Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 13 Ekim 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yarına kim kalacak?

Görüş / Bülent Buda

Prof.Dr. Üstün Dökmen, "Var olmak, gelişmek, uzlaşmak" adlı yapıtının bir yerinde şunları yazıyor: İnsanın yaşamdaki temel amacı, yarına kalmak olmalıdır. Yarına kalabilmek için insanın temelde üç şeye ihtiyacı vardır. Bu üç şey, var olmak, gelişmek, uzlaşmaktır. Var olan, gelişen, uzlaşan insan evrenle kucaklaşmaya hazır olur. Evrenle kucaklaşan insan, evrenle uyumlaşabilir. Evrenle uyumlaştığında ise hem kendisi yarına kalabilir, hem de evreni-dünyayı yarına taşıyabilir.
Bir futbolcu, özgeçmişi ve şimdilerde futbol yazıları yazmaya çalışan kafaca orta yoğunluklu bir yaşamın eskittiği birisi için ağır bir takılma gibi bu saatten sonra Üstün Dökmen bilimselliği. İçi doldurulmadan, bozuk para gibi harcanan yıllardan sonra belleğin alım kapasitesini zorlayan çabalarla, keşkeler kol kola girip, zorlu bir yolculuğa çıkıyor sanki.
Var olmak için gelişmenin koşul olduğu zamanları, idman, maç yorgunluklarıyla gerekselendirip, bilge bir insanla tanışmayı, iki kitap okumayı, bir konser dinlemeyi ve de insanı yarına taşıyacak çok şeyi o göreceli sanal alemin şöhret denen büyüsüne aldanıp, ıskalayıp eksik kaldık.

Çoğumuz beceremedi
O nedenle, 60'ların üstünde bugün iyi bir kitabı algılayabilmek için en az iki kez okumam gerekiyor. Yıllarca çalışan kasların yanı sıra eksik bırakılan beyin cimnastiğinin doğal bir sonucudur bu tekrarlayıp öğrenmeler. Bir gün elbette son bulacak profesyonelliğin, futbolculuğun (ya da diğer sporların) bitiminden sonrasını taşıyabilmek, yarına kalabilmek, gelişmek, yarına hazır olmak. Çoğumuz beceremedi. Oturup yazıyorum. Oyun alanlarında düzenli izlediğim, denk geldiğinde yüzüne bakıp gülümsediğim, olanak varsa iki çift laf ettiğim güleç yüzlü genç adamlara. En azından onlar eksik kalmasınlar. Ayakta kalmanın, dik durmanın bedeli bir tür acı çekmek. Onu tüm dokularında duyumsayarak başarıya ulaşmak.
Lance Armstrong yaşamının ilkbaharında kanserle tanıştı. Savaştı, aştı, üstüne yedi kez Fransa Bisiklet Turu'nu kazandı. Bakın neler diyor: "Bir sporcuya iyi bir dayanıklılık kazandıran şey, olası utancı karşlayabilmek ve yakınmaksızın acı çekebilmektir."
Bixente Lizarazu, Bayern München'in Fransız futbolcusu. Adım adım yolun sonuna yaklaşıyor. Ama değişmeyen içtenlikle işini yapmayı sürdürüyor. Bir de ona bakalım neler diyor: "Bir futbolcu, kendi yarattığı kültürle, kaslarının, duygularının efendisi olabilirse, futbol denen vahşi ormanın da efendisi olur. O takdirde de ne o ormanın cazip renkli çiçekleri, ne de parçalamaktan başka bir şey düşünmeyen görünmez düşmanları size bir şey yapabilir. Lance Armstrong-Bixente Lizarazu yarına kalacaklar!...

egespor@milliyet.com.tr








EGE
Kaybetmemek adına
Yarına kim kalacak?
Emeklilik hakkında her şey
Her gece yer yerinden oynuyor
Eylül, ekimde tatil yapmak





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Bülent Buda
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi

© 2005 Milliyet