Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 29 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Washington izlenimleri 2
Huntington ile El Kaide'nin ektiği tohumlar


Reagan yönetiminin Savunma Bakan Yardımcısı Frank Gaffney Jr.'in kendisi gibi aşırı sağcı olan Washington Times gazetesinde önceki gün çıkan "İslamcı Türkiye'ye hayır" başlıklı makalesinde yer alan görüşleri, bir boşlukta ortaya çıkmış görüşler değil. Bunu, hafta sonunda Washington'da katıldığım konferans sırasında yapılan, "Avrupa'dan yansıyan İslamcı tehdit" konulu paneldekileri dinledikten sonra rahatlıkla söyleyebilirim.
Gaffney, özetle, "Avrupai değerlerden hızla uzaklaşan" Türkiye'nin, bir "İslamofaşist ülke haline dönüşmekte olduğunu", bu nedenle de AB'den uzak tutulması gerektiğini savunuyor.
Katıldığım panelin konuşmacılarına gelince, bunlar Nixon Merkezi'nden, eski FBI'cı, Robert Leiken ve İsviçre hükümetinin "İstihbarat Koordinatörü" Jacques Pitteloud'dı. Her ikisi, Avrupa'da artan "İslami tehditten" dem vurarak, özellikle İngiltere'nin göçmenler konusunda uyguladığı "açık kapı" politikasının ne denli hatalı olduğunu uzun uzun anlattılar. Avrupa'nın artık kendi intihar bombacılarını ürettiğini söyleyerek, Müslümanların kıtadan sürülmesini ima edecek kadar ileri giden "tedbir" önerdiler.

İsviçreliler yanılttı
"Türkiye'nin AB üyeliğini aslında savunduğunu" iddia eden Pitteloud, ancak soydaşlarının bu fikirde olmadığını ve bunun ülkesinde o hafta sonu yapılan "AB ile serbest dolaşım" referandumunda görüleceğini de iddia etti. Ayrıca, kendisiyle çelişerek, Türkiye'nin AB üyeliğinin büyük sorunlara yol açacağını söyledi.
Tabii, hepimizin şimdi bildiği gibi, AB üyesi olmayan İsviçre'de halk aslında hem Pitteloud'u, hem de "AB ile serbest dolaşımı kabul edersek Türklerle Arapların istilasına uğrarız" kampanyası yürüten sağcı İsviçrelileri yalancı çıkardı.
Leiken'e gelince, o da, daha çok yaşlı Yahudilerden oluşan dinleyicilerden birinin, Avrupa'daki 20 milyon Müslümanı, "üzerlerine kibrit atılmasını bekleyen kuru yapraklar"a benzetmesini çok beğendi. Bugün "barışçıl" görünen bu Müslümanların, "kibrit" görevini gören aşırı İslamcılar tarafından nasıl anında alevlendirilebileceğini anlattı.
Leiken, "bir Alman arkadaşından duyduğu bir şeyi" de tekrarladı: "Bavyeralı arkadaşımın bira içen bir Türk tanıdığı varmış. Kendisine, 'Bir Müslümanın intihar saldırısında bulunacağını bilsen polise gider misin?' diye sormuş. O da 'Bir Müslümanı asla ihbar etmem' demiş."

Mitler zaten böyle doğar
Bu "hikâyenin", paneli izleyenler arasında "İşte gördün mü?" türünden yorumlara yol açtığını söylememe aslında gerek yok. Bu hikâyeyi daha sonra, konferansa katılan Ürdünlü araştırmacı arkadaşım, Samer Abu Libdeh'e anlattığımda, "Dur hele, ben bunu BBC'de dinledim. Bir Pakistan asıllı İngiliz'e aynen bu soru soruldu ve kendisi de aynen bu yanıtı verdi" dedi.
Bizimle olan Harvard Üniversitesi John F. Kennedy Merkezi'nin İran asıllı araştırmacılarından Assaf Moghadam söze girdi: "O Pakistanlı İngiliz şimdi bir Bavyeralı Türk olmuş. Yarın Faslı bir Fransız, ondan sonra da Arnavut asıllı bir Hollandalı olur ve hikâye böyle gelişip gider. Mitler de zaten böyle doğar."
Panelden sonra dayanamadım "kuru yapraklar" benzetmesini yapan yaşlı Yahudinin yanına gittim ve biraz sert konuştum: "Kendimi 1933 Berlin'inde Yahudileri konu eden bir paneldeymişim gibi hissettim" dedim. Haliyle kızdı, "Bunu nasıl söyleyebilirsin! Bu adamlar alışık olduğumuz yaşam biçimini tümüyle yok etmeye çalışıyorlar" dedi.
"Naziler de sizin için aynı dayanaksız genellemeyi yapmıyorlar mıydı?" diyerek, yanıtını beklemeden uzaklaştım. Bu arada, Samuel Huntington ile El Kaide'nin birlikte ektikleri tohumların nasıl filizlenmekte olduğunu düşünmeden de edemedim.

semihi@cnnturk.com.tr








Taha AKYOL
Avrupa yol ayırımında
AVRUPA Parlamentosu (AP) Türkiye hakkındaki a...
Çetin ALTAN
Kaptan June'un dünyası ve gündemin iğneli fıçısı...
İçinde hâlâ daha çekicilik tılsımının harelen...
Melih AŞIK
'İnkâr kapısı'
Yazar Elif Şafak, Bilgi Üniversitesi'nde düze...
Fikret BİLA
Avrupa Parlamentosu TBMM garantisi istiyor
Avrupa Parlamentosu (AP), dün Türkiye'yle ilg...
Hasan CEMAL
AB'ye: Tadında bırakın artık!
Avrupa Birliği'ne, özellikle bazı üye ülkeler...
Yılmaz ÇETİNER
Ermeni politikacılar ne istiyor?
Genellikle Ermeni tezine yaklaşan bir kısım T...
Güneri CIVAOĞLU
Vakur olmak
Tam üyelik görüşmeleri daha başlamadan AB ile...
Can DÜNDAR
AB yolunda Kaos
3 Ekim kapıya dayandı işte...
Hurşit GÜNEŞ
Uzanların çimento fabrikalarının satışına dikkat!
Hafta başında Uzan grubuna ait Star televizyo...
Doğan HEPER
Ev sahibi-AKP düşman mı?
'KİRACI da, ev sahibi de benim vatandaşım', a...
Semih İDİZ
Huntington ile El Kaide'nin ektiği tohumlar
Reagan yönetiminin Savunma Bakan Yardımcısı F...
Sami KOHEN
Bu da bağlayıcı değil, ama...
AVRUPA Parlamentosu'nun dün kabul ettiği Türk...
Hasan PULUR
İsmail Cem'in "10 Aralık" gecesi...
ESKİ Dışişleri Bakanı, bir zamanlar kapı yold...
Derya SAZAK
AB şartları
3 Ekim'e doğru AB'nin Türkiye'nin üyeliğini '...
Meral TAMER
Okullarda dersler başladı mı?
Benim çocukluğumda haftada 1 gün tatil vardı....
Yaman TÖRÜNER
Yapılacak ilk reform
Doğu Avrupa ülkeleri AB'ye girer girmez, onla...
Güngör URAS
İç kaynaklar yatırım, üretim yerine borca gidiyor
Önce iki rakam vereyim.
M. Ali BİRAND
Türkiye kapıyı vurmamalı
Avrupa Birliği, belki farkında değil ancak, t...

© 2005 Milliyet