|
 |
|
|
CHP'nin ikilemi
Baykal'ın CHP'si AB sürecinin neresinde?
17 Aralık zirvesinde Başbakan Erdoğan'a 'masadan kalkma' çağrısı yapan, 3 Ekim'deki Müzakere Çerçeve Belgesi'nin imzalanmasına karşı çıkan CHP yönetimi, 'AB karşıtı' bir duruş sergiliyor. Ekrana çıkan CHP sözcülerinin 'tepkisi' nedeniyle kamuoyunun 'CHP'nin politikası'nı başka türlü algılaması olanaksız.
Meclis'teki 'sol' muhalefetin, CHP'nin 'ikilemi' AB'nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'in yazar Orhan Pamuk'u ziyareti sırasında, kendisine yönelttiğimiz soru üzerine gündeme geldi.
Avrupa Parlamentosu'nda Türkiye'nin tam üyeliğine destek veren Sosyalist Grup ve Yeşiller'in 'doğal partneri' olması gereken CHP nedense o kulvarı AKP'ye kaptırmış gibi gözüküyordu. 'AB projesi'ni sahiplenmek bir yana, AKP'yi eleştirmek uğruna CHP giderek MHP ve DYP ile aynı 'milliyetçi sağ' kulvara doğru sürükleniyordu. Bu yörünge kaybı AB çevrelerinin de dikkatinden kaçmıyor. Nitekim Olli Rehn, 'AB tam üyeliğini CHP de desteklemiyor muydu, şimdi niye karşı çıkıyorlar?' sözleriyle hayretini ifade etti.
AB Komiseri'nin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile görüşmesinde de benzer değerlendirmeler yapıldığı bilgisi kulislere yansıyor: "AB müzakereleri on yıl zaman alacak, bu tek başına bir iktidar dönemiyle sınırlı değil. AKP hükümeti görüşmelere başlar, gelecek seçimde iktidar olan parti süreci tamamlar. AB politikasını iktidar ve muhalefet bir konsensüs içerisinde götürebilmelidir."
CHP'nin şu anda izlemekten kaçındığı politika tam da budur.
Deniz Baykal, Olli Rehn'in Milliyet'teki sözlerine tepki gösterirken Ankara Temsilcimiz Fikret Bila'ya CHP'nin 'Cumhuriyet'i kuran, devrimleri yapan parti' olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bunlara kimsenin itirazı yok ki! Modern Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün 20'nci yüzyılın başındaki rolünü 'yedi düvel' biliyor. CHP'nin 'Atatürk'ün mirasına' sahip çıkması da doğaldır. Ancak Baykal ve ekibinin kolaycılığı, 1960-70'lerden itibaren rotasını 'sol'a çeviren CHP'yi 21'inci yüzyılın başında hâlâ 1930'ların Türkiye'si refleksiyle yönetmeye çalışmalarıdır.
CHP, Atatürk'ün mirasını tüketmenin ötesinde, son seçimde kendisine oy veren milyonlarca kişinin bir çağdaşlık projesi olarak AB üyeliğini isteyip istemediğini iyi sorgulamalıdır.
Elbette müzakereler zor geçecek. 10 yıl sonra üyelik garanti değil. Bunlarla ilgili kuşkular dile getirilebilir.
3 Ekim'in başarısı bu tartışmalara kapıyı açmasıdır. CHP, 'AB karşıtı' duruşuyla kendi seçmeniyle de ters düşüyor.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|
|

|