|
 |
|
|
Her şey kötü
Tamam takım kötü oynadı. Bireysel anlamda da bütün oyuncular kapasitesinin altında kaldı. Savunma kötü, orta saha kötü, forvet kötüydü. Ne pas, ne şut, ne pres vardı. Rakip de gerçekten çok kötüydü. Maçtan önce düşünceleri sadece ceza sahası önünde kapanıp gelen topları ileriye vurmaktı.
Ama Gerets hepsinden kötüydü. Düşünün Galatasaray takımı deplasmanda 1-0 mağlup oluyor, rakip bayağı zayıf. Rövanşa geliyorsunuz antrenör ve yöneticiler aman dikkat diye diye baskı altında. Öyle bir formatla sahaya çıkıyorsun ki, sanki deplasmanda 1-0 galip gelmişsin, oyunu kontrol edip kontratak düşünüyorsun. Orta sahayı dört adamla kalabalık tutup, kontrol altına almaya çalışıyorsun, aman tehlikeli bir kontra yemiyelim diyorsun. Fakat senin takımın çok iyi hücum yapan bir ekip ve geldiğin günden beri bunu iyi uygulatan bir hocasın. Mutlak surette iki farklı kazanman gereken maçta Hakan, Ümit, Necati üçlüsünü bozuyorsun. Savunmanın iki kenarında sürekli oynayan iki oyuncun yok. Bu eksikliğe rağmen bir de oyun düzenini bozuyorsun.
Hakan bu takımda her türlü oynar. Maç 35 dakika kafa kafaya gidiyor. Tromso kendi sahasında böyle top çeviremedi. İnanılır gibi değil. O alışıla gelmiş baskıyı oluşturamıyorsun. Gol yiyiyorsun, Hakan'a sarılıyorsun. Ondan sonra 55 - 60 dakika tek kale. Burada yine bir hata oluyor. Galatasaray'da çok tecrübeli oyuncu olmasına rağmen sabırlı oynamak yerine, sahanın her yerinden topu şişirip, Hakan - Ümit arasına Necati'yi sokup pozisyon üretmeye çalışıyorsun. Hadi takımın bunu yapıyor, sen kenardan bir hamle yap ısrarla kenarlara gitmelerini söyle. 1-0 geride iken 3 gol lazım, solda Uğur oynuyor. Yani bireysel anlamda kötü, organizasyon kötü, Gerets kötü. Ve kötü takıma eleniyorsun. Hakem mi; yardımcı Galatasaray'ın yediği golde ofsaytı atladı.
rdilmen@milliyet.com.tr
|
|
|

|