Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 13 Ekim 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AB ile gelecek değişime toplumsal talep var


Son yazımızda serbest dolaşımla ilgili sorunlara işaret ederek, birçok kişinin "O zaman bu AB işinden ne anladık?" sorusunu sorduğunu belirtmiştik. Bu konuda genel hatlarıyla şunlar söylenebilir:
1- AB perspektifi Türkiye için ciddi bir sosyoekonomik değişim anlamına gelecektir. Muhafazakâr gözlüklerden bakıldığında "değişim" antipati yaratan bir kavramdır. Ancak, işsizlik, bölgesel dengesizlik ve gelir dağılımındaki eşitsizlik gibi faktörleri düşünecek olursak, Türkiye açısından değişimin gereği ortadadır.
Türkiye'yi "Avrupalı" yapan başlıca husus, Avrupa'nın geçtiği sosyolojik süreçlerden geçiyor olmasıdır. Burada kentlere dönük kitlesel göç, geleneksel aile yapısından çekirdek aile yapısına dönüşüm, kadınların, sadece tercih olarak değil, ekonomik nedenlerden dolayı çalışmak zorunda kalmaları gibi unsurlardan söz ediyoruz.

Türkiye'de bireysel haklar
Bu gelişmeler karşısında çağdaş bir toplumsal, siyasal ve ekonomik altyapı oluşturulamazsa yakın gelecekte ciddi sorunlarla karşılaşacağımız kesin. AB işte bu altyapının oluşturulması açısından bir "katalizör"dür. Bunun sonuçları ise daha müzakere sürecinde görülecektir.
2- AB perspektifi, salt "yasalara" değil, "adalet" anlayışına dayanan bir "hukukun üstünlüğü" kavramının yerleşmesini sağlayacaktır. "Hukukun üstünlüğü" salt yasalara dayansaydı, o zaman Nazilerin Nürnberg yasalarını da geçerli saymak gerekirdi. Oysa bunun "adil" olmadığı ortada.
AB perspektifi sayesinde bireysel haklar da ön plana çıkacak. Her zaman "kolektif hakları" ön planda tutmuş olan Türkiye'deki egemen muhafazakâr düşüncenin buna uymakta zorlanacağı kesin. Ancak, Türkiye'de kişisel haklara dönük talebin artmakta olduğu da inkâr edilemez. Her katmandan Türk insanının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne artan bir şekilde başvuruyor olması bunun göstergesidir.

Ekonomik gerçekler
3- AB perspektifi aynı zamanda Türkiye'yi "yatırım yapılabilir ülke" olarak tescil edecektir. Bunun yabancı sermayeyi çekmek açısından önemi ortada. Başta işsizlik olmak üzere, ekonomi eksenli birçok sorunun üstesinden ancak böyle gelinebileceği ise yadsınamaz.
Burada "ulusal sermaye-yabancı sermaye" tartışması da yersiz. Zira sermayenin "ulusu" değil "mantığı" var. O da "kâr" kavramına endekslidir. Son dönemdeki en önemli gelişmelerden biri kuşkusuz Türk şirketlerinin de Türkiye'deki büyük ölçekli özelleştirme projelerinde boy göstermeleridir. Ancak, o şirketler de sonuçta "ulusal" değil, "ekonomik" gerçeklere göre hareket etmek zorundalar.

Standartlar artacak
Bu arada sendikal haklar da, AB perspektifi sayesinde, zayıflamayacak, aksine güçlenecek. Zira, AB'de güvence altına alınan hakların başında çalışanların hakları gelmektedir. Türkiye'deki sendikal hakların bugün arzulanan düzeyde olduğunu söylemek ise güçtür.
4- AB perspektifi aynı zamanda standartların artmasını sağlayacaktır. Sağlık ve eğitimden gıda sektörüne, trafik koşullarından soluduğumuz havanın kalitesine kadar birçok alanı ilgilendiren gelişmeler söz konusu olacaktır. Türkiye'de bu açıdan da ciddi bir toplumsal talebin olduğu inkâr edilemez.
Kısacası, AB yoluna Avrupalıları memnun etmek için değil, kendimiz için girmiş bulunuyoruz. Bunu unutmamakta yarar var.

semihi@cnnturk.com.tr








Taha AKYOL
Sakal-ı şerif ve balo
SEMBOLLER asırlık kültür çatışmamızı yansıtıy...
Çetin ALTAN
"Bir hakikat var mı derken bir hayale döneriz"
Çine-Yatağan arasındaki tepe ve yamaçlara yay...
Melih AŞIK
Sermaye ırkçılığı
Başbakan Erdoğan grup konuşmasında okkalı laf...
Fikret BİLA
Düşünce adamı olarak Attilâ İlhan
Türkiye, Cumhuriyet sonrası dönemin en büyük ...
Hasan CEMAL
Elde var hüzün ama...
Attilâ İlhan iz bırakarak gidiyor; şiiriyle, ...
Yılmaz ÇETİNER
Nuri'nin gurbetteki ailesini merak etmediniz mi?
Milli maçtan sonra bizim bazı abartmacı mesle...
Güneri CIVAOĞLU
Önce petrol, sonra insan
Birkaç yıl önce rüyada görülse inanılmayacak ...
Can DÜNDAR
Ayrılık da sevdaya dahil
Dilek aradı sabah, arabadaydım.
Hurşit GÜNEŞ
FED'in başına kim gelecek?
Ocak ayı sonunda ABD Merkez Bankası (Federal ...
Doğan HEPER
İtiraz edilmedik ne kaldı?
'RENKLİ TV'ye hayır.'
Semih İDİZ
AB ile gelecek değişime toplumsal talep var
Son yazımızda serbest dolaşımla ilgili sorunl...
Sami KOHEN
Zorlama ile olmaz
UMARIZ haber doğru değil. Kıbrıs Rum gazetesi...
Hasan PULUR
Güle güle "Kaptan", kasketini unutma...
SON haberini Beşiktaş çarşısının girişindeki ...
Derya SAZAK
Şairin ölümü
Türk yazını usta bir şairi, düşün adamını kay...
Meral TAMER
Kadına yatırım yapmamanın maliyeti yüksek
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu UNFPA'nın dün ...
Yaman TÖRÜNER
Anavatan atılım yapabilecek mi?
Turgut Özal'ın kurduğu Anavatan Partisi, önem...
Güngör URAS
Kuş gribi aşısı yapan enstitümüz vardı (...kapattık!)
Geçen yıl, 2004 yılının 11 Haziran tarihinde ...
M. Ali BİRAND
Babacan'ın ilk sınavı başarılı geçti
Ali Babacan dün, Başmüzakereci şapkasıyla ilk...

© 2005 Milliyet