Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 16 Ekim 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Baykal ve Ecevitleşme!


Türkiye'de siyaset yıllar yılı siyah beyaz oyunu olarak görüldü. Demokrasi çerçevesinde uzlaşmayı, diyaloğu bir türlü öğrenemedik.
Böyle bir kültürümüz oluşmadı.
İktidarın ak dediğine muhalefetin kara demesine siyaset olarak bakıldı.
Belki daha doğru deyişle:
Bizde siyaset anlayışı, oğlan çocuklarının duvar dibi ıslatırken giriştikleri "Kim daha uzağa..." yarışına dönüştü.
Bu eski model siyaset anlayışına sadık kalanlar arasında başı, son zamanlarda, Deniz Baykal çekiyor. İktidar ne derse, tam tersini söylemenin, tam tersini savunmanın muhalefet yapmak olduğunu sanıyor.
Avrupa Birliği'nde böyle yapıyor. Yabancı sermaye ve özelleştirme konularında böyle yapıyor. Kıbrıs'ta böyle yapıyor. Kürt sorununda böyle yapıyor. Ermeni meselesinde böyle yapıyor.
Bu duruşunun sosyal demokrasiye de, genel olarak demokrasiye de ne kadar ters düştüğünün farkında mı CHP lideri, bilemiyorum.
Farkında olmayabilir.
Ama şunu iyi bilmeli:
Bu çizgisiyle, bu muhalefet anlayışıyla hem partisinin kamuoyundaki inandırıcılığını aşındırıyor, hem de kendi eliyle kendi partisini siyaset meydanında köşeye sıkıştırıyor.
Ayrıca bu yüzden CHP'nin sosyal demokratlığı her geçen gün daha çok sorgulanır hale geliyor. Türkiye içinde ve dışındaki ciddi çevrelerde, "Ne olacak bu CHP'nin hali?" muhabbeti koyulaşıyor. Türkiye siyasetinde öncelikli sorunun muhalefet sorunu olduğu konusunda görüş birliği gitgide büyüyor. AKP'ye inandırıcı bir iktidar alternatifi çıkarmanın siyasal istikrar açısından taşıdığı öneme inanan odaklarda ciddi düşünce egzersizleri yapıldığı, arayışların uç verdiği dikkat çekiyor.
Farkında mı CHP lideri?
Olmayabilir.
Belki de önemsemiyor bunları.
Özellikle 3 Ekim sonrasında daha çok eleştirilmeye başlandı Baykal. Bu arada eleştirilerin içeriği kadar, eleştiriyi yapanların kimliği de önemli.
Örneğin, kısa adı TKP olan, Türkiye Komünist Partisi'nin eski Genel Sekreteri Nabi Yağcı, Türkiye'nin AB yürüyüşünde gerçek bir dönüm noktası olan 3 Ekim'le ilgili olumsuz tavrından dolayı Baykal'ı eleştirenler arasında yer aldı.
CHP'nin önde gelen milletvekillerinden Zeynep Damla Gürel, Radikal'e yazdığı uzun bir makaleyle 3 Ekim ve AB konusunda Baykal'la ne kadar farklı düşündüğünü yürekli bir çıkışla sergiledi.
İlginçtir:
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi de Baykal'ı eleştirdi. 3 Ekim'le ilgili olarak yanlış yolda olduğunu söyledi. CHP liderinin muhalefet anlayışını eski moda bulduğunu apaçık ortaya koydu. Önceki gün Milliyet'te şu sözleri yer aldı:
"3 Ekim'de gelinen noktayı, 80 yıllık çağdaşlaşma sürecinin bir ürünü, özgür, demokratik, laik cumhuriyet mücadelesinin bir başarısı olarak görüyorum. İktidarın buradaki çabalarını asla inkâr etmiyorum. Son on yılda biz de çok önemli çaba sarf ettik, somut katkılarda bulunduk. Avrupa'da 60 milyon işçiyi temsil eden Avrupa Sendikalar Konfederasyonu'nun Türkiye'nin üyeliğini desteklemesinde DİSK önemli rol oynadı. AKP'nin katkı sağlamış olmasından rahatsızlık yaşamıyorum."
DİSK'in lideri Çelebi de eleştiriyor Baykal'ı. CHP'nin gençlik kollarından gelen bir işçi lideri olarak, herhangi bir kompleks duymadan, Erdoğan hükümetinin 3 Ekim ve AB konusundaki tutumunu destekliyor.
Ya Baykal ne yapıyor?
Ecevitleşiyor!
Gün geçtikçe bir zamanlar çok kızdığı Ecevit'in siyasal çizgisine oturuyor. Çünkü Baykal'ın ve bir zamanlar Ecevit'in saflarında yer alan Onur Öymen ve Şükrü Elekdağ gibi kurmaylarının da söylemiyle CHP gitgide 'MHP milliyetçiliği'ne kayıyor.
Ecevit de bu yolu seçmişti.
12 Eylül sonrası 1980'lerde, 1990'larda Ecevit de, bir yandan Avrupa sosyal demokrasisine duyduğu kompleks, öte yandan olağanüstü siyasal oportünizmi ve kendi kendine dönüklüğü ile demokratik solu bırakmış, başka sulara açılmıştı. Avrupa, Kıbrıs, Kürt sorunu, yabancı sermaye, özelleştirme gibi konularda demokratik sol değil, milliyetçi havalar çalmaya başlamıştı.
Bugün Ecevit yok!
Seçim sandığında kaldı.
Baykal çıkabilecek mi?
İyi pazarlar!

h.cemal@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Çuvaldızın deliğinden iğne geçirmek...
Türkiye'de de rastlanan kuş gribi virüsü; aşı...
Melih AŞIK
Nobel uyutması...
Yılın yarısını İsveç'te, yarısını Türkiye'de ...
Fikret BİLA
CHP'ye ve sola yüklenmenin dayanılmaz cazibesi
Son dönemde medya CHP'ye yükleniyor. Bu dikka...
Hasan CEMAL
Baykal ve Ecevitleşme!
Türkiye'de siyaset yıllar yılı siyah beyaz oy...
Güneri CIVAOĞLU
Çıplak
Sahnede uzun tuvaleti içinde çıplak ayaklı ka...
Can DÜNDAR
Seks serbest sevda yasak!
Bugüne dek, lanetli bir parola gibiydi "ihane...
Abbas GÜÇLÜ
Üniversitelerde neler oluyor?
Bir üniversite rektörünün tutuklandığına belk...
Hasan PULUR
Fatih Terim Türkiye için çalıştı...
FATİH Terim'in adı ortaya atıldığı zaman "Han...
Derya SAZAK
Geleceğin solu
DİSK'in Koru toplantısı, 'Geleceğin solu'nu y...
Meral TAMER
Hepinizin Makarna Haftası kutlu olsun!
Masamda yığılmış davetiyeler arasında her tar...
Tamer HEPER
Kararlar isabetlidir
Bir okuyucum, iş mahkemelerinde işçinin verdi...
Osman ULAGAY
Kuş gribi sınavı
Teknolojide muazzam atılımları gerçekleştiren...
Güngör URAS
Yatırımcı "yabancı sermaye" bekliyoruz
Yabancı sermaye bir ülkeye genelde 3 farklı ş...
Serpil YILMAZ
Yapı Kredi'ye Koç tuğrası La Scala ile vuruldu
Koç Topluluğu, son bir yıl içinde görkemli da...

© 2005 Milliyet