|
 |
|
|
Sağlıklı bir bağbozumu
Şu günler bağbozumunun son günleri... Bu yılki bağbozumu, az yağmurlu, sağlıklı bir mevsimde geçti. Ülkenin dört yanındaki yeni bağların kaliteli üzümleri de, bu yıl ilk ürünlerini verdi
myalcin@turk.net
Yakın zamana kadar buğday tarlası olarak ekilmiş uçsuz bucaksız bir arazi... Bir yanı tepelere yaslanmış, bir yanı da kavak ağaçlarıyla dolu, yemyeşil Kızılırmak vadisi... Nevşehir'deki bu 1700 dönüm arazi, geçtiğimiz günlerde bayram yeri gibiydi. Al yanaklı genç kızlarla yağız köy delikanlıları, asmada güneşe doymuş, iyice ballanmış üzüm salkımlarını kesip tertemiz kasalara istifliyorlar, üzümler bir damla bile suları sızmadan, bekleyip de pörsümeden hemen yandaki tesise, işlenmeye gidiyordu. Beyazlardan Chardonnay'ler, Narince'ler, siyahlardan adı üstünde Kalecik Karası, Öküzgözü, Boğazkere, Cabernet Sauvignon üzümleri; ideal olgunluklarına gelince hasat edilip Kavaklıdere'nin yeni kurduğu 4 milyon litre kapasiteli tesiste şaraba işleniyordu.
Nevşehir'den yüzlerce kilometre ötede, Saroz Körfezi'ndeki Sarafin bağlarında da Sauvignon Blanc ve Chardonnay'ler coşku içinde hasat edilmiş, ziyarete gelen Avustralyalı bağcılar bile bu üzümlerde yakalanan zenginliğe şaşmışlardı. Elazığ'da bölgedeki tek şarap tesisinin sahibi olan Mey, Boğazkere ve Öküzgözü'nü bu yıl daha itinalı almış, "Buzbağ'ın kalitesini yükselteceğiz" diyordu. Bir başka yöreden, Denizli'nin Güney ilçesinden Pamukkale Şarapları'nın sahibi Yasin Tokat'ın da yüzü gülüyordu: "Bu yıl bağbozumu çok düzenli, disiplinli geçti. Şarap firmaları arasındaki rekabeti biraz yatıştırdık, bölgemizde erken hasada izin vermedik. Üzümlerin hasat zamanını denetim altına aldık ve her bağı ideal olgunluğunda kestirdik. Bölge üzümlerinden yaptığımız 2005 kırmızılarına bayılacaksınız." Ege'nin daha sahil kesiminde, İzmir'in Menderes havzasında bağları olan bir başka üreticiden, Sevilen'den Enis Güner de, "Bu yıl Merlot ve Şiraz'lar çok daha iyi gelişti. Fransız uzmanlarımızın da katkılarıyla çok iyi bir hasat sezonu geçirdik. Şarap kalitesi geçen yıla göre önemli bir fark gösterecek" diyordu. Üzümleri erken erken kestirip, ne kadar ham olurlarsa olsun alan Tekel'in aradan çekilmesi, Bozcaada'da da olgun hasat imkanını yaratmıştı.
Mürefte'de coşku yoktu
2005 hasadının şaraplarını geçen yıla göre daha kaliteli kılacak bu gelişmeler yüzleri güldüredursun, en eski ve köklü şarap bölgelerimizden Mürefte'de ise aynı coşkuyu görmek zordu. Bölgenin ana beyaz üzümü Semillon'lar ideal olgunluklarından erken hasat edilmiş, 11 derece alkolü zor yakalamışlardı. Siyahlardan Gamay ile Cinsault üzümlerinin de durumu pek parlak değildi. Şaraba konan aşırı vergiler şarapta kayıtdışılığı azdırmış ve Denizli'nin bazı ilçeleriyle beraber Tekirdağ'ın Mürefte bölgesi de kayıtdışı şarap üretiminin merkezi olmuştu. Bu merdivenaltı imalatçılar önlerine gelen üzümü alıyorlardı. Bağcılık tam bir başıbozukluk içine girmişti. Üzümünü 300-400 bin liraya zor bela satabilip, parasını da ertesi sene alan köylü, üzümünden yapılan şarabın 20 milyon liraya satıldığını görünce, zaten bu sömürü düzenine küfredip bağını söküyordu. Kısacası, yurdun dört yanındaki bağbozumu coşkusu, en çok hissedilmesi gereken yerlerden birinde, Mürefte'de ne yazık ki gözlenemiyordu.
Türkiye bağlarının 2005 kısa raporu, böyle... Şaraba olan talep çılgınca arttığından, kendisi bağ diken şarap firmalarının sayıları ve diktikleri bağlar hızla artıyor. İthalatın açılmasıyla, yerli şarabın da üzerinde kalite baskısı oluştuğundan, firmalar üzüm alımında daha özenli davranmaya mecbur kalıyor. 2005'te doğa da hasat zamanı aşırı yağışlar vermeyerek bu gelişmeye katkıda bulundu. Şimdi sıra, bu sağlıklı üzümlerden düzgün şaraplar yapılmasında. Ve talep baskısına boyun eğmeden, bu şarapların biraz dinlendirilerek, içim olgunluklarına geldiklerinde piyasaya sunulmalarında...
|
|
|

|