Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 04 Ekim 2005 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Hayatımın en güzel gününü yaşadım... Atam, ruhun şad olsun...


1963 yılında 21 yaşında genç bir muhabirdim.
Bugün 63 yaşındayım. 42 yıldır Avrupa ile ilişkileri izliyorum ve 42 yıldır Türkiye'nin birgün AB'ye tam üye olması gerektiğine inanıyorum.
Bugün hayatımın en güzel günü, zira Türkiye AB trenine bindi. Hiçbir aday ülke, bu trene bindikten sonra ara istasyonda inmemiştir. Hepsi son istasyona kadar yollarına devam etmişlerdir. Türkiye' de son istasyona kadar gidecektir.
Şu anda en çok ne istiyorum biliyor musunuz, Türkiye'nin tam üyelik antlaşmasını imzaladığı günü görebilecek kadar uzun yaşayabilmek. Ne kadar yaşlı olursam olayım, imza törenine katılabilmek. Bunu istememin nedeni de, oğlum Umur ve torunlarımın geleceğini güvence altında görebilmektir.

DEDİKLERİM DOĞRU ÇIKTI...
İnsanların kendilerini övmesi güzel birşey değildir. Ancak ben - -müsaade edin- övünmek istiyorum. Zira, birçoğumuz gibi, çok hırpalandık, çok çektik, ancak sonunda bizim istediğimiz Türkiye zafer kazandı.
Sürekli şekilde, bu işin eninde sonunda gerçekleşeceğini söyledim.
Hayır, dediler.
AB tarih vermeyecek, müzakerelere başlamayacak, dediler.
Hep aksini iddia ettim ve haklı çıktım.
Türkiye, yakın tarihinin en önemli gününü yaşıyor.
Bu bir milad'dır.
Türkiye'nin Uluslararası statüsü artık değişmiştir. Üstelik, karşılığında da Türkiye hiçbir ödün vermemiştir. Verildiği ileri sürülen ödünler, zaman içinde unutulacak, hatta uygulanamayacak cinstendir. Türkiye'nin eli ayağı bağlanmamaktadır.
Müzekerelerin başlamasının önemi, önümüzdeki aylarda çok daha net olarak anlaşılacak, dünya'nın Ankara'ya bakışı büyük oranda değişecektir.
Türkiye bu noktaya Atatürk'ün mirası sayesinde ulaşmıştır. Eğer müzakereler başladıysa, bu Demokratik-Laik bir sisteme sahip olmasındandır.

BUNDAN SONRASI KOLAY OLMAYACAK, ANCAK...
Hiç kimse abartmasın.
Hiç birimiz gereksiz ümitlere kapılmayalım.
Bundan sonrası kolay olmayacak. Müzekereler çok güç geçecek. Göreceksiniz, bugüne kadar gördüklerimizi aratacak kadar önemli krizlerle karşı karşıya kalacağız. Kapılar vurulacak. Masalardan kalkılacak ve hatta uzun süreli askıya almalarla karşılaşacağız.
Ancak ne olursa olsun, müzakerelere başlamış bir aday ülke olarak, bundan böyle farklı muamele göreceğiz. Belki yine diğer ülkeler tarafından eleştirileceğiz, ancak hiç önemli değil. Zira Türkiye bundan böyle bambaşka bir yere doğru ilerleyecek.
Ne mutlu Türk'üm diyene...

* * *

AVRUPA, TÜRKİYE'Yİ YENİDEN KEŞFEDİYOR
İmkanınız olsaydı da, izleyebilseydiniz.
Geçen hafta ortalarından itibaren başladı ve hala devam ediyor. Avrupa'da yayınlanan gazetelerin hepsi -hiç abartmıyorum hepsi- Türkiye'den söz ediyorlardı. Türkiye'nin Avrupaya katılmasının avantajları ve dezavantajlarının tartışıldığı haber ve yorumlar yayınlandı. Bütün televizyonlarda Türkiye'den söz ediliyordu.
Kimi olumlu kimi olumsuz, ancak Türkiye'den gelen haberler ön plandaydı.
Bunun ne kadar önemli olduğunu sizlere anlatamam. Hayatımın büyük bölümü Avrupa başkentlerinde geçti. Türkiye ile ilgili gelişmeleri izledim. Her defasında da, Avrupanın ilgisizliğine hayret etmişimdir. Sanki 70 milyonluk bir ülke yokmuş gibi davranırlardı. Basında veya TV'lerinde sadece kötü haberler yayınlanırdı. Askeri darbe, işkence, idam edilen politikacıların hikayeleri ...vs.
Avrupa bu defa birden bire uyandı.
Yıllar boyunca görmezden geldiği, adeta yokmuş gibi davrandığı Türkiye'yi keşfetti. Nedeni de çok basitti. Zira Türkiye Avrupanın kapısını çalmış ve içeri girmek istiyordu.
Biz farklı gördük, ancak Avrupalılar için müzakerelere başlamak, Türkiye'ye kapıyı açmak ile eş anlamlıydı. Bundan dolayı da , yıllar boyunca göremedikleri Türkiye'yi artık tanımak zorunda olduklarını anladılar.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Bir virajı daha aldık
TÜRKİYE her adım attığında yeni bir engelle k...
Melih AŞIK
Tiyatro Lüksemburg
Ajanslardan Yunanistan Dışişleri Bakanı Moliv...
Fikret BİLA
Baykal-Gül görüşmesi
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, akşam saatleri...
Hasan CEMAL
Tarihi yürüyüşe devam!
Evet, Türkiye yüzü Batı'ya dönük tarihi yürüy...
Güneri CIVAOĞLU
Yıldızlara yürümek...
Gül ve Babacan'ı Lüksemburg'a taşıyan uçağın ...
Can DÜNDAR
Melike'yi de sindirememişlerdi
Dün Lüksemburg'da Türkiye, 2 yıl önce Viyana'...
Abbas GÜÇLÜ
Özel üniversite tartışması
Özel üniversite tartışmasına, Milli Eğitim Ba...
Hurşit GÜNEŞ
Sanayi üretimindeki büyüme yavaşlıyor
Şu anda hemen herkes dikkatini AB ile tam üye...
Semih İDİZ
Buruk ama hayırlı bir başlangıç
Lüksemburg'dan dün nihayet çıkan karar elbett...
Sami KOHEN
Sindirme zorluğu!
Aman, ne gergin 36 saatti!.. Yalnız bizler de...
Derya SAZAK
3 Ekim dönemeci
Lüksemburg'da gün boyu devam eden pazarlıklar...
Meral TAMER
Başbakan'a AB için teşekkür borcumuz var
3 Ekim saat 15.20. AB'den ne karar çıkacak di...
Güngör URAS
Dik durmayı bilelim
Müzakerelere başlama pazarlığı güç oldu, uzun...
Serpil YILMAZ
ABD'deki Türk patron yatırıma gelmiyor
Tıptan finansman alanına kadar Amerika'da ün ...
M. Ali BİRAND
Hayatımın en güzel gününü yaşadım... Atam, ruhun şad olsun...
1963 yılında 21 yaşında genç bir muhabirdim....

© 2005 Milliyet