Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 30 Eylül 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Bu koşullar bizi korkutmamalı


Şu sıralarda karalar bağlayanlar çoğalıyor.
Avrupa Birliği üye ülkelerinin ve Avrupa Parlamentosunun aldığı kararlar çoğunluğun moralini bozuyor. Hatta bir bölümümüz tepki gösteriyor: "Adamlar her ödünü aldılar. Donumuza kadar soydular. Buna rağmen, tam üyeliği dahi garanti etmiyorlar."
Çok yanlış.
Türkiye Avrupa Birliğine hiçbir ödün vermedi. Ödün diye adlandırılabilecek hiçbir adım atılmadı. Reformlar "ödün" olarak nitelendiriliyorsa haksızlık edilir.
AB'nin beklentileri var. Ancak bunlar kağıt üzerinde kalan istekler. Kıbrıs'ta her isteneni kabul etmemizi veya kalkıp "Ermenilere soykırım yaptık" dememizi kimse beklememeli.
Bu oyunu birde tersten okuyalım.
Farzedelim, AB Türkiye'yi alkışlarla karşıladı.
Ne AB üye ülkelerinin Karşı Deklarasyonu yayınlandı, ne koşullar kondu. Kıbrıs konusunda AB, tam üyesi durumuna giren Rumları cezalandırdı ve Türklere destek verdi. Ermeni konusunda hiç ses çıkartmadı. Türkiye'yi her alanda yüceltti. Özgüler düzdü ve Türkiye'nin üyeliğinin Avrupayı nasıl yücelttiğini açıkladı. 3 Ekim günü Türk heyeti, kırmızı halılarla karşılandı.
Böylesine pespembe bir senaryoya bakıp, bundan 10-15 yıl sonra Türkiye'nin tam üyeliğini çantada keklik mi görürdünüz? Yanıtınız EVET ise, çok yanılırdınız.

HERŞEY 10 YIL SONRA BELLİ OLACAK
AB bugün Türkiye'yi omuzlarında müzakere masasına oturtsa, Müzakere Çerçeve Belgesi veya Karşı Deklarasyonda söylenenlerin hiçbiri olmasa dahi, Türkiye sorunlarla karşılaşacaktır.
Eğer müzakerelerin son aşamasına gelindiğinde –yani 10-15 yıl sonra- Avrupada ekonomik kriz sürüyor, işsizlik bugünkü düzeyinde seyrediyor, üye ülkeler hala Avrupanın geleceği hakkında görüş birliğine varamıyorlar, İslam hala insanlara büyük korku veriyorsa, Türkiye'ye kapılar yine açılmayacaktır.
Kapıları açmamak için yine Kıbrıs ve Ermeni sorunu ortaya atılacak ve hepimizin sinirleri zorlanacak. Masadan bizim kalkmamız istenecek.
Dolayısıyla bugünden karamsarlığa girmemek gerekir. Herşey 10 yıl sonraki ortama bağlı gelişecek. Bugünden 10 yıl sonrasını tahmin etmekte imkansız.
İyisi mi, tuzağa düşmeyelim.
Sinirlenip kapıları vurmaya kalkmayalım.

AVUSTURYA KEÇİLİK EDERSE NE OLUR?
Avusturya 25 üye ülke içinde tek başına kavga veriyor. Türkiye'ye imtiyazlı ortaklık önerisinde de bulunulması için çarpışıyor.
Aslında yanlız kaldıklarını kendileri de itiraf ediyorlar, ancak geri adım da atmıyorlar. İmtiyazlı Ortaklık ise, Türkiye'nin kırmızı çizgisi. Bunun kabul edilmeyeceği çok açık şekilde belirtildi.
Peki şimdi ne olabilir?
Pazar akşamı, Türkiye saatiyle 20:00 civarında 25 ülke dışişleri bakanı bir araya gelecekler ve son pazarlık orada yapılacak.
Avusturya, tutumunu değiştirmek için, Hırvatistan ile de müzakerelerin başlamasını istiyor. Ancak o konuda da yanlız. Hem Hırvatlar hazır olmadıklarını belirtiyorlar, hem de 25'lerde böyle bir istek yok.
Acaba Avusturya inat eder mi?
Genel beklenti, Pazar gecesi birşeyler elde edip, müzakerelere yeşil ışık yakması şeklinde. Tabii o "elde edeceği birşeylerin" neler olacağı belli değil.
Bu menavranın bir yararı, hoca'nın hikayesindeki gibi, Türkiye'ye eşşeğini kaybettirdikten sonra tekrar buldurunca, sanki bir ödün verilmiş izleniminin doğması olacak.
Avusturya keçilik ederse ne olur?
Müzakereler Pazartesi başlamaz. Birkaç hafta veya birkaç ay ertelenir. AB kendi iç pazarlıklarını tamamladıktan sonra, tekrar buluşulur.
Türkiye bundan yara almaz, ancak AB genel kriz ortamını daha derinleştirmiş olur.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Avrupa bıktırdı artık!
AKP Genel Başkan Yardımcısı Mir Dengir Fırat,...
Çetin ALTAN
AB'ye küsmek, yahut küsmemek...
"Ulus-devlet" modelinin 200 yıldan bu yana do...
Melih AŞIK
İnkâr Kapısı - 2
Amerika'da yaşayan yazar Elif Şafak, Bilgi Ün...
Fikret BİLA
Sağlık Bakanı Akdağ: İnsan nesliyle oynayabilirler
Bilimsel gelişmenin hızı sık sık hukuku gerid...
Hasan CEMAL
Çantada keklik değil!
Avrupa Birliği, 3 Ekim'in eşiğinde ateşle oyn...
Güneri CIVAOĞLU
Mola seçeneği
Çerçeve Belgesi'nin taslağında yer aldığı idd...
Abbas GÜÇLÜ
Öğrenci de borç batağında
Ekonomi, her geçen gün daha iyiye gidiyor ter...
Hurşit GÜNEŞ
Cari açık sorunu nasıl aşılacak?
Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu cari iş...
Faik ÖZTRAK
Kamunun borcunun azaltılması ihtiyacı sürüyor
Uluslararası finans kurumlarının yıllık sonba...
Hasan PULUR
"Kapkaç"ın mizahı...
HANİ "Işığı gören geliyor!" diye bir deyim va...
Derya SAZAK
Suç ve ceza
Kocaeli 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, ...
Meral TAMER
Zapsu: Her işe maydanoz olabiliyorum
Alman Liseliler Kültür ve Eğitim Vakfı ALKEV'...
Güngör URAS
Belarus AB'ye girmedi (Batmadı!)
Beyaz Rusya (Belarus) Avrupa'nın ortasında, R...
M. Ali BİRAND
Bu koşullar bizi korkutmamalı
Şu sıralarda karalar bağlayanlar çoğalıyor.

© 2005 Milliyet