Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 30 Eylül 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Zapsu: Her işe maydanoz olabiliyorum

"İşgüzar bir savcının Orhan Pamuk hakkında açtığı dava, bindiğimiz dalı kesmektir. Yapısal reformların hazmedilmesi zaman alacak"


Alman Liseliler Kültür ve Eğitim Vakfı ALKEV'in Çarşamba Sohbetleri'nin sonuncusunda Cüneyd Zapsu'yu dinledik. Konuşmacının da dinleyicilerin de Alman Lisesi mezunu oldukları hoş bir toplantıydı. Zapsu konuşmasını yer yer Almanca deyimlerle renklendirince, sorular da Almanca kelimelerle zenginleştirildi. Yaşlarımız çok farklı olsa da sanki hepimiz lise çağındaydık ve okulumuzun bahçesinde hararetli bir sohbete dalmıştık...
Cüneyd'i Alman Liseli damarlarımın epey kabardığı bir ortamda dinleyince, onun Başbakan Tayyip Erdoğan'ın çok yakınında durduğu halde neden milletvekili ya da bakan olmadığını, siyasi formel bir kimliğe bürünmediğini anladım sanki. Değil yatılısı, yarım gün olduğu için öğle yemeği bile olmayan okulumuzun kültüründen gelen, kanımıza işlemiş geniş bir özgürlük alanı var. Özgürlüğümüzden taviz vermiyoruz:

Danışman değil asistan
  • "Ayağımdaki şu spor lastik ayakkabılarla yabancı devlet başkanlarının yanına girebiliyorum. Mini Cooper'ımla dolaşıyorum. Bürokrasiyi şaşırtmak hoşuma gidiyor. Ankara gibi bir yere tıkılmak benim için olacak iş değil. Diplomat değilim. Bürokrat değilim. Avukat değilim. Siyasetçi hiç olamam. Onun için de zaten hiyerarşiye hiç girmedim. Girdiğiniz zaman her şey için izin almanız gerekiyor.
  • O kadar çok danışman var ki etrafta. Ben bu sıfatı kullanmıyorum. Ben Tayyip Bey'in özel asistanıyım. Sevdiğim saydığım bir arkadaşıma çok zor bir işte yardımcı olmaya çalışıyorum. Zaten benim ölçülerime göre danışmanlık uzmanlık ister. Ben de ancak fındıkta danışmanlık yapabilirim.
  • Tayyip Bey benim için "Veri koordinatörüm" diyor. Yani Maedchen für alle. Nerede ihtiyaç varsa, oraya ulaşmaya çalışıyorum. Tren kazası, deprem, Avrupa Birliği ile ilişkiler, Almanya, ABD, Ermeni Konferansı... Her işe maydanoz olabiliyorum."


  • "Schröder düz durdu"
    Zapsu'yu dinlerken, cep telefonumuza Avrupa Parlamentosu'ndan tatsız kararlar peşpeşe düşmeye başladı: AP, ek protokolün onayını erteledi. AP Türkiye'ye Ermeni soykırımını tanımayı şart koştu...
    Avrupa Birliği ile ilişkilerin seyri Zapsu'yu da epey bunaltmış, daha doğrusu düş kırıklığına uğratmış gibi. Ama pes etmek yok: "Ağlamayı çoktan kestik. Biz bunlardan da alnımızın akıyla geçeriz. AB için çok büyük bir lokmayız," derken, Almanya'yı Fransa ve İngiltere'den ayırıyor. "Schröder baştan sona düz durdu. Chirac'ın U dönüşü, inanılır gibi değil. Blair'den de son dönemde istediğimiz desteği bulamadık, zayıf kaldı."

    Savcının işgüzarlığı
    AB yolunda son 1 yılda insan haklarıyla ilgili çok sayıda yapısal reformun yapıldığını hatırlatan Zapsu, kağıt üzerinde gerçekleşen reformların hayata geçirilmesinin aynı şey olmadığını, reformların uygulayıcılar tarafından hazmedilmesinin zaman aldığını hatırlatarak Orhan Pamuk örneğini verdi:
    "Orhan Pamuk hakkında dava açılması, Türkiye olarak bindiğimiz dalı kesmek oluyor. Yapılan reformları hazmedemeyen, hayata geçirmek istemeyen çok büyük kitleler var. Kendi güçlerini kaybedecek olanların inanılmaz muhalefeti var. Orhan Pamuk hakkında açılan dava, tek bir savcının işgüzarlığı. Üstelik geçen sefer olduğu gibi yine hiçbir şey çıkmayacağı da belli. Burada ne halkın suçu var, ne de hükümetin... Ama daha dün Strasburg'da yine bunlar konuşuldu."

    Bizden başbakan olmaz!
    Alman Liseli bazı arkadaşlarımız, zaman zaman Tansu Çiller ve Bülent Ecevit'i hatırlatarak "Biz neden bir başbakan çıkaramadık" diye hayıflanırlar. Ben bu soruyu hiç sormadım, hayatımda hiçbir gün Robert Kolej'li olmaya da özenmedim. Ama Cüneyd'i dinlerken, Alman Liselilerden başbakan çıkmasının neden zor olduğunu da kavradım galiba.

    mtamer@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Avrupa bıktırdı artık!
    AKP Genel Başkan Yardımcısı Mir Dengir Fırat,...
    Çetin ALTAN
    AB'ye küsmek, yahut küsmemek...
    "Ulus-devlet" modelinin 200 yıldan bu yana do...
    Melih AŞIK
    İnkâr Kapısı - 2
    Amerika'da yaşayan yazar Elif Şafak, Bilgi Ün...
    Fikret BİLA
    Sağlık Bakanı Akdağ: İnsan nesliyle oynayabilirler
    Bilimsel gelişmenin hızı sık sık hukuku gerid...
    Hasan CEMAL
    Çantada keklik değil!
    Avrupa Birliği, 3 Ekim'in eşiğinde ateşle oyn...
    Güneri CIVAOĞLU
    Mola seçeneği
    Çerçeve Belgesi'nin taslağında yer aldığı idd...
    Abbas GÜÇLÜ
    Öğrenci de borç batağında
    Ekonomi, her geçen gün daha iyiye gidiyor ter...
    Hurşit GÜNEŞ
    Cari açık sorunu nasıl aşılacak?
    Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu cari iş...
    Faik ÖZTRAK
    Kamunun borcunun azaltılması ihtiyacı sürüyor
    Uluslararası finans kurumlarının yıllık sonba...
    Hasan PULUR
    "Kapkaç"ın mizahı...
    HANİ "Işığı gören geliyor!" diye bir deyim va...
    Derya SAZAK
    Suç ve ceza
    Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, ...
    Meral TAMER
    Zapsu: Her işe maydanoz olabiliyorum
    Alman Liseliler Kültür ve Eğitim Vakfı ALKEV'...
    Güngör URAS
    Belarus AB'ye girmedi (Batmadı!)
    Beyaz Rusya (Belarus) Avrupa'nın ortasında, R...
    M. Ali BİRAND
    Bu koşullar bizi korkutmamalı
    Şu sıralarda karalar bağlayanlar çoğalıyor.

    © 2005 Milliyet