|
 |
|
|
Kuş gribi sınavı
Teknolojide muazzam atılımları gerçekleştiren insanlık şimdi kuş gribi tehlikesi karşısında büyük bir sınav verecek. Başta ülke ve şirket yöneticileri olmak üzere küresel toplumun tüm kesimleri ve bireyleri bu sınavdan geçecek, zor tercihler gündeme gelebilecek. Bu tehlike karşısında sergilenen davranış biçimleri, insanlığın küresel bir düzende yaşama kapasitesini de teste tabi tutacak.
İnsanlığın bu sınavı vermekte zorlanacağının ilk işareti, şimdi gündemde olan kuş gribi salgını tehlikesinin aslında dünyayı yöneten karanlık güçlerin ve büyük ilaç şirketlerinin bir tezgahı olduğu iddiasının hemen gündeme getirilmesi. Geçen pazartesi yayımlanan "Kuş gribi küresel felaket mi?" başlıklı yazım üzerine bana da bu tür iddiaları hatırlatan uyarı mesajları geldi.
Ben her şeyin büyük komplo teorileriyle açıklanabileceğine hiç inanmıyorum ama, küresel güç olma iddiasındaki ülkelerin ve bazı şirketlerin son yıllardaki davranışları bu tür iddiaların ortaya atılmasına ortam hazırlıyor ne yazık ki. Bu da, tehlikenin zamanında algılanması ve gerekli önlemlerin alınması konusunda gecikmelere yol açabiliyor.
Önlemde gecikildi
İnsanlığın bu sınavı vermekte zorlanacağının ikinci işareti işte tam bu noktada kendini gösteriyor. Bilim adamlarının uzunca bir süreden beri dünya kamuoyunun dikkatine getirmeye çalıştığı bu küresel felaket olasılığı karşısında gereken önlemlerin alınmasında büyük bir gecikme var. Yapılan tahminler doğruysa, öldürücü kuş gribi virüsünün insandan insana geçecek bir türe dönüşmesi halinde, dünya nüfusunun üçte birinin enfekte olması söz konusu. Yani dünya çapında 2 milyardan fazla insanı etkileyebilecek bir pandemi olasılığı var.
Buna karşılık dünyadaki toplam aşı ve anti viral ilaç stoğunun ve yeni ilaç üretme kapasitesinin ancak 400 500 milyon kişinin ihtiyacını karşılayabileceği anlaşılıyor ve bu kapasiteyi artırmak için ancak şimdi önlemler düşünülüyor. Eğer böyle bir pandemi önümüzdeki bir yıl içinde gerçekleşirse şimdi tartışılan kapasite artışının etkisi sınırlı kalacak ve kuş gribi tehdidiyle karşı karşıya kalacak insanların % 80'ine ilaç sağlanamayacak.
İşin acı tarafı olası bir pandemiye karşı aşı ve ilaç üretme kapasitesini artırma çabalarında olaya hala özel çıkar mantığıyla bakılması ve anti viral ilaçların patentlerine sahip olan şirketlerin bu haklarını koruma çabası içinde üretimin hızlı arttırılmasına engeller çıkartmaları. Kamu otoritelerinin bir salgının patlamasını beklemeden bu tür engellerin aşılmasını sağlamaları büyük önem taşıyor. Bu arada Hindistan gibi bazı ülkelerde kendi olanaklarıyla söz konusu ilaçların jenerik üretimini gerçekleştirecek bir kapasitenin bulunması da bu engelin aşılmasını ve üretimin daha hızlı arttırılmasını sağlayabilir.
Paylaşım ikilemi
Üretim cephesinde alınan tüm önlemlere karşın böyle bir küresel pandeminin ortaya çıkması halinde herkese yetmesi mümkün olmayan aşı ve ilaç stoğunun nasıl kullanılacağı konusunda da muazzam bir sınav bekliyor insanlığı. Örneğin ilaç üretme kapasitesi olmayan ve elinde ilaç stoğu bulunmayan kalabalık bir Asya ülkesinde salgın başladı binlerce insan ölüm tehlikesiyle karşı karşıya geldi. Buna karşılık henüz salgının hiç bulaşmadığı zengin Batı ülkelerinin elinde milyonlarca doz ilaç stoğu var ama o stoğun kendi ihtiyaçlarına yetmeyebileceğini de biliyorlar. O zaman ne olacak? Asya'da belki de milyonlarca insanın ölümüne seyirci mi kalınacak?
Pazarınızı kararttıysam bağışlayın beni ama insanlık gerçekten büyük bir sınavla karşı karşıya kalabilir. Bu ortamda ülkeleri yönetenlerin, tavuk eti yemenin ötesine geçen kaygıları ve önlem planları olmalı diye düşünüyorum.
oulagay@milliyet.com.tr
|
|
|

|