Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 02 Ekim 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Şaşkolozun bağı var, üzümü yoksa da yaprağı var...


Bektaşi babasına sormuşlar:
- Baba erenler, AB üyeliği için yarın müzakereler başlayacak mı, başlamayacak mı?
Bektaşi babası:
- Elbet de başlayacak, demiş; enseyi karartmayın...
- Ya başlamazsa?
- At yarışı mafyasından "başlamayacak" iddiasına oynayanlarla, Tayyip Bey'i kıskaca alma hırsındakiler, keyiften dört köşe olacaklar.
- Peki, başlarsa?
- "Viyana'yı tuşa getirdik", "AB hizaya geldi", "Gücümüz kanıtlandı" manşetleri, peş peşe renkli havai fişekler gibi patlayacak...
- Diyelim başlamadı; Başbakan Tayyip Bey bu kez de, "medeniyetler uzlaşması"ndan, "medeniyetler çatışması"na ve AB'ye karşı İslama mı koyacak ağırlığını?
- Olur mu canım; o zaman "kışla" parfümlü laiklerle, kendisine karşı "takiyecilik" suçlamasına yatkın duran Beyaz Saray kalkar ayağa...
- Peki, ne yapacak Tayyip Bey?
- Bizi yolumuzdan kimse döndüremez. AB hatasını anlayıp, müzakerelere başlayıncaya dek; Kopenhag kriterleri yerine, Ankara kriterlerini oturtup; hem ekonomideki, hem de demokrasimizdeki atılımlarımıza devam edeceğiz, diyecek...
- Müzakereler başlarsa ne diyecek?
- Bu, Türkiye'nin zaferidir; bu zaferdeki payımızı halkımız biliyor, diyecek...
- Sonra ne olacak?
- Müzakereler başlamış olacak. Muhalefet, bağımsızlığımızdan büyük ödünler verildiği suçlamalarını yoğunlaştıracak. Yorumcular, vatan aşkıyla, çağdaşlık aşkı arasında kurulmak istenen köprünün yeterince sağlam olup olmadığını tartışacaklar...
- Yahu baba erenler, nasıl biliyorsun bütün bunları?
- Ben bilmeyeyim de, kim bilsin a evladım? Kaç yüz yıldır az mı dinledim, kahve dövücülerinin hık deyicileriyle, havanda su dövenlerin bitmeyen şamatasını?
- Peki, enseyi yine de karartmayalım mı?
- Karartmayın; 21. yüzyılın orkestra şefliği, eskilerinden çok daha değişik müzikler çaldırmaya hazırlanıyor Türkiye'ye... Kuru gürültüler bitecek, evrensel bir yaşam kalitesinin şarkıları başlayacak buralarda da...
***
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün; hoşlanıp hoşlanmayacağını bilemediğimiz bir fıkra:
İki eski arkadaş dertleşiyorlarmış. Bir tanesi:
- Biliyorsun, demiş; benim karım Avrupalı. Uzun yıllar boyunca o da, ben de o kadar mutlu yaşadık ki...
- Sonra ne oldu?
- Sonra mı, ne oldu; birbirimizle karşılaşıp tanıştık...
***
İncili Çavuş:
- Ah ah, diyormuş; keşke şu elektronik postayla diş fırçası da gönderilebilseydi...
- Kime gönderecektin ki o diş fırçasını Çavuş?
- Demincek TV'de izlediğim bir açık oturumda, konuşmacılardan biri hamasetçiliğin kıçını o kadar çok yaladı ki, eve dönerken ağzı kokmasın diye, kendisine gönderecektim onu...
***
Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
- Neden bazı çevrelerde entelektüel düşmanlığı bu kadar keskin?
Hoca:
- Gayet normal, demiş; yarasalar, gece hırsızları ve karanlık sultanları, nefret ederler ışıkla aydınlıktan...
***
İstanbul'un trafik sorunu oldum bittim eleştiri konusu...
Herkes sorup duruyor:
- Ne zaman bitecek bu trafik çilesi?
Hemen verelim yanıtını:
- AB üyesi olduğumuz zaman...
- Ne zaman AB üyesi olacağız, peki?
- İstanbul'da trafik çilesi bittiği zaman...
***
İki domates. yan yana yürüyerek bir caddeden geçerlerken, bir araba ezivermiş domateslerden birini. Arkadaşının ezildiğini gören ikinci domates:
- Neyse ki ölmedi, sadece ketçap oldu, demiş.
Yarın AB üyeliği için müzakereler başlarsa, Avusturya için; başlamazsa da, bilmeyiz kimin için anlatılacak bir fıkra işte...
***
1901'de verilmeye başlanmış olan Nobel ödüllerinin 2'nci 10 yılında, Nobel kimya ödülünü kazanmış ülkelerin listesi:
1911 Fransa.
1912 Fransa.
1913 İsviçre.
1914 ABD.
1915 Almanya.
1916 Verilmedi.
1917 Verilmedi.
1918 Almanya.
1919 Verilmedi.
1920 Almanya.
***
Biz ise her zaman olduğu gibi, o yıllarda da yine vatanı kurtarmaya uğraşıyorduk.
Nobel'i göz mü görür, tehlikedeyken vatan;
Batı'nın zındıkları, övsünler birbirini.
"Sana en büyük ödül, şereftir" dedi atan;
Yen düşmanı yıkasın ayağının kirini.
***
Metin Kumbaroğlu'ndan bir şiirle bitirelim yazıyı:
Şimdi
Kimine bağ bozumu
Kimine şarap şimdi.
Herkesin şimdisi,
Kendine şimdi.

Sonsuz evrende
Bu devran
Kime şimdi?

c.altan@prizma.net.tr








Çetin ALTAN
Şaşkolozun bağı var, üzümü yoksa da yaprağı var...
Bektaşi babasına sormuşlar:
Melih AŞIK
Direksiyon Cadısı
Bizim erkekler metroseksüel değil, otoseksüel...
Fikret BİLA
Sezer ve Arınç'ın ortak uyarıları
1 Ekim siyaset dünyasında önemli bir gündür. ...
Hasan CEMAL
Kitabımı boynumda taşıyorum!
Evet, son kitabımı boynumda taşıyorum! Serçe ...
Güneri CIVAOĞLU
Muhabirlik nostaljisi
Metin Toker gibi başlayayım yazıya... "Gazete...
Abbas GÜÇLÜ
Pozitif Eğitim
Bu ismi yakında çok duyacaksınız. Pozitif Eği...
Hasan PULUR
Yumruk üzerine...
ÇAĞDAŞ, Atatürkçü, laik ve demokratik Türkiye...
Derya SAZAK
Trafik işkencesi
İstanbul trafiği 300 yerdeki yol yapım çalışm...
Meral TAMER
Ofer'i bırak, kruvaziyer turizmine bak!
3 yıldır Kanlıca tepelerinde deniz gören bir ...
Tamer HEPER
Yasalar hazırlıksız yapıldı
'Yeni yasaya göre polis bir evde arama yapama...
Serpil YILMAZ
Baklava üstü finans yanında AB sosu
Devlet Bakanı Ali Babacan ve Hazine ekibinin,...

© 2005 Milliyet