Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 29 Eylül 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Okullarda dersler başladı mı?

Yeni İngilizce kitabına göre liselilerin okul çantasında sigara - çakmak, ruj, cep telefonu bulunur!


Benim çocukluğumda haftada 1 gün tatil vardı. Cumartesileri de ciddi ciddi işe gidilirdi. Ne lisede, ne de üniversitede eğitim yılının 1 gün bile geç başladığını anımsamıyorum. Kitaplarımız da ilk günden hazırdı, hocalarımız da... Kızımın anaokulundan adımını atıp liseyi bitirip çıktığı Işık Lisesi ile haşır - neşir olduğumuz 13 yıl boyunca da böyle bir derdimiz hiç olmadı.
Okullar başladığı halde derslerin başlamaması, hocaların uzun süre belirlenememesi, kitapların belli olmaması ve bulunamaması durumuyla ilk tanışıklığım, kızımın 8 yıl önce Marmara Üniversitesi'ne başlamasıyladır. Çok hayret etmiş, bir o kadar da sinirlenmiştik. Hatta ben anne olarak kendimi bile suçlamıştım; kızımı başka bir üniversiteye yönlendirmek konusunda neden daha ısrarlı olmadım diye...

Pazartesi sendromu
Bir süre sonra "pazartesi sendromu" diye bir kavram girdi hayatımıza... Ben henüz kendileriyle tanışmış değilim. Hâlâ her pazartesi sabah erkenden büyük bir keyifle işimin başında olurum. Ama çoğu kişi için 2 günlük hafta sonu tatilinden sonra işe adapte olmak zor oluyormuş. Hatta pazartesileri daha geç işbaşı yapılan yerler bile var; cuma günleri erken paydos falan derken, imkânı olan hafta sonu tatilini fiilen 3 güne uzatmanın yolunu buldu.
Eh hükümetlerimiz de bu yeni trende ayak uydurmakta gecikmedi. Biri 3, diğeri 4 gün olan dini bayramlarımız, Ecevit'in başbakanlığı döneminde 9 günlük uzun tatiller olarak "resmileşti". Dini bütün AKP hükümeti de buna ayak uydurmakta zorlanmadı. 9 günlük bayram tatiline rastlayan ayların ihracat rakamlarına bakın. Normal ayların ancak üçte ikisi düzeyinde. Ama ne gam! Eğleniyoruz. Demek ki daha fazla ihracat yapmaya da ihtiyacımız yok!
Benden size tavsiye: Çalışan adamı mutlaka yerinde bulmak istiyorsanız, artık en garantili günler salı - çarşamba - perşembe! Gerisi riskli, haberiniz olsun.

Ders yerine iletişim
Okullara dönecek olursak... Bir arkadaşımın oğlu, bu yıl liseye başladı. İlk hafta laf olsun diye gidip geldi çocuk. Kitaplar olmadığı gibi hocaların büyük bölümü de ortalarda yoktu. Günlerce sınıf arkadaşlarıyla sohbet edip kaynaşmaya çalıştılar. Yoksa günümüzde iletişim kurmanın, öğretmenin ders anlatmasından daha yararlı olduğu düşünülüyor olmasın?
İkinci hafta öğretmenler teşrif etmeye başladı. Üçüncü hafta da yavaş yavaş kitaplar... Dün sordum. Kitaplar hâlâ tamamlanmış değil. Başbakan Erdoğan, okullar açılmadan önce ısrarla "Kesinlikle gecikme olmayacak" diyordu. Demek "gecikme olmaması", nöbetçi birkaç öğretmen eşliğinde çocukların kendi aralarında sohbet etmeleri, okuldan erken çıkıp sinemaya falan gitmeleri anlamına geliyormuş!

Okul çantasında...
Bu yıl yenilenen ders kitaplarında da bir tuhaflık var. Okul çantalarında kitap kalem, defter, hesap makinesi v.s. yerine sigara - çakmak, ruj, cep telefonu bulundurulması özendiriliyor sanki.
Okurumuz Cüneyt Fidansoy, lisedeki oğlunun İngilizce kitabının sayfalarını karıştırdığında duyduğu şaşkınlık ve üzüntüyü sizlerle paylaşmak üzere bana yandaki kitap sayfasının eşliğinde şu e - posta mesajını yollamış:
"Oğlum bu yıl Anadolu Lisesi'ne başladı. İngilizce dersi için almak zorunda bırakıldığım Oxford University Press yayını New English File kitabının ilk konusunda, lise öğrencisinin çantasında neler olabileceği soruluyor; cevap bölümünde ise sigara - çakmak fotoğrafı var. Sigaraya başlama çağında sigarayı özendirecek ve "Bak ders kitabımda bile var!" diyecek. Fotoğrafı görünce nasıl üzüldüm bilemezsiniz. Uygun görürseniz, bu üzüntümü sizin aracılığınızla paylaşmak istedim."
Uygun görmez olur muyum? Sadece Milliyet okurlarının değil, Milli Eğitim Bakanlığı'nın da özellikle dikkatine sunuyor, verecekleri yanıtı merakla bekliyorum.

mtamer@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Avrupa yol ayırımında
AVRUPA Parlamentosu (AP) Türkiye hakkındaki a...
Çetin ALTAN
Kaptan June'un dünyası ve gündemin iğneli fıçısı...
İçinde hâlâ daha çekicilik tılsımının harelen...
Melih AŞIK
'İnkâr kapısı'
Yazar Elif Şafak, Bilgi Üniversitesi'nde düze...
Fikret BİLA
Avrupa Parlamentosu TBMM garantisi istiyor
Avrupa Parlamentosu (AP), dün Türkiye'yle ilg...
Hasan CEMAL
AB'ye: Tadında bırakın artık!
Avrupa Birliği'ne, özellikle bazı üye ülkeler...
Yılmaz ÇETİNER
Ermeni politikacılar ne istiyor?
Genellikle Ermeni tezine yaklaşan bir kısım T...
Güneri CIVAOĞLU
Vakur olmak
Tam üyelik görüşmeleri daha başlamadan AB ile...
Can DÜNDAR
AB yolunda Kaos
3 Ekim kapıya dayandı işte...
Hurşit GÜNEŞ
Uzanların çimento fabrikalarının satışına dikkat!
Hafta başında Uzan grubuna ait Star televizyo...
Doğan HEPER
Ev sahibi-AKP düşman mı?
'KİRACI da, ev sahibi de benim vatandaşım', a...
Semih İDİZ
Huntington ile El Kaide'nin ektiği tohumlar
Reagan yönetiminin Savunma Bakan Yardımcısı F...
Sami KOHEN
Bu da bağlayıcı değil, ama...
AVRUPA Parlamentosu'nun dün kabul ettiği Türk...
Hasan PULUR
İsmail Cem'in "10 Aralık" gecesi...
ESKİ Dışişleri Bakanı, bir zamanlar kapı yold...
Derya SAZAK
AB şartları
3 Ekim'e doğru AB'nin Türkiye'nin üyeliğini '...
Meral TAMER
Okullarda dersler başladı mı?
Benim çocukluğumda haftada 1 gün tatil vardı....
Yaman TÖRÜNER
Yapılacak ilk reform
Doğu Avrupa ülkeleri AB'ye girer girmez, onla...
Güngör URAS
İç kaynaklar yatırım, üretim yerine borca gidiyor
Önce iki rakam vereyim.
M. Ali BİRAND
Türkiye kapıyı vurmamalı
Avrupa Birliği, belki farkında değil ancak, t...

© 2005 Milliyet