|
Bir virajı daha aldık
TÜRKİYE her adım attığında yeni bir engelle karşılaşıyor. "Sindirim kapasitesi" ve "müzakerelerin ucunun açık olması" gibi 1993'te kabul edilmiş ölçüleri, Türkiye söz konusu olunca daha bir öne çıkardılar, altını çizdiler, vurguladılar!
"Müzakerelerin amacı tam üyeliktir" şeklinde bir genel ilke var. Ama sıra Türkiye'ye gelince, bunu da sulandırmak için 17 Aralık'ta "müzakereler başarısızlıkla sonuçlanırsa..." terimini icat ettiler.
Son oyun "imtiyazlı üyelik"ti! Bunun şampiyonu, Hıristiyan Demokrat Merkel; şu aşamadaki silahşoru da Merkel'in 'dindaşı' Avusturya Başbakanı Schüssel...
Schüssel, ırkçı olduğu için Avrupa ülkeleri tarafından boykot edilen Jörg Haider'in koalisyon ortağı! Avusturya dayanamadı, Haider hükümetten ayrıldı, seçimlere gidildi, şimdi Haider değil ama partisi Schüssel'in ortağı...
* * *
TÜRKİYE büyük ülke, nüfusu kalabalık, ekonomik gelişme düzeyi AB ortalamasının altında... Bunlar doğru. Bunların AB'de bazı endişeler yaratması da normal.
Ama bu sorunları Sosyal Demokratlar, liberaller, Yeşiller bilmiyor mu?!
Neden Türkiye'nin yoluna çivi dökenler Hıristiyan Demokratlardır?!
Bu sorunun cevabını herkesten evvel Avrupalılar düşünmelidir!
Türkiye, nüfusunun büyüklüğü sebebiyle, "serbest dolaşım"a bazı istisnalar konulmasını kabul ediyor.
Türkiye, ekonomik ve sosyal faktörleri dikkate alarak, müzakere sürecinin on yıl sürmesini de kabul ediyor.
Türkiye, bu on yılda AB üyeliğinin gerektirdiği asgari ekonomik düzeye ulaşacağına da inanıyor.
AB dinamiklerini kullanarak son iki yılda ekonomi ve demokrasi alanlarında kaydettiğimiz gelişme, bunun ilk işaretleridir.
Türkiye'nin tam üyeliği kısa vadede Avrupa'ya belli bir yük getirecek olsa da, Martti Ahtisaari başkanlığındaki "Türkiye Bağımsız Komisyonu"nun raporunda belirtildiği gibi, Türk ekonomisinin "gelişmekte olan ekonomi" olması Avrupa ekonomisine de ivme kazandıracak. Türkiye'nin nüfusu ise, 2050 yılında 90 milyonda donacak ve bu nüfus, Avrupa için de ilave bir "üretim faktörü" olacak.
Bunları herkes biliyor, Hıristiyan Demokratlar bilmiyor!
* * *
MÜSLÜMAN Türkiye, 90 milyon nüfusuyla Avrupa üyesi olursa!
Hıristiyan Demokratlar, "din" faktörünü dogmatik olarak düşündükleri için, bunu kâbus gibi karşılıyor.
Halbuki, Türkiye, tarihte ilk defa sanayi medeniyetini ve bilgi toplumunu yakalamış bir Müslüman toplum olarak, İslamın "yenilenmesi"ni de temsil ediyor.
Bu sebeple, Türkiye'nin AB üyeliğinin, Avrupa'yı da Türkiye'yi de aşan evrensel bir işlevi olacak. Muhafazakâr İngiliz Daniel Hannan, Daily Telegraph'ta şöyle yazıyor:
"Bugün Türkiye, demokrasiye inanan Müslümanlar için esin kaynağıdır. Türkleri geri çevirirsek ne olur? Söyleyeyim: Felaket olur..."
Hıristiyan Demokratların yaptığı budur!
Bizim için "uzun ince" ve zorlu bir yol olan süreç, Hıristiyan Demokratların dogmatizmi yüzünden çok sıkıntılı geçiyor. Hükümet ve Dışişleri çok iyi bir sınav verdi; gerektiğinde susmayı, gerektiğinde yüksek sesle reddetmeyi, süreci etkileyen bütün devletler arasında diplomasiyi kullanmayı başardı.
Tam istediğimiz gibi olmadı, orta yol bulundu... Ama Hıristiyan Demokratların ve Rumların müzakerelerin geleceğini ipotek altına almak için koydukları 'tuzak'lar kaldırıldı.
Bir virajı daha aldık.
Müzakerelerin başlamasının Türkiye'ye getireceği ilave ekonomik dinamizm ve demokrasinin daha da kökleşmesi "medeniyetler savaşı"na karşı en etkili reçeteyi de insanlığın önüne koyacaktır.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|