Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 04 Ekim 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Baykal-Gül görüşmesi


Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, akşam saatlerinde Avrupa Birliği (AB) ile Çerçeve Belgesi üzerinde mutabakata vardıktan sonra Esenboğa'ya doğru yola çıkmadan önce CHP lideri Deniz Baykal'ı telefonla arayıp bilgi verdi. Gül'ün telefonundan sonra görüştüğümüz Baykal, tatmin olmuş değildi. Ana muhalefet lideri, hem varılan mutabakata hem de kendisinin bilgilendirilme tarzına itiraz ediyordu. Varıldığı açıklanan mutabakatta Güney Kıbrıs'ın NATO'ya üyelik kapısını aralayan girişimin önlenemediği kanaatindeydi.
Baykal, Gül'le yaptığı görüşmeye ilişkin sorularımı şöyle yanıtladı:
- Dışişleri Bakanı yola çıkmadan sizi bilgilendirdiğini açıkladı. Tatmin oldunuz mu?
- Tatmin olmam söz konusu değil. Ana muhalefet lideri böyle mi bilgilendirilir? Sayın Gül, yola çıkmadan hemen önce beni aradı ve sadece 'Mutabakata vardık, hareket ediyoruz, etmeden önce sizi bilgilendireyim dedim, dışarıdan duymuş olmayın' dedi. Böyle önemli bir konuda, ana muhalefet lideri böyle bilgilendirilmez. Ortada gördüğüm bir metin bile yok. Aşamalar hakkında hiçbir bilgi sahibi değiliz. Bunun nesinden tatmin olayım? Bu hareket tarzı ayıptır.
- Siz Sayın Gül'e ne söylediniz?
- Benim söylediğim, varılan mutabakatın sorunu çözmediğidir. Sayın Gül'e açıklanan ve televizyonlardan öğrendiğimiz mutabakat metninin, tüm Türkiye'nin beklentisini karşılamadığını belirttim. Metin, Güney Kıbrıs'ın girişimini engellemiyor. Deklarasyonun Türkiye açısından taahhüdü kaldırmadığını söyledim. Ve bu metnin çok tartışılacağını ifade ettim.
Baykal, bu görüşmeyi yaptıktan sonra Gül'ün AKP Genel Merkezi'ni terk ettiğini televizyondan gördüğünü de ekledi. Ayaküstü bilgilendirilmiş olmasından duyduğu rahatsızlığı vurguladı.

AB oynuyor
CHP lideri, mutabakata varıldığının açıklanmasından önceki saatlerde yaptığımız görüşmede dile getirdiği şu görüşleri Gül'le konuştuktan sonra da koruyordu: "AB, Avusturya'yı ikna edemiyormuş. Bunun nesine inanacaksınız? Henüz belleklerde taze bir olayı anımsayın. AB, seçimi kazanan Haider'e hükümeti kurdurtmadı. Resmen, Avusturya'nın seçim sonucunu kabul etmemiş oldu. Haider'in hükümet kurmasına izin vermedi. Viyana üzerinde, seçim sonucunu uygulatmayacak kadar etkili olan AB, şimdi mi etkili olamadı? Bu inandırıcı değil. Çünkü, Avusturya bu direnişte yalnız değil. Arkasında, görünmek istemeyen ülkeler ve partiler var. Bir oyun oynandı."

Ulusal strateji gerekli
Baykal, 3 Ekim'de ortaya çıkan zorlukların Türkiye açısından önemli bir gerçeği ortaya çıkardığını belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı: "3 Ekim'de Türkiye'ye karşı çıkarılan zorlukları gördük. Umarım Başbakan da görmüştür. Henüz müzakereler başlamadan bu kadar büyük krizler çıkarabilen, Türkiye'nin önüne şimdiden ağır koşullar süren AB'nin, en az 2014'e kadar sürmesi öngörülen müzakere sürecinde neler yapabileceğini iyi düşünmek gerekir. Bu gerçek, Türkiye'nin önümüzdeki bu uzun süreç için bir ulusal strateji belirlemesi gerektiğini gösteriyor. Türkiye, iktidarıyla, muhalefetiyle, bütün kesim ve kurumlarıyla bundan sonraki süreçte neleri kabul edebileceğini, neleri kabul edemeyeceğini saptayan bir ulusal strateji belirlemelidir. Çünkü, bu uzun süreç bir hükümetin, bir parlamentonun ömrünü çok aşan bir süreçtir. Müzakere süreci belirlenecek ulusal stratejiye göre yürütülmelidir."

TBMM devrede olmalı
3 Ekim'de yaşanan sıkıntılı saatlerin hükümetin bir eksiğini daha gösterdiğini kaydeden Baykal, TBMM'nin devreye sokulmasını da şu sözlerle istedi:
"Hükümet geçtiğimiz süreçte TBMM'yi özenle devre dışında tuttu. Oysa Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün geleceğini belirleyecek böyle önemli bir konuda TBMM devrede olmalıydı. Bu hükümetin işini zorlaştırmaz, kolaylaştırırdı. Ama hükümet bundan hep kaçtı. Ne oluyor, ne bitiyor, bu milletin ve bu milletin Meclis'inin haberi yok."
Baykal, AB'nin ve Avusturya'nın 3 Ekim'de yarattıkları sorunların, Türkiye'nin müzakere sürecinde başta Kıbrıs, Ege sorunları olmak üzere birçok konuda ciddi engelle karşılaşacağını da şimdiden gösterdiğini vurguladı. Bu nedenle de Türkiye'nin ulusal bir strateji çerçevesinde iktidarıyla, muhalefetiyle ortak tavır alabileceği bir zemine acilen gereksinmesi olduğunu belirtti.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Bir virajı daha aldık
TÜRKİYE her adım attığında yeni bir engelle k...
Melih AŞIK
Tiyatro Lüksemburg
Ajanslardan Yunanistan Dışişleri Bakanı Moliv...
Fikret BİLA
Baykal-Gül görüşmesi
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, akşam saatleri...
Hasan CEMAL
Tarihi yürüyüşe devam!
Evet, Türkiye yüzü Batı'ya dönük tarihi yürüy...
Güneri CIVAOĞLU
Yıldızlara yürümek...
Gül ve Babacan'ı Lüksemburg'a taşıyan uçağın ...
Can DÜNDAR
Melike'yi de sindirememişlerdi
Dün Lüksemburg'da Türkiye, 2 yıl önce Viyana'...
Abbas GÜÇLÜ
Özel üniversite tartışması
Özel üniversite tartışmasına, Milli Eğitim Ba...
Hurşit GÜNEŞ
Sanayi üretimindeki büyüme yavaşlıyor
Şu anda hemen herkes dikkatini AB ile tam üye...
Semih İDİZ
Buruk ama hayırlı bir başlangıç
Lüksemburg'dan dün nihayet çıkan karar elbett...
Sami KOHEN
Sindirme zorluğu!
Aman, ne gergin 36 saatti!.. Yalnız bizler de...
Derya SAZAK
3 Ekim dönemeci
Lüksemburg'da gün boyu devam eden pazarlıklar...
Meral TAMER
Başbakan'a AB için teşekkür borcumuz var
3 Ekim saat 15.20. AB'den ne karar çıkacak di...
Güngör URAS
Dik durmayı bilelim
Müzakerelere başlama pazarlığı güç oldu, uzun...
Serpil YILMAZ
ABD'deki Türk patron yatırıma gelmiyor
Tıptan finansman alanına kadar Amerika'da ün ...
M. Ali BİRAND
Hayatımın en güzel gününü yaşadım... Atam, ruhun şad olsun...
1963 yılında 21 yaşında genç bir muhabirdim....

© 2005 Milliyet