|
Sakal-ı şerif ve balo
SEMBOLLER asırlık kültür çatışmamızı yansıtıyor. "Balo" böyle bir semboldür ve tarihimizde CHP kültürünün bir parçasıdır. AKP'nin liberal reformlarından dolayı 'ilerici' sayılmasına sinirlenen CHP'li Onur Öymen de AKP'nin gerici olduğunu göstermek için "balo"ya başvuruyor:
- Başbakan bir baloda bir kadını dansa kaldırabilir mi?! Bu kadar çağdaşlığa karşı bir iktidar ilerici olabilir mi?!
Başbakan Erdoğan'ın tepkisi:
- Horon tepmeyi bilir misin?
Rahmetli İdris Küçükömer'i, hatta Ecevit'in balo ile simgelenen Tek Parti mirasını eleştirdiği "Atatürk ve Devrimcilik" adlı kitabını hatırlayarak diyebiliriz ki, Türkiye'de tarihten gelen elit-halk çelişkisi, bugün de bu "balo" ve "horon" sembolleriyle ortaya çıktı!
Fakat bu kategoriden hiçbirine girmeyen bir üçüncü damarımız daha var: Gaf, densizlik, çam devirme, ne oldum delisi olmak, görgüsüzlük... Bunun da son örneği Kültür Bakanı Atilla Koç'un "sakal-ı şerif" vakası!
Haklı olarak çok tepki çekti. Bakanlar Kurulu toplantısında Başbakan Erdoğan da Kültür Bakanı Atilla Koç'u bundan dolayı eleştirmiş, hatta haşlamış.
* * *
KOÇ, kendini savunmak için önce "Ben Müslüman değil miyim?" dedi! İslam âdabında sakal-ı şerifi ayağına getirmek değil, yerinde ve usulüne uygun olarak "ziyaret" etmek gerektiğini dini otoriteler açıklayınca da "bürokratlar getirdi" diye konuştu!
Bu 'vaka'nın İslami âdap bakımından eleştirilmesi, "Padişahlar bile bunu yapmadı" diye kınanması gösteriyor ki, yapılan, muhafazakâr değerlere aykırı bir harekettir! AKP içinden de tepki çekti zaten.
Peki Bakan, arkeoloji müzesinden bir eski Yunan büstünü görmek için havaalanına getirtseydi?! Elbette yine eleştirilecek, tepkiler çekecekti.
Temel kusur, sadece İslam âdabına aykırılık değil, bakanlık kudretinin usule aykırı kullanımıdır!
Onun için meselenin muhafazakâr veya devrimci olmakla ilgisi yok.
Çam devirmek, gaf, densizlik, güç baş dönmesi... Böyle bir şeydir bu vaka!
İktidar sahipleri için uyarı olmalı: "Usul, âdap, kanun, nizam, tevazu", bunlar çok önemli değerlerdir! Özelikle de "halkın içinden gelenler" için.
Bakan hatasını kabul edip alenen özür dilemelidir!
'Ecdadımız' ne demiş? "Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz!"
* * *
BALO meselesine gelince... Hiç yadırgamadım. Şevket Süreyya ve Yakup Kadri gibi tarihe tanıklık etmiş olanları, Şerif Mardin, İdris Küçükömer ve Attilâ İlhan gibi tarihi irdelemiş olanları okumuş herkes kabul eder ki, "CHP budur!"
Ve CHP'nin sorunu budur işte!
Tayyip Erdoğan halkın "horon"unu, Onur Öymen elitlerin "balo"sunu sembolleştiriyor!
Aldıkları oylar da, savundukları politikalar da bu sembollere uygun! Biri yatırımdan, üretimden, ihracattan, piyasadan bahsediyor... Öteki "Yüce Divan"dan, "balo"dan!
Baykal'ın 1971'deki "Siyasal Katılma" adlı doçentlik tezinde anlattığı devletçi ve seçkinci CHP ile, halkın sorunlarıyla uğraşan, halka dayanan Demokrat Parti ve Adalet Partisi de bu konumlardaydı!
"Balo" ve "horon" sembolleri gerçekten sürpriz değil!..
Ecevit 1970'te yayımladığı "Atatürk ve Devrimcilik" kitabında da bunları anlatmış ve yüzde 42 oy almayı başarmıştı!
"Balo" ile sembolleşen sosyal demokrat bir parti var mı dünyada?!
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|