Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 04 Ekim 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Başbakan'a AB için teşekkür borcumuz var


3 Ekim saat 15.20. AB'den ne karar çıkacak diye herkes gibi ben de nefesimi tutmuş beklerken, gözümün önünden hep aynı 2 kişinin silueti ardarda geçiyor: Başbakan Tayyip Erdoğan ve Nejat Eczacıbaşı'nın geçen yıl vefat eden eşi Beyhan Eczacıbaşı...
Amerika'nın Irak'ı işgal ettiği yılın yaz tatilini birlikte geçirmiştik Beyhan Hanım'la... Türkiye'de Amerika'ya karşı öfkeli duyguların yükseldiği, "Savaşa hayır" diyen Fransa ve Almanya'nın takdirle karşılandığı o dönemde Beyhan Hanım, "Ne olursa olsun ben yine de Amerika'ya daha çok güvenirim. Onlar arkadan vurmazlar" diyordu. "Avrupalılar'a güvenmiyorum. Onlar söz verseler de güvenmeyin, sözlerinde durmazlar," diye ısrar ediyordu.
AB ile 42 yıllık serüvenimizin baştan beri içinde olan eşi Nejat Eczacıbaşı'nın ilişkileri dolayısıyla bir sürü insan tanımış olan Beyhan Hanım'ın bu hükme varması enteresandı. Avrupalılar'a karşı derin bir güvensizlik duygusu içindeydi...

İçimde bir tel koptu
17 Aralık Zirvesi'nden 3 - 4 ay kadar sonra Başbakan Tayyip Erdoğan'la Milliyet ekibi olarak Ankara'da biraraya geldiğimizde, gözlerinde Avrupa'ya karşı sadece güvensizliği değil, büyük bir düş kırıklığını da okumuştum. "17 Aralık gecesi içimde bir tel koptu" demişti. Avrupalılar'a kırgındı, kendisini aldatılmış hissediyordu. Verdikleri sözden caymalarını, yeni koşullar eklemelerini aklı - havsalası almıyordu...
Neyse ki birkaç ay yalpaladıktan sonra toparlandı. Mesut Yılmaz gibi yumruğunu vurup masadan kalkmak yerine sinirlerini sağlam tutarak, AB'deki derin çatlakların su yüzüne çıkmasını sağladı. Rahmetli Beyhan Hanım'ın yıllar önce Avrupalılar'a duyduğu derin güvensizlik, Türkiye sayesinde dünyanın gözünün önüne de serilmiş oldu.

AB'nin geleceği...
Tamam Türkiye zor bir lokma. Tamam, Avrupa kendi içinde çok zor bir dönemden geçiyor. Avusturya'da pazar günkü seçimde, iktidardaki parti 64 yıldır ilk kez seçim kaybetti. Avrupalılar'ın altlarındaki zemin kayıyor...
Başbakan Erdoğan'ın önceki gün Kızılcahamam'da dediği gibi Avrupalılar aslında Türkiye'den çok kendi geleceklerine karar veriyorlar. Türkiye, AB'ye üye olma yolunda ilerlerse, AB'nin küresel güç olma ihtimali var. Ama Türkiye'siz bir AB'nin, hele son tartışmalarla kendisini bu kadar yıprattıktan sonra küresel bir güç olamayacağı aşikar.

Milliyetçi sesler
Şu anda saat 17.00. Taslak metin Ankara'ya ulaştı. Hükümet, AB'den 5 saat süre istedi. Eğer AB yolculuğumuz çıkmaza girerse, son dönemde iyice kabaran milliyetçi seslerin yarın hükümete nasıl yükleneceklerini düşünebiliyor musunuz? Alesta bekliyorlar: "Bizi siz bu sıkıntılara soktunuz. Türkiye'yi rezil ettiniz, üstelik de beceremediniz!" diye bas bas bağıracaklar.
Bendeniz ise müzakereler başlamasa bile AKP hükümetine ve özellikle de Başbakan Tayyip Erdoğan'a teşekkürü borç biliyorum. Daha seçim gecesi AB'yi öncelikli hedef gösterdiği ve o günden bu yana bu konuda sözünün eri olduğu, gecesini gündüzüne katıp canla başla çalıştığı için... Gelinen son noktada da sinirlerini sağlam tutarak Avrupalılar'ın kendi iç tutarsızlıklarının gözler önüne serilmesine fırsat verdiği için...
Bu hükümet, Türkiye'yi AB'ye taşıma konusunda elinden gelen her şeyi yapmıştır. Kimi zaman çok büyük riskleri de göze alarak AB hedefine baş koymuştur. AB için en fazla çaba harcayan hükümetimiz olarak tarihe geçecektir.

mtamer@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Bir virajı daha aldık
TÜRKİYE her adım attığında yeni bir engelle k...
Melih AŞIK
Tiyatro Lüksemburg
Ajanslardan Yunanistan Dışişleri Bakanı Moliv...
Fikret BİLA
Baykal-Gül görüşmesi
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, akşam saatleri...
Hasan CEMAL
Tarihi yürüyüşe devam!
Evet, Türkiye yüzü Batı'ya dönük tarihi yürüy...
Güneri CIVAOĞLU
Yıldızlara yürümek...
Gül ve Babacan'ı Lüksemburg'a taşıyan uçağın ...
Can DÜNDAR
Melike'yi de sindirememişlerdi
Dün Lüksemburg'da Türkiye, 2 yıl önce Viyana'...
Abbas GÜÇLÜ
Özel üniversite tartışması
Özel üniversite tartışmasına, Milli Eğitim Ba...
Hurşit GÜNEŞ
Sanayi üretimindeki büyüme yavaşlıyor
Şu anda hemen herkes dikkatini AB ile tam üye...
Semih İDİZ
Buruk ama hayırlı bir başlangıç
Lüksemburg'dan dün nihayet çıkan karar elbett...
Sami KOHEN
Sindirme zorluğu!
Aman, ne gergin 36 saatti!.. Yalnız bizler de...
Derya SAZAK
3 Ekim dönemeci
Lüksemburg'da gün boyu devam eden pazarlıklar...
Meral TAMER
Başbakan'a AB için teşekkür borcumuz var
3 Ekim saat 15.20. AB'den ne karar çıkacak di...
Güngör URAS
Dik durmayı bilelim
Müzakerelere başlama pazarlığı güç oldu, uzun...
Serpil YILMAZ
ABD'deki Türk patron yatırıma gelmiyor
Tıptan finansman alanına kadar Amerika'da ün ...
M. Ali BİRAND
Hayatımın en güzel gününü yaşadım... Atam, ruhun şad olsun...
1963 yılında 21 yaşında genç bir muhabirdim....

© 2005 Milliyet