|
 |
|
|
'AİHM müzakereyi etkiler'
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yargıcı Rıza Türmen, müzakere sürecinde mahkemenin kararlarının önemli rol oynayacağını belirterek, 'AİHM kararları devletlerin insan hakları alanındaki performanslarının en objektif ölçütüdür' dedi
Belma Akçura
AB'nin kapısında 42 yıldır bekleyen Türkiye, 1993'te Kopenhag Kriterleri ile AB Antlaşması ve Temel Haklar Şartı'nda ilan edilen kriterleri yeterli ölçüde karşılamasına dayanarak açılan tam üyelik müzakere sürecine hazırlanıyor.
Türkiye'den reform sürecini sürdürmesini bekleyen AB, Avrupa içtihadı da dahil olmak üzere hukukun üstünlüğü, özgürlük, demokrasi, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı konularında daha fazla iyileşme sağlanmasını istiyor.
'AB gözlüğüyle bakmalı'
Özellikle temel özgürlükler ve insan haklarına tam saygı konularında kaydedilen ilerlemeler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları açısından da önem taşıyor. Komisyon tarafından yakından izlenecek olan Türkiye'nin bu konuda nasıl bir tutum sergilemesi gerektiğini AİHM yargıçlarından Rıza Türmen ile konuştuk:
3 Ekim'den sonra Türkiye'nin konumu değişti mi?
-Türkiye'nin uluslararası konumu değişti. Bundan böyle hem içeriden hem dışarıdan Türkiye'ye AB gözlükleri ile bakmak gerek. Bundan sonra Türkiye'nin çabaları her alanda AB standartlarını yakalamak yönünde olacak. Buna paralel olarak, insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü alanlarındaki standartların da yeni konumun gerektirdiği düzeye yükseltilmesi gerekiyor. Bu, Türkiye'nin 3 Ekim'den sonraki dönüşüm sürecinin başarıyla sonuçlanmasının da önkoşulu.
'Bu konular çok önemli'
AİHM'nin kararlarının bu müzakere sürecine etkisi olur mu?
-Müzakere Çerçeve Belgesi'nde insan hakları, demokrasi, hukuk devleti konuları geniş yer kaplıyor. Belgede, AB'nin Türkiye'den bu konulara ilişkin beklentileri şöyle sayılmakta:
"AB, Türkiye'den reform sürecini sürdürmesini ve ilgili Avrupa içtihadı da dahil olmak üzere özgürlük, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına, temel özgürlüklere saygı ilkeleriyle ilgili olarak daha fazla gelişme sağlanması yönünde çalışmasını, özellikle işkence ve kötü muameleye karşı mücadelede sıfır tolerans politikasına ilişkin alınan önlemlerin uygulanmasını, bu konuda çıkarılmış yasaların pekiştirilmesi ve genişletilmesini, bu yasalarda yer alan ifade özgürlüğü, din özgürlüğü, kadın hakları, sendika haklarını da içeren ILO standartları ve azınlık haklarıyla ilgili maddelerin uygulanmasını beklemektedir."
Komisyon bu alandaki gelişmeleri izleyecek ve konseye rapor sunacaktır.
'AB denetleyecek'
Türkiye mahkemenin kararlarını yerine getirmezse, müzakere sürecinde kırılmaları hangi noktalarda yaşayabiliriz?
- Avrupa Birliği, müzakere süreci boyunca, insan hakları alanında Türkiye üzerinde bir denetim mekanizması kurmakta. Bununla yetinilmeyip, belgede bir de müeyyide öngörülmekte. Söz konusu müeyyide göre de insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ciddi ve ısrarlı bir biçimde ihlal edilirse, görüşme süreci askıya alınacak.
'Önemli yer tutacak'
AİHM'in Türkiye'ye karşı açılan davalarda verdiği kararları izleyecek Komisyon'un Konsey'e sunacağı raporların sürece etkisi olur mu?
- Bu kararların önemli bir yer tutacağı kuşkusuz. AİHM kararlarının başka bir görevi daha olacak. Türkiye ile AB arasındaki görüşme konularından ikisini "temel haklar" ve "adalet, özgürlük" başlıklarını taşıyor. Bu başlıklarda yapılacak görüşmelerde de AİHM kararlarının ön plana çıkması beklenmeli.
'Kararlar ölçüdür'
Sonuçta görüşmeler üzerinde etkisi olacak mı?
- Bu görüşme süreci boyunca AİHM kararları önemli rol oynayacak. Hiç kuşku yok ki, AİHM kararları devletlerin insan hakları alanındaki performanslarının en objektif ölçütüdür. Bu kararlara bakılarak bir devletin sadece insan hakları değil, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konularında nerede durduğunu, ne eksiklikleri bulunduğunu saptamak imkânı var. AİHM kararları, aynı zamanda yol gösterici bir nitelik taşıyor. Devletler, bu kararların ışığında insan hakları ihlallerini önlemek amacıyla ne gibi önlemler almaları gerektiğini görebilirler. Tıpkı Türkiye'nin insan hakları reformlarının AİHM kararlarından etkilenmesi ya da AİHM kararları ile ulusal yasalar arasında uyuşmazlık olduğu durumlarda AİHM kararlarının esas alınmasını kendi iç hukukundan kaynaklanan bir yükümlülük haline getirmesi gibi.
|
|
|

|