Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 13 Ekim 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Elde var hüzün ama...


Attilâ İlhan iz bırakarak gidiyor; şiiriyle, romanıyla, siyasal çizgisiyle kalın bir iz bırakarak...
Şiirlerini, romanlarını keyifle okudum Attilâ İlhan'ın. Birçok dizesi bir zamanlar benim de duygu dünyamı etkiledi.
Buna karşılık siyasal çizgisiyle -özellikle son yıllarında- fazla bir alışverişim olduğunu söyleyemem. Yaslandığı devlet ve milliyetçilik anlayışının demokrasiyle örtüştüğünü savunmak pek öyle kolay değildir.
Olabilir.
Benimsemiş olduğu siyaset çizgisinin, Attilâ İlhan'ın edebiyatımızdaki yerine, iyi şairliğine, romancılığına gölge düşüreceğini sanmıyorum.
Bizi bırakarak bir başka diyara göç ettiğini arabada giderken radyo haberlerinden öğrendim. Sonra da Attilâ İlhan'ın kendi sesinden, daha lisedeyken nasıl hapse atıldığını dinledim.
O zaman 16 yaşında.
1940'lı yıllar.
İzmir'de lise öğrencisi.
Sevgilisine aşk mektupları yazıyor. İçine Nâzım'dan dizeler koyuyor. İhbar üzerine bir gün polis gelip kendisini okuldan alıyor. Önce Siyasi Şube'ye götürüyorlar, sonra hapse atıyorlar.
Attilâ İlhan'ı radyoda dinlerken, Türkiye'de bizim devletin hoyratlığını bir kez daha düşünüyorum. Dünyaya, hayata kendinden farklı bakana yıllar boyu nasıl çektirdiği aklıma takılıyor.
Peki, 1940'ların devletiyle bugünkü farklı mı?
Bir bakıma farklı.
Bir bakıma değil.
Farklı, çünkü 1940'ların boğucu ortamı bugün yok. Demokrasi ve hukuk devleti açısından bugün hiç kuşkusuz daha iyi bir noktadayız.
Bir bakıma da farklı değil. Çünkü devletin hoyratlığı hâlâ devam ediyor.
İşte son iki örnek:
Orhan Pamuk'la değerli meslektaşım Hrant Dink'e yapılanlar...
Hukuk düzenimizin çağdaş olabilmesi için daha hâlâ yol almamız gerektiğini gösteriyor bu iki örnek...
Ama bu örnekler de, tüm olumsuzluklarına rağmen 1940'lardan farklı bir Türkiye'de yaşadığımızı gösteriyor. Çünkü Orhan Pamuk'la Hrant Dink'e sahip çıkan bir sivil toplum var.
İkisi de yalnız değil.
Örneğin Ahmet Altan, internetteki sitesinde, gazetem.net'te şunları yazıyor sevgili Hrant için:
"Ermenilerin çektiği acıları anlatmaya hakkı yok mu Hrant'ın? Dedelerimiz, Hrant'ın dedelerine acı çektirdi, şimdi de biz mi Hrant'a acı çektireceğiz? Türklük, çektireceğimiz acılarla mı gururlanacak?
Türklük dediğimiz bu mu?
Acı çektirmek mi?
Türklüğe hakaret eden birileri varsa, onlar Türklük kavramını ölümle, acıyla, baskıyla özdeş hale getirmeye çalışanlardır. Hukuku, vicdanı, adaleti unutanlardır.
Türklük gururlanacaksa, geçmişteki günahları savunduğu için değil, Hrant bu ülkede özgürce, mutlu yaşayabildiği için gururlanacak?"
Katılıyorum bu satırlara...
Attilâ İlhan'ı 16 yaşında hapse atabilen hoyrat devlet zihniyeti ve milliyetçilik anlayışı maalesef bugün de varlığını sürdürüyor.
Ama eskisi gibi güçlü değil.
Demokrasiyi ve hukuku savunanlar karşısında gitgide geriliyor. Kazanma şansı yok. Etkisizleşmeye, marjinalleşmeye mahkûm.
Çünkü, devlet de kendisini demokrasinin terbiye edici etkisine bazen gönüllü, bazen zorunlu olarak açıyor. Kaçınılmaz bir son...
Evet, elde var hüzün!
Ama Attilâ İlhan şiirleriyle, romanlarıyla yaşamaya devam edecek.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Sakal-ı şerif ve balo
SEMBOLLER asırlık kültür çatışmamızı yansıtıy...
Çetin ALTAN
"Bir hakikat var mı derken bir hayale döneriz"
Çine-Yatağan arasındaki tepe ve yamaçlara yay...
Melih AŞIK
Sermaye ırkçılığı
Başbakan Erdoğan grup konuşmasında okkalı laf...
Fikret BİLA
Düşünce adamı olarak Attilâ İlhan
Türkiye, Cumhuriyet sonrası dönemin en büyük ...
Hasan CEMAL
Elde var hüzün ama...
Attilâ İlhan iz bırakarak gidiyor; şiiriyle, ...
Yılmaz ÇETİNER
Nuri'nin gurbetteki ailesini merak etmediniz mi?
Milli maçtan sonra bizim bazı abartmacı mesle...
Güneri CIVAOĞLU
Önce petrol, sonra insan
Birkaç yıl önce rüyada görülse inanılmayacak ...
Can DÜNDAR
Ayrılık da sevdaya dahil
Dilek aradı sabah, arabadaydım.
Hurşit GÜNEŞ
FED'in başına kim gelecek?
Ocak ayı sonunda ABD Merkez Bankası (Federal ...
Doğan HEPER
İtiraz edilmedik ne kaldı?
'RENKLİ TV'ye hayır.'
Semih İDİZ
AB ile gelecek değişime toplumsal talep var
Son yazımızda serbest dolaşımla ilgili sorunl...
Sami KOHEN
Zorlama ile olmaz
UMARIZ haber doğru değil. Kıbrıs Rum gazetesi...
Hasan PULUR
Güle güle "Kaptan", kasketini unutma...
SON haberini Beşiktaş çarşısının girişindeki ...
Derya SAZAK
Şairin ölümü
Türk yazını usta bir şairi, düşün adamını kay...
Meral TAMER
Kadına yatırım yapmamanın maliyeti yüksek
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu UNFPA'nın dün ...
Yaman TÖRÜNER
Anavatan atılım yapabilecek mi?
Turgut Özal'ın kurduğu Anavatan Partisi, önem...
Güngör URAS
Kuş gribi aşısı yapan enstitümüz vardı (...kapattık!)
Geçen yıl, 2004 yılının 11 Haziran tarihinde ...
M. Ali BİRAND
Babacan'ın ilk sınavı başarılı geçti
Ali Babacan dün, Başmüzakereci şapkasıyla ilk...

© 2005 Milliyet