Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 02 Ekim 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Muhabirlik nostaljisi


Metin Toker gibi başlayayım yazıya... "Gazeteleri sabah okuma alışkanlığınız varsa, siz bu satırlara göz atarken ben de Brüksel'e uçuyor olacağım." Programa göre Altan Öymen ve Hasan Cemal'le buluşup Brüksel temsilcimiz Güven Özalp'in otomobilinde Lüksemburg'a geçeceğiz.
3 Ekim, tarihi bir gün.
Orada olmak, Gabriel Garcia Marquez'in "Gazeteci tarihin tanığıdır" dediği gibi heyecan verici.
İşaretler iç açıcı değil ama gene de karanlık bir 3 Ekim beklemiyorum.
Zaten bugün saat 19.00'dan başlayarak Lüksemburg'da ucu açık toplantılar, 3 Ekim'in habercisi olacak.
Çoğu kez yaşadığımız gibi içeriden sızıntılar için uğraşacağız, çalışacağız.
Uzayan saatler, bekleyiş... Çoğu kez "balon" olan haberler arasında doğruları ayıklama çabaları... Ve gazeteci milletinin bir araya geldiğinde değişmez manzara olan keyifli sohbetler...
Severim böyle gezileri...
Muhabirlik yıllarımızı hatırlatan haber izleme nostaljisini yaşamak, gerginlik, muhabbet, eski dostlar, yeni yüzler, yazıyı son baskıya yetiştirmek...
Hoştur, diri tutar.
..................
Gazetecilik yaşamım bu Avrupa Birliği macerasıyla paraleldir. Bakalım tam üyelik gününü de izleyebilecek miyim?
Yıl 1963...
Çiçeği burnunda gazeteciyim. Stajyer muhabir olarak, meslek büyüğümün eşliğinde o zamanki adı Ortak Pazar olan AB ile Türkiye arasındaki Ankara Anlaşması'nın imza törenine gönderilmiştim.
İmzayı, dönemin başbakanı İsmet İnönü atmıştı.
Cumhuriyetin kurucusu koskoca İsmet Paşa, işte birkaç metre ötemde Avrupa ile Türkiye'yi bütünleştirmeyi hedef alan tarihi anlaşmayı imzalıyordu.
Kalbim gümbür gümbür atıyordu, vücudumun bütün kanı sanki başımda toplanmıştı.
Aslında Türkiye'nin Avrupa macerası, gazetecilik yaşamımdan da öncesine uzanıyor.
31 Temmuz 1959'da, dönemin Dışişleri Bakanı Zorlu'nun diplomatik refleksiyle ilk ortak üyelik başvurusunu yapmıştı Türkiye...
Yunanistan, Türkiye'den bir adım önce 8 Haziran 1959'da üyelik başvurusunda bulununca, Zorlu, "Yunanistan kendisini boş bir havuza atsa bile, onu yalnız bırakmaya gelmez. Tereddüt etmeden siz de atlayacaksınız" demişti.
Yıllar sonra 27 Mayıs olağanüstü mahkemesinin idama mahkûm ettiği eski Cumhurbaşkanı Bayar ile Zorlu'nun İmralı'ya motorla götürülürken bile, "Ortak Pazar'ın Türkiye için önemini" konuştuklarını okumuştum. Ürpermiştim.
..................
Aradan geçen yıllarda Türkiye'nin -neredeyse- bütün AB eşiklerinde gazeteci olarak tanıktım.
14 Nisan 1987'de Türkiye Avrupa Birliği'ne -sürpriz- tam üyelik başvurusunda bulunduğunda Özal, "şok" yaratmıştı.
Başvurunun geri çevrileceğine "kesin" gözüyle bakılıyordu.
Çevrilmedi...
Brüksel'de Turgut Özal'ın ünlü "Uzun ince bir yola girdik" diye başlayan ve "Aşağılayacaklarını, dışlayacaklarını, bizi çok üzeceklerini" öngören, yani bugünleri işaretleyen sözlerini dinlemiştim.
Bunlar gerçekleşti, gerçekleşiyor... Ama güzel şeyler de oldu.
Sözgelişi...
17 Aralık 2004'te Türkiye'ye görüşme tarihinin verildiği önemli eşikte de Brüksel'deydim.
Avrupa Parlamentosu'nda üye ülkelerin farklı dillerinde Türkiye için "EVET" yazılı pankartların çiçekler gibi açılışını unutamam.
"Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini" destekleyen Avrupa liderlerinin övgü yüklü söylemleri de kulaklarımda...
....................
Ne yazık ki... Avrupa Birliği hedefinin büyüklüğünü taşıyamayacak kimi küçük adamlar, Türkiye karşıtlığını oynuyorlar.
"Küçük kulüpten, büyük kulübe" geçmenin ABD, Çin ve hatta Hindistan karşısında Avrupa'nın ayakta durmasının tek seçeneği olduğu, bunun için Türkiye'ye ihtiyaç gerçeğini unutmuş gibiler.
"Medeniyetler uzlaşması" tarihi tavrının da bilincini yitirmiş görünüyorlar.
Ancak... Ben gene de AB'nin Türkiye'yi yitirecek kadar çılgınların ipoteğinde olduğuna inanmıyorum.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Şaşkolozun bağı var, üzümü yoksa da yaprağı var...
Bektaşi babasına sormuşlar:
Melih AŞIK
Direksiyon Cadısı
Bizim erkekler metroseksüel değil, otoseksüel...
Fikret BİLA
Sezer ve Arınç'ın ortak uyarıları
1 Ekim siyaset dünyasında önemli bir gündür. ...
Hasan CEMAL
Kitabımı boynumda taşıyorum!
Evet, son kitabımı boynumda taşıyorum! Serçe ...
Güneri CIVAOĞLU
Muhabirlik nostaljisi
Metin Toker gibi başlayayım yazıya... "Gazete...
Abbas GÜÇLÜ
Pozitif Eğitim
Bu ismi yakında çok duyacaksınız. Pozitif Eği...
Hasan PULUR
Yumruk üzerine...
ÇAĞDAŞ, Atatürkçü, laik ve demokratik Türkiye...
Derya SAZAK
Trafik işkencesi
İstanbul trafiği 300 yerdeki yol yapım çalışm...
Meral TAMER
Ofer'i bırak, kruvaziyer turizmine bak!
3 yıldır Kanlıca tepelerinde deniz gören bir ...
Tamer HEPER
Yasalar hazırlıksız yapıldı
'Yeni yasaya göre polis bir evde arama yapama...
Serpil YILMAZ
Baklava üstü finans yanında AB sosu
Devlet Bakanı Ali Babacan ve Hazine ekibinin,...

© 2005 Milliyet