|
 |
|
|
Çantada keklik değil!
Avrupa Birliği, 3 Ekim'in eşiğinde ateşle oynadığının farkında mı?
Bilemiyorum.
Ama son zamanlarda Türk kamuoyunun üstüne üstüne öylesine varılıyor ki, böyle giderse yakın gelecek konusunda ateşle oynandığı söylenebilir.
Avrupa Parlamentosu'nun Ermeni soykırımı diyerek almış olduğu son karar bu açıdan çarpıcı bir örnek. Evet, Türkiye'nin AB üyeliğini 'soykırım önkoşulu'na bağlayan bu karar tavsiye niteliği taşıyor.
Bağlayıcı bir yanı yok.
Ama yine de böyle bir kararla Avrupa Parlamentosu, Türk kamuoyunun ortasına yeni bir dinamit daha fırlatmış oluyor.
Bu dinamitlerin sonu gelmiyor!
Kıbrıs'la ilgili olanı var.
Kürt sorunu ile ilgili olanı var.
Asker ile ilgili olanı var.
NATO'yla ilgili olanı var.
Çeşit çeşit dinamitler!
Her seferinde birini alıp fırlat... Öyle anlaşılıyor ki, Türk kamuoyunu sabır taşı sanıyorlar.
Oysa öyle değil.
Kamuoyu da değil.
Hükümet de değil.
AKP de sabır taşı değil.
Olmadık bir yerde çatlayabilir bu sabır taşı! Avrupa Birliği'nin bu noktayı iyi değerlendirmesinde yarar var.
Özellikle Türkiye'nin Avrupa yolculuğunu içtenlikle destekleyen çevrelerin bu uyarıyı bir kenara özenle not etmeleri gerekiyor.
Yoksa yangın çıkabilir!
Bizden söylemesi...
Türk kamuoyu da çantada keklik sayılıyor AB'ye destek konusunda.
Oysa bu da öyle değil.
Her an değişebilir.
Yine AKP ve hükümet de AB konusunda çantada keklik sayılıyor.
Oysa bu da öyle değil.
Her an her şey olabilir.
Özellikle AKP'nin Meclis Grubu öyle dışarıdan göründüğü kadar iç dayanışma içinde olmayabilir, çatlayabilir. Kıbrıs gibi, Ermeni soykırımı gibi, Kürt sorunu ve PKK gibi milli hassasiyet derecesi yüksek konularda birdenbire geri tepebilir işler...
1 Mart tezkeresini unutmayın!
Irak Savaşı'nın ve Amerika'ya tepkinin hiç beklenmedik bir anda AKP Meclis Grubu'nu nasıl böldüğü henüz belleklerde tazeliğini koruyor. Brüksel'deki 3 Ekim savaşları böyle giderse, yarın öbür gün örneğin Uyum Protokolü parlamentoya geldiği zaman TBMM'de neyin ne olacağı belli olmaz.
AB şunu iyi bilmeli:
Hükümet, AB uğruna ya da AB'deki kimi çevrelerin sandığı gibi asker korkusu yüzünden AB'nin her dediğini sineye çekecek değildir.
Yalnız kamuoyu değil, AKP hükümeti ve milletvekilleri arasında da AB yorgunluğu gitgide daha çok uç veriyor.
Hatta, AB taraftarı beyaz Türk çevrelerinde bile "Yetti artık!" tepkisi kulaklara çalınmaya başladı bile...
Bunlar kritik sinyaller!
AB ne kadar farkında?
Türk kamuoyu 1960'lardan bu yana 'Avrupa projesi'nin arkasında yer aldı. Avrupa hülyası aklından hiç çıkmadı. Ama böyle giderse, Türkiye konusunda AB böylesine bir vizyonsuzluk çukuruna yuvarlanırsa, bazı kanatları, 'ırkçılık'tan 'İslam düşmanlığı'na varan savrulmalar yaşarsa, bu hem AB için hem Türkiye için kötü olur.
Türkiye'de Kızılelma koalisyonu ellerini oğuşturarak 3 Ekim'i bekliyor. Türkiye'yi Avrupa yolundan saptıracak kararların heyecanı içindeler...
Bu fırsatı AB onlara tanıyacak mı?
İhtimal vermiyorum ama...
Yine de tedirginim.
Çünkü AB içinde vizyonsuzluk hiç de yabana atılmayacak bir olgu gibi bazen suyun yüzüne pat diye vurabiliyor.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|