Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 13 Ekim 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Önce petrol, sonra insan


Birkaç yıl önce rüyada görülse inanılmayacak şeyler ama gerçek...Türkiye, Azerbaycan'da petrol alanlarına sahip.
TPAO Azerbaycan'da 3. büyük şirket. Günde 25 bin varil petrol çıkarıyor ve satıyor.
Kazakistan'da da TPAO'nun petrol alanları var. Orada da günde 10 bin varil petrol çıkarıyor ve satıyor.
2009 yılı hedefi, Azerbaycan ve Kazakistan'da günde 65 bin varil petrol çıkarmak ve satmak...
Günde 90 bin varile kadar varabilir.
...................
Dünkü "enerji casusları"nı anlatan yazım üzerine TPAO Genel Müdür Yardımcısı Mete Gürel telefonla aradı. Onun anlattıklarını yansıttım.
Devam ediyorum...
...................
TPAO, Şahdeniz'deki 625 milyon metreküp doğalgaz rezervlerinin de yüzde 9'una sahip.
62 milyon metreküp doğalgaz, sanki Türkiye'nin cebindeymiş gibi istediği zaman kullanabilir.
Türkiye'nin 3-3.5 yıllık doğalgaz ihtiyacı hazır.
Bunlar güzel haberler.
Türkiye, günceli yakalamanın ötesinde, günceli öngörebilmiş de...
Olabilecekleri hissederek, tehlikeleri algılayarak daha petrolün varil fiyatı 60-70 dolarlara varmadan bir gelecek planlaması ve büyük ülkelerle aynı deparı yapabilmiş.
....................
Yerküre artık sadece parayı vererek petrol almanın yeterli olmayabileceği zor bir sürece girmekte.
En yüksek bedel verilse de petrol bulunamayabilecek.
O nedenle devletler, uzun vadeli petrol alım sözleşmeleri yapmakla yetinmiyorlar. Petrol üreten alanları, hatta petrol arama alanlarını da satın alıyorlar.
Veya kiralıyorlar.
Çünkü... "Enerji güvencesi" hiç değilse ihtiyacın yarısını karşılayabilecek petrol alanlarına sahip olmak stratejisinden geçiyor.
Türkiye de bunu yapmakta.
.....................
Örneğin...
TPAO'nun Suriye, Irak ve Libya'da petrol arama izinleri var.
Aynı statüyle TPAO, Rusya'da da arama ve üretim ruhsatı için çalışmalar sürdürmekte. Rus bir şirket ile ortaklık söz konusu...
.....................
Dünkü yazımda da belirttiğim gibi Doğu Karadeniz'in, ikinci Hazar Denizi olması ise, hiç de küçük ihtimal değil.
Daha önce petrolün varil fiyatı 10 dolarken, Doğu Karadeniz'de petrol aramak pahalı bir operasyondu. Cazip değildi.
Çünkü...
Meksika Körfezi ve Hazar Denizi gibi derinliği fazla olmayan sularda petrol daha rahat ve daha ucuza ve eski teknolojilerle aranabiliyor.
Doğu Karadeniz'de ise, 1500 metre derinlikte arama büyük maliyet gerektiriyordu. Varili 10 dolardan petrol satımı için "değmez" görülüyordu.
İleri teknoloji de araştırmaların önkoşuluydu.
Bir süredir petrolün varil fiyatının çok yükselmesi, petrol aramaları maliyetini göze alınır hale getirdi.
Ayrıca, teknoloji de çok ilerledi.
Bir işaret vereyim...
Bugün sağlık sektöründe kullanılan MR gibi aygıtlar aslında petrol aramak için çok pahalı teknolojik araştırmaların hayata geçirilmesinden hayli sonra, insan vücuduna da uygulanan türevleri.
Kimse vücudun derinlerindeki kanser dokularını yüzeyden görebilmeye büyük araştırma fonları ayırmıyor. Ama... Derinlerdeki petrolü araştırmak için oluk oluk para harcanıyor.
İnsan sağlığı da dolaylı olarak ve ikinci derecede, ancak sonraları faydalanıyor.
Yani... Önce petrol... Sonra insan.
Hazin ama gerçek!..
Gene de iyi şeyler yazayım...
Dünyanın petrol devleri, petrol aramada hangi teknolojiyi kullanıyorlarsa, TPAO da o yüksek teknolojiyi birebir uyguluyor.
Doğu Karadeniz, Türkiye'nin talihini değiştirecek tarihi şansı olabilir.
TPAO'nun bir diğer isteği, bu konuda tıpkı dünyanın dev şirketleri gibi bizdeki özel kesim şirketleriyle ortaklık ya da konsorsiyumlar oluşturmak.
"Devlet kurumu bazı kapıları açamıyor, büyüklük yetersiz kalabiliyor" diyorlar.
Önce insanımız odaklı ulusal yararımızın gereğidir bu.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Sakal-ı şerif ve balo
SEMBOLLER asırlık kültür çatışmamızı yansıtıy...
Çetin ALTAN
"Bir hakikat var mı derken bir hayale döneriz"
Çine-Yatağan arasındaki tepe ve yamaçlara yay...
Melih AŞIK
Sermaye ırkçılığı
Başbakan Erdoğan grup konuşmasında okkalı laf...
Fikret BİLA
Düşünce adamı olarak Attilâ İlhan
Türkiye, Cumhuriyet sonrası dönemin en büyük ...
Hasan CEMAL
Elde var hüzün ama...
Attilâ İlhan iz bırakarak gidiyor; şiiriyle, ...
Yılmaz ÇETİNER
Nuri'nin gurbetteki ailesini merak etmediniz mi?
Milli maçtan sonra bizim bazı abartmacı mesle...
Güneri CIVAOĞLU
Önce petrol, sonra insan
Birkaç yıl önce rüyada görülse inanılmayacak ...
Can DÜNDAR
Ayrılık da sevdaya dahil
Dilek aradı sabah, arabadaydım.
Hurşit GÜNEŞ
FED'in başına kim gelecek?
Ocak ayı sonunda ABD Merkez Bankası (Federal ...
Doğan HEPER
İtiraz edilmedik ne kaldı?
'RENKLİ TV'ye hayır.'
Semih İDİZ
AB ile gelecek değişime toplumsal talep var
Son yazımızda serbest dolaşımla ilgili sorunl...
Sami KOHEN
Zorlama ile olmaz
UMARIZ haber doğru değil. Kıbrıs Rum gazetesi...
Hasan PULUR
Güle güle "Kaptan", kasketini unutma...
SON haberini Beşiktaş çarşısının girişindeki ...
Derya SAZAK
Şairin ölümü
Türk yazını usta bir şairi, düşün adamını kay...
Meral TAMER
Kadına yatırım yapmamanın maliyeti yüksek
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu UNFPA'nın dün ...
Yaman TÖRÜNER
Anavatan atılım yapabilecek mi?
Turgut Özal'ın kurduğu Anavatan Partisi, önem...
Güngör URAS
Kuş gribi aşısı yapan enstitümüz vardı (...kapattık!)
Geçen yıl, 2004 yılının 11 Haziran tarihinde ...
M. Ali BİRAND
Babacan'ın ilk sınavı başarılı geçti
Ali Babacan dün, Başmüzakereci şapkasıyla ilk...

© 2005 Milliyet