Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 08 Ekim 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Hayatımız krizle geçti


Türkiye'nin Avrupa Birliği ( AB) ile ilişkileri sürekli krizler içinde geçti. Nereden nereye gelindiğine baktığımız zaman, hemen hemen her atılan adımın ne kadar zor olduğu çok daha iyi anlaşılıyor. Bunun nedeni de, Türkiye'nin büyüklüğü.Bu süreç, AB'nin Türkiye'yi içine almakta ne kadar zorlandığının en tipik örnekleriyle dolu.
1987'de Başbakan Özal, Türkiye'nin resmi Tam Üyelik başvurusunu (Roma Antlaşmasının 137'inci maddeye dayanarak) ilk defa açıkladığında, Avrupa, olayı pek ciddiye almamıştı. O dönemlerde Türkiye çok uzaktaki bir ülke olarak görülüyordu. Ne ekonomik, ne de Kopenhag Kriterleri açısından hazırdı. Avrupa ile aramızda büyük mesafe vardı.Buna rağmen, AB ülkeleri Türkiye'yi başvurudan vazgeçirmek için çok uğraştılar. Hatta dönem başkanlığını elinde tutan Belçika Dışişleri Bakanı Tindermans'ın bu başvuruyu kabul etmemesi gerektiğini belirten Yunanistan, itiraz etti. Tindermans'ın Türk başvurusunu dönem başkanlığı adına kabul etmesi, büyük mücadeleler sonunda gerçekleşti. Ardından, Kıbrıs koşulu konmak istendi ve Mesut Yılmaz- Dietrich Gencher arasındaki ünlü kavga yaşandı.

KOMİSYONDA KAVGA ÇIKTI...
1989'da Avrupa Komisyonu Türkiye'nin başvurusuna verdiği yanıt, Komiserleri böldü.Bir bölümü başvurunun reddedilmesini, diğer bölümü kabul edilmesini istediler. Sonunda bir ara yol bulundu ve Türkiye'ye bir hazırlanma süreci tanındı.Komisyon Türkiye'nin Tam Üyeliğe EHİL ÜLKE olduğuna karar verdi.

GÜMRÜK BİRLİĞİNE ALMAN İTİRAZI
1995'te Türkiye Gümrük Birliğine alınması için başvuruda bulundu ve AB içinde kıyametler koptu. Özellikle Almanya, bu adımın ilerde Tam Üyelik kapılarının açılması anlamına geleceğini savunarak, bu fikre karşı çıktı. Alman Hristiyan Demokratların tüm itirazlarına rağmen, Türkiye istediğini elde etti. Karşılığında da, terörle mücadele yasasındaki son derece kısıtlayıcı bazı maddeleri kaldırmak zorunda kaldı. Yunanistan, Türkiye'ye yeşil ışık yakarken, AB ülkeleriyle Kıbrıs'ın tam üyelik sürecinin başlatılması sözünü aldı. Türkiye'ye Gümrük Birliği verilirken, karşılığında da Kıbrıs'ın tam üyeliği güvenceye alındı.

LÜKSEMBUG KRİZİ
1997'de Lüksemburg doruğunda Türkiye'nin "Tam Üye ülke adayı" statüsüne geçmesi isteği, son derece uzun bir krizli bir zirve toplantısı sonunda reddedildi.Gerekçesi, Türkiye'nin Kopenhag Kriterlerinden hiçbirine henüz uymadığı gösterildi. Türkiye bu red kararına büyük tepki gösterdi. Siyasi diyalog kesildi. Mesut Yılmaz, Kohl'ü ırkçılıkla suçladı.

HELSİNKİ KAVGASI
1999' da ABD'nin Türkiye adına giriştiği büyük lobi çalışması sonuç verdi. İki yıl aradan sonra AB doruğu Türk başvurusunu yeniden ele aldı. Bu konudaki tutum değişikliğinin başlıca nedeni, Almanya'daki seçimlerde Hristiyan Demokratlar'ın (Kohl) kaybetmesi ve Sosyal Demokratların (Schroeder) kazanması yol oynadı. Dengeler değişti. Ecevit, yeni Alman Başbakanına Güney Doğu'daki olağanüstü halin kaldırılacağına dair mektup yazınca, Berlin de yeşil ışığını yaktı. Buna rağmen, yine de üye ülkeler arasında büyük tartışma çıktı. 12 saate varan bir pazarlık sonucunda, Türkiye'ye önerilecek metin çıkarılabildi. AB Dışilişkilerden sorumlu kişisi Solana, bu metni özel uçakla ve gece yarısı ulaşabildiği Ankara'da Başbakan Ecevit'e anlattı. Özellikle Kıbrıs konusundaki cümleler sorun yaratmıştı. Ecevit, Cumhurbaşkanı Demirel'in de desteğiyle Helsinki metnini kabul etti ve son dakikada Finlandiya Başkentine gelip, Türkiye'nin adaylığı seremonisine katıldı.

KOPENHAG FELAKETİ
2002'de Kopenhag doruğunda, Türkiye'nin AB kriterlerine yeterince uyum sağlayamadığı gerekçesiyle, katılma müzakere tarihi verilip verilmemesi yeniden büyük kriz yarattı. Aynı dorukta, Annan planının Türk tarafınca kabul edilip edilmemesi de tartışmaları arttırdı. Rauf Denktaş gelmeyince, Annan planına erken onay suya düştü. Yine sadece Türkiye' nin tartışıldığı doruk toplantısındaki kriz, bir başka uzlaşı ile sonuçlandı ve Türkiye'ye müzakere tarihinin 2004'te verilmesi kararlaştırıldı.

BRÜKSEL 'DE DANANIN KUYRUĞUNUN KOPUŞU...
2004'teki (17 Aralık) Brüksel doruğu herhalde son yılların en büyük krizi sayılabilir. Avrupa birbirine girdi. Zira artık iş ciddileşmişti. Bu defa Fransa, Hollanda, Avusturya ayaklandı. Türkiye birçok AB ülkesinin iç politika sorununa dönüştü. Doruk'taki sorun ise, yine Kıbrıs nedeniyle çıktı.Kıbrıs'ın Annan planına HAYIR demesine rağmen tam üyeliğe girmesi, konumunu güçlendirmişti. Bu güçlü durumdan yararlanan Kıbrıs, Türkiye tarafından tanınmak istedi. Çıkan kriz, kapıların vurulması, Tayyip Erdoğan'ın toplantı salonunu terketmesine kadar giden dramatik bir sürecin yaşanmasına yol açtı.Ancak İngiltere ve Almanya'nın desteği ile,yaklaşık iki gün süren kriz sonunda müzakerelerin 3 ekim 2005'te başlaması kararlaştırıldı.

LÜKSEMBURG'DA ZORLU BAŞLANGIÇ...
2005'in 3 ekiminde, Lüksemburg'da da dram yaşandı. Bu defa başı Avusturya çekti. Türkiye'ye tam üyelik yerine imtiyazlı üyelik verilmesi için bastırdılar. Toplam 15 saatlik krizin sonunda Avusturya geri adım attı. Türkiye' nin Kıbrıs ile ilgili (NATO'daki veto hakkını kullanmamasıyla ilgili) itirazı ise kabul edilmedi.
Türkiye Cumhuriyeti yakın tarihinin en önemli adımı işte böylesine kriz dolu dönemlerden geçerek atıldı.Bundan sonra da yine krizler yaşanacak, kapılar vurulacak, ancak sonunda Türkiye Avrupa Birliğine tam üye olacak.

***

MÜZAKERE SÜRECİNDE TÜRKİYE'Yİ BEKLEYEN SORUNLAR

SİYASİ :
- Müzakereler sürecinde Kıbrıs'ın tanınması
- Limanların Kıbrıs'a açılması (2006'da gözden geçirme var)
- Ermenistan ile anlaşmazlık (bağlayıcı olmayan bir Parlamento koşulu)
- Reformlara (başta yargı ve vergi alanlarında) devam edilmesi (fikir özgürlüğü-insan hakları)
- Ruhban okulunun açılması ve vakıf mallarının geri verilmesi
- Kürt kökenli vatandaşların günlük yaşamının kolaylaştırılması ve siyaset yapmak isteyenlerin önündeki barajın kaldırılması

EKONOMİK:
- El emeği serbest dolaşım bir süre ertelenebilir.
- Fonlardan yeterince yararlandırılmayabiliriz
- Müzakere sonundaki Fransız referandumu
- Müzakerelerin 8 üye veya komisyon tarafından önerilmesi durumunda askıya alınabilmesi

BUNDAN SONRA NE OLACAK?
Şimdi Türkiye ile AB'li uzmanlar bir araya gelecekler ve 35 ayrı bölümde yapılacak müzakerelerin çerçevesini çizecekler. AB uzmanları, Avrupa Birliğinin bu 35 alandaki yasalarını, yönetmeliklerini, uygulamalarını anlatacaklar. Türk tarafı da kendi durumlarına bakacaklar ve aradaki fark işte bu şekilde ortaya çıkacak. Müzakereler bu farkın nasıl, ne sürede ve kaç paraya kapatılabilineceği üzerinde geçecek.

***

TAM ÜYE OLAMASAK DAHİ KAZANACAĞIZ
AB ile ilişkilere ters bakan çevreler, sürekli şekilde şöyle bir görüş ileri sürüyorlar:
"... Müzakereler sonucunda tam üye olmamız garanti değimb dünya kadar ödün vereceğiz, sonra bize HAYIR diyebilecekler. Bundan dolayı kötü bir anlaşma yapıldı..."
Bence çok yanlış bir yaklaşım.
Türkiye, AB ekonomik standartlarına uyum sağlarken bir ödün vermiş olmayacak. Alınacak tüm kararlar sadece ülke ekonomisine dinamizm getirecek. Çarpık bu düzen değiştirilecek. Yıllardır gerçekleştirmeye çalıştığımız reformları, AB zorlamasıyla tamamlayacağız.
Örnekler çok çarpıcı...
Tarımdaki üretimsizlikten kurtulacağız. Çevre'de Uluslararası standartları tutturacağız. Mali yapımız sağlıklı b.ir yapıya kavuşacak. Kara para ve kayıt dışı ekonomi bitecek.
Bunlar ödün mü?
Bütün bu reformları tamamlamış bir Türkiye'yi isterlerse almasınlar. Belki de, Türkiye tam üyeliği istemeyecek.
Özetle, AB ile müzakere sürecinde sadece Türkiye kazançlı çıkacak...

***

CHİRAC'IN HAKKINI YEMEYELİM...
Fransız Devlet Başkanı Chirac , ilk başlarda Türkiye'nin AB'deki lokomotifi konumundaydı. 17 Aralık 2004 doruğuna giden süreçte çok destek verdi. Ancak ardından tutum değiştirdi. 2007 Başkanlık yarışında birden öne fırlayan Sarkozy'nin çıkışlarını dengeleyebilmek için, yani iç politika nedenleriyle söylemini farklılaştırdı. Hele referandumda HAYIR oyu çıkınca, Türkiye'ye destek veren konuşmalarını tümüyle kesti. Hepimiz şaşırdık ve tepki gösterdik.
Ancak, Lüksemburg'da bizzat gördüm. Lüksemburg'a giden dönemi yakından izleyenlerin verdikleri bilgiye göre, Chirac'ın gizli eli hep Türkiye'ye destekledi.
Türk diplomatları Lüksemburg'da Fransız diplomasisinin nasıl destek verdiklerini anlatıyorlar. Abdullah Gül de aynı noktaya dikkat çekiyor. Fransız diplomasisinin gizli pazarlıkta, Türkiye'ye nasıl yardım ettiğini açıkladı. Bunun arkasında da, Cumhurbaşkanı Chirac var.
Fransa'nın tutumunu küçümsemeyelim... Chirac'ın hakkını yemeyelim.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Milliyetçilik ve dışa açılma
KÖŞE yazarları, okuyuculardan her gün hem tak...
Çetin ALTAN
"Eşini öpenin orucu bozulmaz"
Hava güneşli ama serin bir rüzgâr esiyor Kala...
Melih AŞIK
OYAK'lamak...
Erdemir ihalesini OYAK'ın alması, ulusal kuru...
Fikret BİLA
Baykal: Şimdi de müzakere basını
CHP lideri ile sohbetimize, bazı kesimlerden ...
Hasan CEMAL
Siyasal viagra!
İngiliz Muhafazakarları son on yıldır perişan...
Güneri CIVAOĞLU
İstanbul Kitap Şenliği
İstanbul Kitap Fuarı...
Can DÜNDAR
Avrupa da öğrenmeli!
Çok şükür, ite kalka nişanı yaptık.
Abbas GÜÇLÜ
AB yolundaki kara delikler
AB ile ilgili asıl zorlu süreç şimdi başlıyor...
Semih İDİZ
AB Kıbrıs'ta barışa katkıda bulunabilir
Birçok şeyin yanı sıra AB aynı zamanda bir ba...
Hasan PULUR
Demek Abdullah Gül "takiyye" yapmış...
DOĞRUSU alındık! CHP Sözcüsü, Büyükelçi Onur ...
Derya SAZAK
Tarık Akan polemiği
Sinema sanatçısı Tarık Akan ile yaptığımız sö...
Meral TAMER
Trafik felç, ama ambulansta rötar yok
Son 2 haftadır Levent'ten bizim gazetenin bul...
Yaman TÖRÜNER
Gerçek niyetleri ne?
Avrupa Birliği(AB) ile müzakereler başladı. A...
Güngör URAS
İstanbul Modern'de "Çekim Merkezi" var
İki yılda bir tekrarlanan bir sanat şöleni ol...
M. Ali BİRAND
Hayatımız krizle geçti
Türkiye'nin Avrupa Birliği ( AB) ile ilişkile...

© 2005 Milliyet