|
 |
|
|
Ofer'i bırak, kruvaziyer turizmine bak!
3 yıldır Kanlıca tepelerinde deniz gören bir evde oturuyoruz. Geçen hafta ilk kez heyula gibi çok katlı dev bir turist gemisinin geçtiğini gördük. Hani şu Galataport projesiyle Salı Pazarı - Karaköy arasındaki sahil şeridini istila edecek olan, enine - boyuna devasal çirkinlik abidelerinden biri... 3 - 4 gün sonra bir başkası daha! Şimdi bu kruvaziyer heyulası da nereden çıktı? Yoksa Galataport'a hazırlık mı yapılıyor?
Dün İstanbul Liman Başkanlığı'na telefon açıp sordum; kruvaziyerlerin Boğaz'dan geçme izinleri yokmuş. Sadece içlerinden birinin güzergahında Trabzon'a gidiş varmış. Biz onu görmüşüz... Bu zamana kadar neden görmediğimizi izah etmese de, bundan böyle sık sık göreceğimizi teyid ediyor!
Demode bir turizm
Bu yaz Kuşadası'nın en kıdemli oteli Kısmet'in yeşillikler içindeki doğal ortamında geçirdiğimiz enfes birkaç günün göz bozan tek manzarası, bu heyula kruvaziyer gemilerin limana giriş - çıkışlarıydı. Kumarhaneleri, Rus revü kızlarıyla aslında ne kadar demode bir turizm türü. Bu tarz turizmin devam edip etmeyeceği de belli değil. Çünkü artık turistler, gittikleri kentin kimliğiyle bütünleşmek istiyorlar. Hele İstanbul gibi her yanından tarih ve kültür fışkıran bir kentse... Yolcularını gittikleri kentin hayatına katmayan, bilakis dışlayan bir turizm anlayışının İstanbul'a ne yararı olabilir ki?
Kruvaziyerler yine İstanbul'a gelebilir, ama Karaköy'de değil de Zeytinburnu'ndaki limana yanaşır. Böylelikle hem tarihi doku ve silüet, yüzen gökdelenlerle bozulmamış olur, hem de Salı Pazarı - Karaköy arasındaki sahil şeridi halkımıza ve bütün turistlere açılmış olur.
Çok yönlü kirlilik
Kruvaziyer turizminin sıkıntılarının yaşandığı Kuşadası'ndan e - posta gönderen Mustafa Saraç'ın dikkat çektiği noktalar önemli:
"Ofer ve hükümetteki destekçileri, 'kruvaziyer iyidir' temasını pek seviyor. Söylenmek istenen, 'size zengin turist getireceğiz, sevildiğinizi bilin!'
Evet zengin turist, ama kimin için? Kruvaziyer vapurlar, kıyı kentlerindeki bir avuç esnaf için pek değerli olabilir, ama İstanbul'un zaten yüksek binalarla kuşatılmış deniz manzarası, Karaköy'e dev gemilerin yanaşmasıyla tam anlamıyla bloke olacak. Esnaf ideolojisinin hakimiyetindeki kentimizde bu konu henüz tartışılmıyor; tartışılmalıdır. Kruvaziyer sahiplerine 'komisyon avansı' denen rüşveti ödeyebilen liman civarındaki bir avuç alışveriş merkezi ve kent dışındaki 'kooperatif/çiftlik' görüntüsü verilmiş halı-deri-kuyum 'fabrika'larının zenginleşmesi uğruna, denizimizin kirlenmesi önemsenmelidir.
http://www.cascwild. org/old_alaska/RCCL.doc adresinde Ofer'in lüks gemilerinin, okyanusu bile bile defalarca zehirledikleri anlatılıyor. İllegal boşaltma nedeniyle Alaska'da pek çok kez ceza yedikleri, başedilemeyince de Haines-Alaska kasabasının tur listesinden çıkarıldığı yazıyor.
Soluduğumuz havaya, yüzen-fabrika bacalarından yaz günlerinde karbonmonoksit püskürtülmesi önemsenmelidir. Kruvaziyer günlerinde kent trafiğinin felç olacağı unutulmamalıdır.İzmir'de, kruvaziyerden inen zengin turistleri taşıyan tur otobüslerinin trafiğe takılmaması için bir de VIP eskortu tahsis edilmiş olması, cruise turizminin tüm kenti esir alması değilse nedir?"
Bence İstanbul'un kruvaziyer kirliliğine hiç ihtiyacı yok.
Ya sizce?
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|