Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 16 Ekim 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kuş gribi sınavı


Teknolojide muazzam atılımları gerçekleştiren insanlık şimdi kuş gribi tehlikesi karşısında büyük bir sınav verecek. Başta ülke ve şirket yöneticileri olmak üzere küresel toplumun tüm kesimleri ve bireyleri bu sınavdan geçecek, zor tercihler gündeme gelebilecek. Bu tehlike karşısında sergilenen davranış biçimleri, insanlığın küresel bir düzende yaşama kapasitesini de teste tabi tutacak.
İnsanlığın bu sınavı vermekte zorlanacağının ilk işareti, şimdi gündemde olan kuş gribi salgını tehlikesinin aslında dünyayı yöneten karanlık güçlerin ve büyük ilaç şirketlerinin bir tezgahı olduğu iddiasının hemen gündeme getirilmesi. Geçen pazartesi yayımlanan "Kuş gribi küresel felaket mi?" başlıklı yazım üzerine bana da bu tür iddiaları hatırlatan uyarı mesajları geldi.
Ben her şeyin büyük komplo teorileriyle açıklanabileceğine hiç inanmıyorum ama, küresel güç olma iddiasındaki ülkelerin ve bazı şirketlerin son yıllardaki davranışları bu tür iddiaların ortaya atılmasına ortam hazırlıyor ne yazık ki. Bu da, tehlikenin zamanında algılanması ve gerekli önlemlerin alınması konusunda gecikmelere yol açabiliyor.

Önlemde gecikildi
İnsanlığın bu sınavı vermekte zorlanacağının ikinci işareti işte tam bu noktada kendini gösteriyor. Bilim adamlarının uzunca bir süreden beri dünya kamuoyunun dikkatine getirmeye çalıştığı bu küresel felaket olasılığı karşısında gereken önlemlerin alınmasında büyük bir gecikme var. Yapılan tahminler doğruysa, öldürücü kuş gribi virüsünün insandan insana geçecek bir türe dönüşmesi halinde, dünya nüfusunun üçte birinin enfekte olması söz konusu. Yani dünya çapında 2 milyardan fazla insanı etkileyebilecek bir pandemi olasılığı var.
Buna karşılık dünyadaki toplam aşı ve anti viral ilaç stoğunun ve yeni ilaç üretme kapasitesinin ancak 400 500 milyon kişinin ihtiyacını karşılayabileceği anlaşılıyor ve bu kapasiteyi artırmak için ancak şimdi önlemler düşünülüyor. Eğer böyle bir pandemi önümüzdeki bir yıl içinde gerçekleşirse şimdi tartışılan kapasite artışının etkisi sınırlı kalacak ve kuş gribi tehdidiyle karşı karşıya kalacak insanların % 80'ine ilaç sağlanamayacak.
İşin acı tarafı olası bir pandemiye karşı aşı ve ilaç üretme kapasitesini artırma çabalarında olaya hala özel çıkar mantığıyla bakılması ve anti viral ilaçların patentlerine sahip olan şirketlerin bu haklarını koruma çabası içinde üretimin hızlı arttırılmasına engeller çıkartmaları. Kamu otoritelerinin bir salgının patlamasını beklemeden bu tür engellerin aşılmasını sağlamaları büyük önem taşıyor. Bu arada Hindistan gibi bazı ülkelerde kendi olanaklarıyla söz konusu ilaçların jenerik üretimini gerçekleştirecek bir kapasitenin bulunması da bu engelin aşılmasını ve üretimin daha hızlı arttırılmasını sağlayabilir.

Paylaşım ikilemi
Üretim cephesinde alınan tüm önlemlere karşın böyle bir küresel pandeminin ortaya çıkması halinde herkese yetmesi mümkün olmayan aşı ve ilaç stoğunun nasıl kullanılacağı konusunda da muazzam bir sınav bekliyor insanlığı. Örneğin ilaç üretme kapasitesi olmayan ve elinde ilaç stoğu bulunmayan kalabalık bir Asya ülkesinde salgın başladı binlerce insan ölüm tehlikesiyle karşı karşıya geldi. Buna karşılık henüz salgının hiç bulaşmadığı zengin Batı ülkelerinin elinde milyonlarca doz ilaç stoğu var ama o stoğun kendi ihtiyaçlarına yetmeyebileceğini de biliyorlar. O zaman ne olacak? Asya'da belki de milyonlarca insanın ölümüne seyirci mi kalınacak?
Pazarınızı kararttıysam bağışlayın beni ama insanlık gerçekten büyük bir sınavla karşı karşıya kalabilir. Bu ortamda ülkeleri yönetenlerin, tavuk eti yemenin ötesine geçen kaygıları ve önlem planları olmalı diye düşünüyorum.

oulagay@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Çuvaldızın deliğinden iğne geçirmek...
Türkiye'de de rastlanan kuş gribi virüsü; aşı...
Melih AŞIK
Nobel uyutması...
Yılın yarısını İsveç'te, yarısını Türkiye'de ...
Fikret BİLA
CHP'ye ve sola yüklenmenin dayanılmaz cazibesi
Son dönemde medya CHP'ye yükleniyor. Bu dikka...
Hasan CEMAL
Baykal ve Ecevitleşme!
Türkiye'de siyaset yıllar yılı siyah beyaz oy...
Güneri CIVAOĞLU
Çıplak
Sahnede uzun tuvaleti içinde çıplak ayaklı ka...
Can DÜNDAR
Seks serbest sevda yasak!
Bugüne dek, lanetli bir parola gibiydi "ihane...
Abbas GÜÇLÜ
Üniversitelerde neler oluyor?
Bir üniversite rektörünün tutuklandığına belk...
Hasan PULUR
Fatih Terim Türkiye için çalıştı...
FATİH Terim'in adı ortaya atıldığı zaman "Han...
Derya SAZAK
Geleceğin solu
DİSK'in Koru toplantısı, 'Geleceğin solu'nu y...
Meral TAMER
Hepinizin Makarna Haftası kutlu olsun!
Masamda yığılmış davetiyeler arasında her tar...
Tamer HEPER
Kararlar isabetlidir
Bir okuyucum, iş mahkemelerinde işçinin verdi...
Osman ULAGAY
Kuş gribi sınavı
Teknolojide muazzam atılımları gerçekleştiren...
Güngör URAS
Yatırımcı "yabancı sermaye" bekliyoruz
Yabancı sermaye bir ülkeye genelde 3 farklı ş...
Serpil YILMAZ
Yapı Kredi'ye Koç tuğrası La Scala ile vuruldu
Koç Topluluğu, son bir yıl içinde görkemli da...

© 2005 Milliyet