|
 |
|
|
Birlik ve beraberlik yemeği
Görüş / Engin Önen
Geçen hafta CHP'nin yeni il yönetimi tarafından "Birlik ve Beraberlik Yemeği" düzenlendi. Yemekten yansıyanlar ise, pek birlik ve beraberlik havası vermiyordu. Eski il başkanlarından Alaattin Yüksel, "bölücülük yapmak istemediği", Ekrem Bulgun ise, "başka yere davetli olduğu" gerekçesiyle yemeğe katılmamış.
Bunlarla birlikte, İzmir'den seçilen bazı vekillerin yeni il yönetimini kutlama nezaketini bile göstermediğini de dikkate alınca, "birlik ve beraberlik" sorununun kişisel olmaktan çok yapısal olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Daha önce de yazdık, CHP'deki parti içi kavga ve çekişmeler her geçen gün daha da sertleşmektedir. Çünkü aşırı profesyonel ve halktan giderek kopan kadroların egemenliği altında siyasetin kurallarını ne hukuk ne de demokratik gelenekler belirleyebiliyor.
***
Parti içinde muhalefet ve genel merkez karşıtları temizlendi. Ama herhalde hiç kimse, partinin daha huzurlu olduğunu söyleyemez. Yukarıdaki örneklerden de anlaşılacağı üzere, şimdi parti içi düşmanlığın dozu daha yüksek.
Yemekte İl Başkanı Selçuk Ayhan ve Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun konuşmalarını CD'den izleme fırsatı buldum. Ayhan, hedeflerinin, CHP'nin iktidarı olduğunu vurgulayıp, yönetimleri sayesinde "Dedikoducu particilikten üretim yapan bir particiliğe geçileceğini" vurguluyor. Halk ile belediyeler arasında köprü olacaklarını, küskünleri ve gençleri partiye kazandırmaya çalışacaklarını söylüyor.
Ayhan'ın şu sözleri parti içi huzursuzlukla ilgili ipuçları veriyor: "Hiçbir belediye başkanı ilçe başkanını, hiçbir ilçe başkanı da belediye başkanını ulu orta, medya önünde eleştirmeyecektir... Bu parti maalesef son zamanlarda partiye ilçe binası kazandıran ilçe başkanını bile delege yapmayacak kadar vefasızlaşmıştır.."
İl başkanının diğer önemli bir uyarısı: "Yetkili organlar dışında hiçbir partilinin genel başkanını ve kendi yöneticisini tartışmaya hakkı yoktur." Kurum ve kuralları işleyen normal bir partide böyle bir uyarı abestir. Ama... Öte yandan artık böyle söylemler, CHP'de pozisyonunu sürdürmek isteyen herkesin sıkça tekrarlamak zorunda olduğu nakaratlara dönüştü. Nitekim aynı gecede diğer konuşmacıların da benzer ifadeleri farklı dozlarda tekrarlamaları dikkat çekiyor.
***
Not: Bazı dostlarımız yerel siyaset ve CHP'de olup bitenler hakkında yorumlarımızı ve eleştirilerimizi daha sık yazmamızı bekliyor. Bazıları ise, "Artık şu CHP'yi boş ver. CHP kimin umurunda ki?" şeklinde görüş bildirip, diğer konulara ağırlık vermemizi öneriyor.
Çok geniş bir yelpazede yerel sorunlara değinmeye çalışıyoruz. Ancak, Büyükşehir ve yedi metropol ilçeyi yöneten ve milletvekillerinin % 67'sini elinde bulunduran bir partide olup bitenlere kayıtsız kalmamız ne kadar doğru olur?
Siyasetçileri ve tutumlarını beğenmeyebilirsiniz ama siyaseti yok sayamazsınız.
Onun için yerel yazmayı, siyaset ve diğer sorunları belli bir denge içinde yorumlamayı sürdüreceğiz.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|