Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 30 Eylül 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kamunun borcunun azaltılması ihtiyacı sürüyor


Uluslararası finans kurumlarının yıllık sonbahar toplantıları nedeniyle çeşitli kurum ve kuruluşlar ülkelere ait verileri yayımladılar. Bunlardan biri de JP Morgan tarafından yayımlanan yükselen piyasaların dış borç ve mali göstergeleri. Türkiye'nin iç ve dış borç durumunu Latin Amerika, Avrupa ve Asya bölgelerinden seçilen bazı ülkelerin verileri ile karşılaştırmak ilginç sonuçlar veriyor.
Öncelikle dış borçların gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) oranına bakalım. Son üç yılda önemli ölçüde gerilemekle birlikte Arjantin en yüksek orana sahip. Bunu Avrupa'nın yükselen piyasaları izliyor. Türkiye'nin de dahil olduğu bu grubun tamamının borç oranı tehlikeli kabul edilen % 40'ın üzerinde. Ancak dört ülkeden ikisi AB üyesi, birinin de 2007'de üyeliği kesinleşmiş durumda. Türkiye ise AB'ye üyelik müzakerelerine başlayacak olan, ancak bugüne kadar üye olan ülkelerden oldukça farklı bir muameleye tabi tutulma olasılığı giderek artan bir ülke.
Bir başka gösterge ise kamu borcunun toplam dış borç içindeki payının yüksekliği. Burada Latin Amerika ülkeleri Bulgaristan ve Türkiye başa güreşiyorlar. Son iki yılda Türkiye yüzde 50'nin üzerinde bir oranla Avrupa'da birinci ve toplamda da ilk üçe giriyor.

Brezilya'nın riski düşüyor
Kamu iç borç stokunun GSYH'ye oranına bakıldığında da Türkiye'nin en önde gittiğini görüyoruz. 2005 yılında Brezilya'nın bizi yakalaması bekleniyor. Ancak Brezilya dünyadaki olumlu konjonktürden yararlanarak dış borcunu iç borca çevirme stratejisini başarıyla uyguluyor. Bu da Brezilya'nın kur riskini azaltıyor. Arjantin ise kamu iç borcunu en hızlı azaltan ülke.
Son olarak IMF'nin verilerini kullanarak bu ülkelerin cari açıklarının GSYİH'lerine oranlarına bakmakta yarar var. Sadece Avrupa Bölgesinde cari açık verildiği gözleniyor. Türkiye iyimser IMF tahminlerine rağmen en fazla cari açık veren ilk üç ülke arasında. Ayrıca diğer ülkelerden farklı bir biçimde Türkiye'nin cari açığı hızla artıyor.

Bağımlılık azalmalı
Sonuç olarak karşılaştırmalar borç göstergelerinde iyileşmenin sadece bize has bir durum olmadığını gösteriyor.
Dış borcun yüksekliği bakımından Türkiye % 40'ın üzerinde bir oranla hâlâ en riskli ülkeler arasında yer alıyor.
Dış borcun içinde kamu borcunun ağırlığı ve kamunun iç borcunun GSYİH'ye oranının yüksekliği birlikte ele alındığında Türkiye'nin borç sorununun aslında kamu borcunun yüksekliği olduğu görülüyor.
Cari açıktaki hızlı artışın sürmesi, dış borç oranlarındaki tedrici iyileşmenin, özelleştirme gelirlerindeki beklentilere rağmen, tersine dönmesi riskini artırıyor.
Dünya piyasalarında yaşanan yükselen piyasa ekonomileri açısından olağanüstü elverişli koşulların kalıcı olmadığı konusu giderek daha fazla dillendiriliyor. Bizim gibi ülkelerin mevcut konjonktürden yararlanarak, hem dış borç oranını düşürmek, hem de maliye politikasının esnekliğini artırmak suretiyle, ekonominin sermaye hareketlerine olan bağımlılığını azaltmaları gerekiyor.

Enflasyonist finansman
Maliye politikasının esnekleştirilmesi, sermaye hareketleri durduğunda, bunun büyüme üzerindeki etkilerini dengeleyecek şekilde vergileri azaltma veya harcamaları artırabilme imkânına kavuşma anlamına geliyor. Kamu borcu çok yüksekse bu zorlaşıyor çünkü yüksek borcun, ödeyememe riskini ve enflasyonist finansmanı gündeme getirmesi kaçınılmaz oluyor. İşler iyi giderken kamu borcunun GSYİH'ye oranını hızla piyasalarda makul kabul edilen seviyelere düşürmek gerekiyor.
Borç sorununun çözülmesinde ise faiz dışı fazla en güçlü araç. Faiz dışı fazlanın düşürülmesinin hükümet ve IMF arasındaki tartışmalarda bir kol bükme mücadelesine dönüşmesi çok yanlış olur. Bu, piyasaların giderek daha fazla dikkatini çekecektir. Bu durum, sermaye hareketlerinin yavaşlaması halinde, Türkiye'nin uğrayacağı kayıpların benzer ülkelerden daha fazla olması riskini artırır.




foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
Avrupa bıktırdı artık!
AKP Genel Başkan Yardımcısı Mir Dengir Fırat,...
Çetin ALTAN
AB'ye küsmek, yahut küsmemek...
"Ulus-devlet" modelinin 200 yıldan bu yana do...
Melih AŞIK
İnkâr Kapısı - 2
Amerika'da yaşayan yazar Elif Şafak, Bilgi Ün...
Fikret BİLA
Sağlık Bakanı Akdağ: İnsan nesliyle oynayabilirler
Bilimsel gelişmenin hızı sık sık hukuku gerid...
Hasan CEMAL
Çantada keklik değil!
Avrupa Birliği, 3 Ekim'in eşiğinde ateşle oyn...
Güneri CIVAOĞLU
Mola seçeneği
Çerçeve Belgesi'nin taslağında yer aldığı idd...
Abbas GÜÇLÜ
Öğrenci de borç batağında
Ekonomi, her geçen gün daha iyiye gidiyor ter...
Hurşit GÜNEŞ
Cari açık sorunu nasıl aşılacak?
Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu cari iş...
Faik ÖZTRAK
Kamunun borcunun azaltılması ihtiyacı sürüyor
Uluslararası finans kurumlarının yıllık sonba...
Hasan PULUR
"Kapkaç"ın mizahı...
HANİ "Işığı gören geliyor!" diye bir deyim va...
Derya SAZAK
Suç ve ceza
Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, ...
Meral TAMER
Zapsu: Her işe maydanoz olabiliyorum
Alman Liseliler Kültür ve Eğitim Vakfı ALKEV'...
Güngör URAS
Belarus AB'ye girmedi (Batmadı!)
Beyaz Rusya (Belarus) Avrupa'nın ortasında, R...
M. Ali BİRAND
Bu koşullar bizi korkutmamalı
Şu sıralarda karalar bağlayanlar çoğalıyor.

© 2005 Milliyet