|
Fatih Terim Türkiye için çalıştı...
FATİH Terim'in adı ortaya atıldığı zaman "Hani söz vermişti, Türkiye'de çalışmayacaktı!" diye mugalata yapanlar vardı.
Biz de onlara şöyle demiştik:
"Fatih Terim Türkiye'de çalışmam dedi; doğru, ama bu Türkiye için çalışmam demek değildir ki!"
Fatih Terim, "Türkiye'de çalışmam" derken, bir kulübü kastediyordu. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş gibi...
Oysa ondan istenen "Milli Takım'ı çalıştırması"ydı, Türkiye için çalışmasıydı.
Çalıştırdı!
Sonuç ortada...
***
YÖNETİCİLİĞİN en önemli kuralı önce kadro kurmak, sonra da adam kaybetmek değil, adam kazanmaktır, tabii bunun için de adamları tanımak gerekir.
Fatih Terim, kadrosunu kurarken çok kimsenin itiraz edemeyeceği eski futbolcuları seçti. Hepsi de teknik adam olma yolunda ilk adımlarını atmışlardı.
Fenerbahçeli Oğuz Çetin'e, Beşiktaşlı "Şifo" Mehmet Özdilek'e, Trabzonlu Hami Mandıralı'ya, Galatasaraylı Müfit Erkasap'a kim itiraz ederdi ki, üstelik "büyükler" arasındaki dengeyi sağlarlardı.
***
BİR soru...
Milli Takım'a yeniden gelinceye kadar Alpay Özalan'ı kim hatırlıyordu ki?
Önce Beşiktaş'ta, sonra Fenerbahçe'de top oynayan, burada yazmaktan utanacağımız, özel hayatıyla ilgili seviyesiz saldırılar nedeniyle İngiltere'ye giden Alpay, yurtdışında oynayan diğer futbolcularımız kadar şanslı değildi. Ondan bir iki satırla söz ediliyordu:
"Alpay Japonya'ya gitti... Alpay Almanya'ya döndü, Köln takımına girdi" gibi...
İşte Fatih Terim, bu Alpay'ı alıp Milli Takım'a kaptan yaptı...
Demek Fatih Terim, eski öğrencisini tanıyordu, onun neler yapabileceğini biliyordu, Milli Takım'ın en kıdemli oyuncusu olduğu için "kaptan" pazıbentini koluna taktı...
***
YA Beşiktaşlı Tümer Metin...
Beşiktaş'ta çok kere yedek kulübesinde oturan, oynarken de dördüncü hakemin oyuncu değişikliği için kaldırdığı ışıklı levhaya endişeyle bakan, "Yoksa yine ben miyim?" endişesi yüzünden okunan Tümer, bugün Milli Takım'ın gol kralı...
***
İŞTE bunlar bize şunu gösteriyor: Yöneticiliğin esası bu...
Adam seçmesini, adamı yerinde kullanmasını, adamların sana güvenmesini sağladığın zaman başarı geliyor.
Ya gelmezse?
Bu da mümkün, ama başarısızlık bile senin değerini düşürmez, sen elinden geleni yaptıktan sonra...
Bu matematik değil ki, iki kere iki hep dört etsin...
İnsan bu, bazen hesaba gelir, bazen kitaba uymaz.
***
ARNAVUTLUK maçından önce ağızlarında bir sakız:
"Canım 3 milyonluk Arnavutluk'u da yenemez miyiz?"
Maçtan sonra:
"Canım, 3 milyonluk Arnavutluk'u yenmişiz de ne olmuş?"
Sanki ortaçağ savaşındayız, bir tarafta 70 milyonluk ordu, bir tarafta 3 milyonluk ordu. Nasıl olsa yetmiş milyon, üç milyonu ezer geçer.
Lakin futbol on birer kişiyle oynanır.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|