|
 |
|
|
Başbakan'a AB için teşekkür borcumuz var
3 Ekim saat 15.20. AB'den ne karar çıkacak diye herkes gibi ben de nefesimi tutmuş beklerken, gözümün önünden hep aynı 2 kişinin silueti ardarda geçiyor: Başbakan Tayyip Erdoğan ve Nejat Eczacıbaşı'nın geçen yıl vefat eden eşi Beyhan Eczacıbaşı...
Amerika'nın Irak'ı işgal ettiği yılın yaz tatilini birlikte geçirmiştik Beyhan Hanım'la... Türkiye'de Amerika'ya karşı öfkeli duyguların yükseldiği, "Savaşa hayır" diyen Fransa ve Almanya'nın takdirle karşılandığı o dönemde Beyhan Hanım, "Ne olursa olsun ben yine de Amerika'ya daha çok güvenirim. Onlar arkadan vurmazlar" diyordu. "Avrupalılar'a güvenmiyorum. Onlar söz verseler de güvenmeyin, sözlerinde durmazlar," diye ısrar ediyordu.
AB ile 42 yıllık serüvenimizin baştan beri içinde olan eşi Nejat Eczacıbaşı'nın ilişkileri dolayısıyla bir sürü insan tanımış olan Beyhan Hanım'ın bu hükme varması enteresandı. Avrupalılar'a karşı derin bir güvensizlik duygusu içindeydi...
İçimde bir tel koptu
17 Aralık Zirvesi'nden 3 - 4 ay kadar sonra Başbakan Tayyip Erdoğan'la Milliyet ekibi olarak Ankara'da biraraya geldiğimizde, gözlerinde Avrupa'ya karşı sadece güvensizliği değil, büyük bir düş kırıklığını da okumuştum. "17 Aralık gecesi içimde bir tel koptu" demişti. Avrupalılar'a kırgındı, kendisini aldatılmış hissediyordu. Verdikleri sözden caymalarını, yeni koşullar eklemelerini aklı - havsalası almıyordu...
Neyse ki birkaç ay yalpaladıktan sonra toparlandı. Mesut Yılmaz gibi yumruğunu vurup masadan kalkmak yerine sinirlerini sağlam tutarak, AB'deki derin çatlakların su yüzüne çıkmasını sağladı. Rahmetli Beyhan Hanım'ın yıllar önce Avrupalılar'a duyduğu derin güvensizlik, Türkiye sayesinde dünyanın gözünün önüne de serilmiş oldu.
AB'nin geleceği...
Tamam Türkiye zor bir lokma. Tamam, Avrupa kendi içinde çok zor bir dönemden geçiyor. Avusturya'da pazar günkü seçimde, iktidardaki parti 64 yıldır ilk kez seçim kaybetti. Avrupalılar'ın altlarındaki zemin kayıyor...
Başbakan Erdoğan'ın önceki gün Kızılcahamam'da dediği gibi Avrupalılar aslında Türkiye'den çok kendi geleceklerine karar veriyorlar. Türkiye, AB'ye üye olma yolunda ilerlerse, AB'nin küresel güç olma ihtimali var. Ama Türkiye'siz bir AB'nin, hele son tartışmalarla kendisini bu kadar yıprattıktan sonra küresel bir güç olamayacağı aşikar.
Milliyetçi sesler
Şu anda saat 17.00. Taslak metin Ankara'ya ulaştı. Hükümet, AB'den 5 saat süre istedi. Eğer AB yolculuğumuz çıkmaza girerse, son dönemde iyice kabaran milliyetçi seslerin yarın hükümete nasıl yükleneceklerini düşünebiliyor musunuz? Alesta bekliyorlar: "Bizi siz bu sıkıntılara soktunuz. Türkiye'yi rezil ettiniz, üstelik de beceremediniz!" diye bas bas bağıracaklar.
Bendeniz ise müzakereler başlamasa bile AKP hükümetine ve özellikle de Başbakan Tayyip Erdoğan'a teşekkürü borç biliyorum. Daha seçim gecesi AB'yi öncelikli hedef gösterdiği ve o günden bu yana bu konuda sözünün eri olduğu, gecesini gündüzüne katıp canla başla çalıştığı için... Gelinen son noktada da sinirlerini sağlam tutarak Avrupalılar'ın kendi iç tutarsızlıklarının gözler önüne serilmesine fırsat verdiği için...
Bu hükümet, Türkiye'yi AB'ye taşıma konusunda elinden gelen her şeyi yapmıştır. Kimi zaman çok büyük riskleri de göze alarak AB hedefine baş koymuştur. AB için en fazla çaba harcayan hükümetimiz olarak tarihe geçecektir.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|