Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 04 Ekim 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sanayi üretimindeki büyüme yavaşlıyor


Şu anda hemen herkes dikkatini AB ile tam üyelik müzakerelerinin başlamasına yoğunlaştırmış durumda. AB ile müzakereler başlarsa, tam üyelik hemen gerçeklemese bile bir yol açılmış olacağı için, müthiş bir yabancı sermaye akımı yaratacağı ve hızlı büyümenin önünü açacağı bekleniyor. İşte bu beklentiyle iş dünyası gayet umutlu.
Önce bir gerçekle yüzleşmekte yarar var. Türkiye halkı Müslüman olmasına, hatta nüfusu 90 milyonu aşmasına rağmen, kişi başına geliri AB ortalamasının üstünde olsaydı, AB'nin Türkiye'ye bakışı elbette olumlu olurdu. Yani bugün bize olan direnç sadece kültürel değil, aynı zamanda da ekonomiktir. Demek ki, büyüme hızını yükseltmeli ve kişi başına geliri artırarak AB'nin bize olan olumsuz bakışını törpülemeliyiz.

Momentum kaybı
Oysa son zamanlarda ekonominin kendi dinamikleri giderek momentum kaybı oluştuğuna işaret ediyor. Malum, milli gelir üç kesimden oluşur: tarım, ticaret ve sanayi. Genellikle sanayi ve ticaret beraber hareket eder. Yani ticaretin gelişmesine neden olan etmenler sanayinin de gelişmesine neden olur. Tarım ise farklı hareket eder; hava koşullarından etkilendiği gibi tüm doğal etmenler etkili olur.
Sanayi kesimindeki üretim iç talebe bağlı olarak gelişmekte. 2001 yılında iç talep çöktüğü için sanayi kesimi üretimi de çökmüş ve tüm ekonomide daralma etkisi yaratmıştı. 2002 yılında ekonomi toparlandı. 2003 ve 2004 yıllarında ise bu ciddi bir büyüme potansiyeline dönüştü. Ancak son zamanlarda bu potansiyelde erozyon, yani düşüş gözleniyor.
2004 yılının son aylarından itibaren açık biçimde düşüş gösteren büyümenin, yüzde 20'ler düzeyinden yüzde 10'lar düzeyine indiği gözleniyor. Sanayi kesiminde gözlenen bu gelişme, aslına bakılırsa inşaat kesimi dışında, çoğu hizmet kesiminde var. Finans kesimi de aslında son aylarda, bireysel kredileri bir yana bırakırsak, bir hız kesiş gösteriyor. Tarımın durumu ise malum, hiç konuşmaya gerek yok; içler acısı.

Büyüme neden düşüyor?
Sürekli cari işlemler açığından endişe ediliyor. Bu sorun ve alınabilecek tedbirler tartışılıyor. Oysa büyümedeki tekleme daha önemli bir sorun. Milli gelir çok daha yüksek olsa mevcut cari işlemler açığı da oransal olarak küçülecek ve sorun olma boyutu azalacak.
Büyüme neden düşüyor? Birincisi, tüketim eğiliminde, yani iç talepte gevşeme gözleniyor. Tüketici güven endeksinden bunu izlemek mümkün. Bireysel kredilere dayanan dayanıklı tüketim malları talebindeki patlama sınıra dayandı. Öte yandan, geçen yıl yatırımlarda gözlenen artış bu yıl ortadan kalktı. Kala kala elimizde ihracat var; onda gözlenen canlılık da sürekli olmaktan çıktı. Kimi aylarda tekliyor. Kısacası; büyüme performansı endişe yaratıyor. Kaldı ki, küçük ve orta ölçekli işletmelerden yoğun biçimde feryat geliyor. Tabii duyan olursa.




hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Bir virajı daha aldık
TÜRKİYE her adım attığında yeni bir engelle k...
Melih AŞIK
Tiyatro Lüksemburg
Ajanslardan Yunanistan Dışişleri Bakanı Moliv...
Fikret BİLA
Baykal-Gül görüşmesi
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, akşam saatleri...
Hasan CEMAL
Tarihi yürüyüşe devam!
Evet, Türkiye yüzü Batı'ya dönük tarihi yürüy...
Güneri CIVAOĞLU
Yıldızlara yürümek...
Gül ve Babacan'ı Lüksemburg'a taşıyan uçağın ...
Can DÜNDAR
Melike'yi de sindirememişlerdi
Dün Lüksemburg'da Türkiye, 2 yıl önce Viyana'...
Abbas GÜÇLÜ
Özel üniversite tartışması
Özel üniversite tartışmasına, Milli Eğitim Ba...
Hurşit GÜNEŞ
Sanayi üretimindeki büyüme yavaşlıyor
Şu anda hemen herkes dikkatini AB ile tam üye...
Semih İDİZ
Buruk ama hayırlı bir başlangıç
Lüksemburg'dan dün nihayet çıkan karar elbett...
Sami KOHEN
Sindirme zorluğu!
Aman, ne gergin 36 saatti!.. Yalnız bizler de...
Derya SAZAK
3 Ekim dönemeci
Lüksemburg'da gün boyu devam eden pazarlıklar...
Meral TAMER
Başbakan'a AB için teşekkür borcumuz var
3 Ekim saat 15.20. AB'den ne karar çıkacak di...
Güngör URAS
Dik durmayı bilelim
Müzakerelere başlama pazarlığı güç oldu, uzun...
Serpil YILMAZ
ABD'deki Türk patron yatırıma gelmiyor
Tıptan finansman alanına kadar Amerika'da ün ...
M. Ali BİRAND
Hayatımın en güzel gününü yaşadım... Atam, ruhun şad olsun...
1963 yılında 21 yaşında genç bir muhabirdim....

© 2005 Milliyet