|
 |
|
|
Atı alan Kutuplar'a gitti
Buzları çözüldüğünde, derin dondurucudan çıkmış Norveç uskumrusu kadar diri bir takım vardı Galatasaray'ın karşısında.
Ya Galatasaray? Daha maçın 15. saniyesinde anlaşıldı ki, onlar "en kötü huylarıyla" sahadalar... Futbolcusundan teknik direktörüne kadar.
Evet, en başta Gerets biz medya mensuplarının dolduruşuna gelmiş olmalı... Tuhaf bir kadro yapmıştı. Adeta küçümser bir kadro...Bir defalığına 20 dakika oynayan Volkan, sakatlıktan yeni kurtulan Ergün maçın kilit adamlarıydı. Daha doğrusu maçı kilitleyen adamlar. Sonra ayağındaki topa saygı duymayanlar... Mesela Hasan Şaş için bu bir UEFA dönümü değil de gösteri maçıydı sanki. Aynı çalımlar. Aynı isabetsiz vuruşlar. Gol bölgelerinde kaleye yaklaşamadan ümitsiz vuruşlar.
Sormak lazım sayın Gerets'e... Neden Hakan ilk devre kenarda bekledi diye. Oysa o kadar lazımdı ki... Galatasaray'ın karşısında enine ve boyuna mükemmel alan daraltan bir Tromso vardı kırk beş dakika. Ön liberolarla birlikte altı kişilik savunmayı adam boyu yüksekten aşmak mümkün değildi. Ancak Hakan'a havadan servis yapılabilir, o da topu yere indirebilirdi.
Hemen hemen aynı hücum anlayışı benimsemişti iki takım da. Aradaki fark, top rakipteyken Galatasaray'ın üç adamı ilerde kalıyor, Tromso'nun ise Martin dışında tüm forveti orta sahada pres yapıyordu. Futbol piyasasına göre her bir Galatasaraylı , aynı mevkideki Norveçli'den daha pahalı ve daha iyiydi ama sahada yarısı kadar etmiyorlardı.
Al futbolcuları vur Gerets'e... Belçikalı hocanın Galatasaray'daki "balayı" dün Ali Sami Yen'de bitti.
Maçın çoğunu kendi hatalarını düzeltmeye harcadı Gerets. Önce Volkan, sonra Ergün çıktı. Yerlerine Hakan ve Sabri girdi. Lakin vakit geçmiş, yarım devrede bir de gol yenmişti. O golün nedeni de rakibi küçümseyerek erken gol arama sevdasıydı.
Rakip Tromso bile olsa yarım maçta üç gol atmak kolay mıydı bir kuzey takımına? Üstelik Hakan'ın oyuna alınmasıyla bir şey beceremedikleri belgelenmiş olan Necati ve Ümit Karan tarafından... Uyurgezer gibi dolaşan Heinz ve kendi kendini düğümleyen Hasan Şaş'ın taşıyacağı toplarla... Masal gibiydi. Ancak bir gol getirebildi bu iyi niyet. Bu kez top iyi davranmıyordu maçın yarısında kıymetini bilmeyenlere. Direkler, Tromso kalecisi Lars ve şans çiziyordu maçın kaderini. Sonradan aklı başına gelenler telaşa kurban oluyordu.
Atı alan kutuplara kadar gitmişti.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|