|
 |
|
|
Siyah-beyaz bir hikaye!
Malmö maçı sonrasında bir söyleminde "Gidersek, beraberiz" mesajları veren Başkan Demirören'in hâlâ o koltukta neden oturduğu merak ediliyor. Rıza gitti, ama sen kaldın başkan!
Liderlik, ya da başkanlık öyle sanıldığı gibi kolay değildir... Duruşunuzla, karizmanızla ve de söylemlerinizle örnek olmak zorundasınız. Ağzınızdan çıkacak her kelimeyi özenle seçmelisiniz.
Dün "siyah" dediğinize, bugün "beyaz" diyorsanız, asla liderlik yapamazsınız.
Tıpkı Sayın Yıldırım Demirören gibi!
Del Bosque'yi büyük umutlarla getirdi, kötü gidişe karşın "hep arkasındayım" dedi, köşeye sıkıştı, yolları ayırdı.
Biz bu fotoğrafları çok gördük...
Son kurban Rıza Çalımbay...
Malmö galibiyeti sonrası sahaya inen, Rıza Çalımbay'a gözyaşları içinde sarılan ve tecrübeli hocayı istifadan çeviren yine başkandı.
Hatta Samsunspor maçı öncesinde "istifayı" kafasına koyan Çalımbay'ı Çengelköy'deki evine çağırıp, "Ölünceye kadar beraberiz" diyen yine başkandı.
Çalımbay, çark etti, sözünün arkasında duran sadece Gökhan Keskin oldu. Bastı istifayı, sessiz - sedasız kenara çekildi.
Yiğidi öldüreceksiniz, ama hakkını da vereceksiniz.
Gökhan Keskin gibi...
Helal olsun ona...
Peki, aynı duruşu, aynı tavrı neden Rıza Çalımbay göstermedi? Beşiktaşlılığı ağır bastı, herhalde!
Burası da tartışılır!
Sözü uzatmadan dün "beyaz" dediğine, bugün "siyah" diyen Başkan Yıldırım Demirören'e rotayı çevirelim.
Çalımbay istifa etti, ya da ettirildi.
Malmö maçı sonrasında bir söyleminde, "Beraber gideriz" mesajları veren Başkan Demirören'in hâlâ o koltukta neden oturduğu merak ediliyor.
Rıza gitti, ama sen kaldın başkan!
Başkan, şimdi Avrupa'da yine günü kurtarmak adına hoca avına çıktı.
Üstelik yanında bu işleri yapacak çok insanın olmasına karşın yine bu göreve kendisi soyundu!
Üst yapı bitmiş!
Peki, Beşiktaş'ı üst üste üç kez şampiyon yaparak tarihe geçen Gordon Milne'i getirmek de nereden çıktı?
Sevgili yöneticilerimiz, "Üst yapı için değil, tam tersine alt yapıya getirdik" gibisinden garip söylemlerle medyanın önüne çıktılar.
Hangi altyapıdan dem vuruyorsunuz beyler!
Bırakın altyapıyı, üst yapı bitmiş (!), sizler hayal dünyasında geziyorsunuz!
Ohh ne güzel, işler kötü gitti mi, gönder hocayı, yeni bir isim getir, günü kurtar!
Böyle bir tutarsızlık olabilir mi?
Ne oldu yazılı ve görsel medyadaki "güven" söylemleriniz?
Beşiktaş kan kaybediyor, her geçen gün eriyor, sizler işinizi - gücünüzü bıraktınız, günü kurtarmanın hesaplarını yaptınız. "Aman seçim olmasın" korkusuyla hareket ettiniz, radikal kararları bir türlü uygulamaya koyamadınız.
Hiçbir kuruma, hiçbir kişiye asla önyargılı yaklaşmadık, yaklaşmamız da asla etik olmazdı.
Torbada birçok isim var, kim olacak, belli değil?
Bakın beyler, Beşiktaş'a bu tabloda kim gelirse gelsin başarıyı yakalayamaz.
Neden mi?
Ortada bir başarısızlık varsa ki, var. Bu başarısızlıkta yönetim, teknik kadro kadar Ümraniye'deki futbolcu grubu da suçludur.
Hadi sakatlıkları bir kenara bırakalım.
Ya kartlara ne demeli?
Profesyonellik kavramında hiçbir futbolcu bu kadar basit kartlar görebilir mi? Son söz Ümraniye'deki futbolcu arkadaşlara... Oturun, şapkanızı önünüze koyun, nerede hatalar yaptığınızı bir düşünün.
bmese@milliyet.com.tr
|
|
|

|