|
 |
|
|
Caz Festivali için geri sayım
5-15 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek Akbank Caz Festivali bu akşam Aya İrini Müzesi'ndeki Patricia Barber konseriyle açılıyor. Festival, söyleşi, seminer ve workshop'larla da desteklenecek
Murat Beşer
Müptelası bilir, ülkemizde yapılan festivaller arasında Akbank Caz Festivali'nin özel bir yeri vardır. Gelenekselleşen ve koca bir 15 yılı deviren bu festivalin programı oldukça özel bir keyiftir; o nedenle tutkulu caz dinleyicileri onu diğerleri ile karıştırmazlar. Peki, neden özeldir Akbank Caz Festivali'nin programı? Çünkü öncelikle bu festivalde dillere pelesenk olmuş isimleri pek bulamazsınız.
Herkesin tanıdığı, tüm gazete, dergilerde yazılan, TV ya da radyolarda sıkça çalınan müzisyenler yer almaz bu festivalde. Yanıltıcı olmasın; bu söylenenlerin Akbank Caz Festivali'nin kalitesine zeval getirdiği düşünülmesin. Tam tersi; bu program daha ziyade, caz müziği ile ilişkisini epey ileri boyutlara taşımış ya da taşımayı planlayan, bunu yaşamının önemli bir yerine monte etmiş dinleyicilerin gönlünde taht kuran, gelişkin ve dişli müzisyenlerden oluşur. Lafın kısası keyfiyeti yüksek; ticari kaygısı düşük bir festivaldir. Tartışmasız bir şekilde, takıntılı caz sevdalılarını en fazla mutlu eden festivaldir. Ülkemizde bu ölçütlere uyan belki de tek festivaldir.
Kaçırılmayacak isimler
Bu yıl yine caz müziğinin hem devlerini hem de genç ve ilerici soluklarını kucaklayacak olan Akbank Caz Festivali 15. yılını kutluyor. Organizasyonu Pozitif tarafından gerçekleştirilen ve 5-15 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek olan festival, bu akşam Aya İrini Müzesi'ndeki Patricia Barber konseriyle açılıyor; müteakip 10 gün içinde Cemal Reşit Rey, Babylon, Yeni Melek ve Akbank Sanat'ta sürecek. Festival konserlerin yanı sıra söyleşi, seminer ve workshop'larla desteklenecek.
10 gün boyunca izleyeceğimiz en ilginç isimler arasında kimler var? Öncelikle emektarları sayalım; listenin başında yaş yetmiş ama iş bitmemiş piyanist Abdullah İbrahim, son yılların tartışmasız yükselen değerlerinden basçı Dave Holland, her daim yeni formların peşinde koşan entelektüel saksofoncu Henry Threadgill ve Grimes/Crispell/Cyrille üçlüsü var.
Hemen ardından Norveç'in genç yıldızı piyanist Tord Gustavsen, özgür cazın Chicago'lu temsilcisi Chicago Underground Quartet, Alman elektro-caz ekolünün iyi örneği Flanger, Fransız ses izlenimcileri Troublemakers, elektro sesleri caza taşıyan Norveçli trompetçi Nils Petter Molvaer ve İsveç'in güçlü sesi Rigmor Gustafsson kaçırılmaması gereken diğer isimler arasında.
Bu arada en az diğerleri kadar kaçmaz; sağda solda dinleme şansımızın çok da bulunmadığı bizim sanatçılarımızı da unutmamamız gerek.
Özellikle emektar müzisyen Tuna Ötenel'in yeni albüm sonrası konseri ile bir hayli enteresan bir proje olan Oğuz Büyükberber, Michael Moore ve Hüsnü Şenlendirici'nin üç klarnet buluşması gecesine dikkat. Festivalde yer alıp da, adını yukarıda zikredemediğimiz diğer değerli isimler bizi affetsinler ve konser gecesi orada olacağımızı bilsinler.
|
|
|

|