|
 |
|
|
Deprem mi? Kimin umurunda
Satır Arası / Deniz Sipahi
Biz bu acıyı biliyoruz. 17 Ağustos'un izlerini bugün bile silebilmiş değiliz.
Resmi raporlara göre 17 bin 480 kişi ölmüş, 43 bin 953 yaralı olmuştu.
Üzerinden beş yıl geçmiş olmasına rağmen ben gerçekçi önlemler almış olduğumuzu zannetmiyorum.
Her büyük depremden sonra gündemimizi birkaç gün işgal eden bu konu bir başka depreme kadar unutulup gidiyor.
Çok da anormal değil, bizim için...
En büyük acıyı bile 17 gün sonra unutuyoruz.
Bir kez daha sarsılmadan da hatırlamıyoruz.
Bu sefer bizde değil ama çok da uzakta olmayan Pakistan'da çok şiddetli bir deprem yaşandı.
Birçok yerleşimin haritadan silindiği söyleniyor.
Ölü, yaralı sayısı artıyor.
Evleri yok olanlar, ailelerini kaybedenler, annesiz babasız kalan çocuklar...
Arşivlere girip baktım; benzer fotoğraflar karşımda.
Çaresizlik...
İhmalkarlık...
Denetimsizlik...
Bir bina duruyor, yanındaki yok olmuş.
Onlarca insanın ölümüne neden olan, çöken binayı yapanın arkasından hangi işlemler yapılacak, merak ediyorum...
Çünkü Türkiye'de hiçbir şey değişmedi.
İnsan hayatını hiçe sayanlar elleri kollarını sallaya sallaya sokaklarda dolaşıyorlar.
Hiç suçları yokmuş gibi davranıyorlar.
Altı ay, bir yıl gibi komik hapis cezalarıyla işin içinden kurtulmanın mutluluğunu yaşıyorlar.
Bazen önüme haberler, fotoğraflar düşüyor.
"İzmir'de deprem tatbikatı yapıldı..."
"Filanca kuruluş 50 kişiye ders verdi..."
Bizleri yönetenler yeterince görevlerini yaptıklarını mı zannediyorlar; bir iki tatbikatla İzmir'in, İstanbul'un depremden zararsız çıkabileceğini mi düşünüyorlar?
Birkaç ay önce bir haber okumuştum.
***
İstanbul'da 17 Ağustos depreminden beş yıl sonra "erken uyarı sistemi" tamamlanmış; ancak henüz kullanıma sokulamamış. Çünkü bu programı başlatacak sinyalin düğmesine basmayı kimse üstlenmiyormuş.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi hizmeti valiliğin vermesini istiyor, Valilik ise Kandilli'nin...
Biz bu konuyu birkaç ay tartışır; sonuçsuz bırakır, bir şey olursa da kader kısmet deriz.
Peki İzmir'de neler yapılıyor?
Biliyorum, hemen açıklamalar gelecek.
İşte haritalar, planlar, tatbikatlar, üç beş okulda verilen dersler...
Doğrusunu söyleyeyim.
Hiçbiri beni tatmin etmiyor. Yapılanları çok yetersiz görüyorum.
Bu kentte yapılan inşaatların yüzde 50'si kaçak... Belki de daha fazlası...
Kesinlikle denetim yapıldığına inanmıyorum.
Aksini savunanlara bir cevabım var.
İzmir yağmalanmaya devam ediyor. Çevre yollarının etrafı gecekondularla doldu. Kaçak yapı yapıp göz yumulanlar; ikinci, üçüncü katlara çıkmaya başladılar.
Ve bu rezalete İzmir'de ses çıkaran kimse yok.
Deprem... Kent estetiği... Planlı gelecek... Sağlıklı nesiller...
Kimin umurunda?
Bizim... Bizim...
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|