Türkiye hakkındaki a...
Çetin ALTAN
Kaptan June'un dünyası ve gündemin iğneli fıçısı...
İçinde hâlâ daha çekicilik tılsımının harelen...
Melih AŞIK
'İnkâr kapısı'
Yazar Elif Şafak, Bilgi Üniversitesi'nde düze...
Fikret BİLA
Avrupa Parlamentosu TBMM garantisi istiyor
Avrupa Parlamentosu (AP), dün Türkiye'yle ilg...
Hasan CEMAL
AB'ye: Tadında bırakın artık!
Avrupa Birliği'ne, özellikle bazı üye ülkeler...
Yılmaz ÇETİNER
Ermeni politikacılar ne istiyor?
Genellikle Ermeni tezine yaklaşan bir kısım T...
Güneri CIVAOĞLU
Vakur olmak
Tam üyelik görüşmeleri daha başlamadan AB ile...
Can DÜNDAR
AB yolunda Kaos
3 Ekim kapıya dayandı işte...
Hurşit GÜNEŞ
Uzanların çimento fabrikalarının satışına dikkat!
Hafta başında Uzan grubuna ait Star televizyo...
Doğan HEPER
Ev sahibi-AKP düşman mı?
'KİRACI da, ev sahibi de benim vatandaşım', a...
Semih İDİZ
Huntington ile El Kaide'nin ektiği tohumlar
Reagan yönetiminin Savunma Bakan Yardımcısı F...
Sami KOHEN
Bu da bağlayıcı değil, ama...
AVRUPA Parlamentosu'nun dün kabul ettiği Türk...
Hasan PULUR
İsmail Cem'in "10 Aralık" gecesi...
ESKİ Dışişleri Bakanı, bir zamanlar kapı yold...
Derya SAZAK
AB şartları
3 Ekim'e doğru AB'nin Türkiye'nin üyeliğini '...
Meral TAMER
Okullarda dersler başladı mı?
Benim çocukluğumda haftada 1 gün tatil vardı....
Yaman TÖRÜNER
Yapılacak ilk reform
Doğu Avrupa ülkeleri AB'ye girer girmez, onla...
Güngör URAS
İç kaynaklar yatırım, üretim yerine borca gidiyor
Önce iki rakam vereyim.
M. Ali BİRAND
Türkiye kapıyı vurmamalı
Avrupa Birliği, belki farkında değil ancak, t...

© 2005 Milliyet