Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 19 Ekim 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sol ve arayış!


Kendimi bildim bileli, solda arayış vardır bu ülkede. Solda birlik şarkısı da her vakit kulaklara çalınır.
Ama hiç sonuç çıkmaz.
Güdük kalmaya devam eder sol.
Bölünmüşlük sürüp gider.
Soğuk Savaş döneminde de farklı değildi solun bu durumu. Berlin Duvarı'nın 1989'da yıkılmasından sonra da değişmedi.'Çağın ruhu'nu yakalayamadığı için, zaman tünelinde kaldığı için Türkiye'ye damgasını vuramadı sol.
Evet öyle.
Kitleleri heyecana getiren, bir iktidar yürüyüşünün dalgalarını yaratan siyasal bir hareketin solda ateşlendiğine -çok kısa Ecevit dönemi dışında- şimdiye kadar tanık olmadım.
Bundan sonra olabilecek miyim?
Keşke ama bilemiyorum.
Can Dündar'ın Solda Panik Atak başlıklı dünkü yazısını okurken solu bir kez daha düşündüm. DİSK yönetiminin düzenlediği solda arayış toplantısına katılmış Can.
Şöyle yazıyor:
"Katılımcılar konuştukça hepimizin içinden çıktığı 'sol' denen o pederşahi paltonun artık bizi bir arada tutmaya yetmediği, dikişlerinin atmaya başladığı çıktı ortaya...
Hepsi de 'sol'dan konuştuğunu söyleyenler, küreselleşmeden özelleştirmeye, AB'den ulus devlete kadar pek çok konuda öyle farklı yerlere savrulmuştu ki, 'sol' tarif edilemez hale gelmişti.
Bir konuşmacının 'Cepheden tavır almalıyız' dediği özelleştirme, 'solcu' olduğunu söyleyen bir başkasının 'vazgeçilmez'iydi. AB'de Avrupa soluyla ters düşülmüş, 'küresel/ulusal' kıskacında güçler bölünmüştü.
'Solda birlik' herkesin hasretiydi, ama 'Hangi sol?' dendiği anda birlik filan kalmıyordu ortada..."
Can Dündar böyle diyor.
Eklenecek fazla bir şey yok.
Solda arayış sürüyor!
Daha da sürecek anlaşılan...
DİSK'in toplantısına katılanlardan bazılarıyla konuştum. Dinlediklerimden çıkan izlenimler şaşırtıcı değildi.
"Sadun Hocamız çıktı. Sanki 1965 TİP Kongresi'nde konuşuyordu. Sınıf egemenliğinden, 'total sermaye saldırısı'ndan söz ediyordu" dedi biri...
DİSK yönetiminin 3 Ekim'e ilişkin makul değerlendirmesine karşılık, tek tek sendika başkanları arasından üyelik müzakerelerini tam bir kandırmaca olarak niteleyenler olmuş...
Aynı durum özelleştirme konusunda dikkati çekmiş. DİSK yönetimi daha ince ayar bir tutum alırken, bazı sendika liderleriyle akademisyenler, özelleştirmeye cepheden karşı çıkmışlar, ağza bile alınmasına tepki göstermişler...
Kiminin sol algısı da laiklik penceresinden kendini göstermiş,"Şeriat geliyor!" korkusuyla sahne almış...
Korkular ve öcüler!
Solda bu hiç bitmez.
Neymiş? Küreselleşme, Türkiye'yi yutacak yeni emperyalizmmiş... Neymiş? Özelleştirme, Türkiye'yi teslim alacak sermayenin saldırısıymış... Neymiş? AB tam bir kandırmacaymış...
Peki, ne yapalım o zaman?
Bu sorunun yanıtı var mı, bütün bu korku ve öcülerle sahnede varlık göstermeye çalışan solda?..
Sanmıyorum.
Laf salatası var.
Çözüm yok!
Bu hep böyle oldu solda. Peki ama sadece korku ve öcüleriyle sahneye konan bir oyunu seyredecek çok fazla seyirci bulabilir misiniz?
Hiç sanmıyorum
Sürekli eleştiren, sorun yığınlarına işaret eden, ama çözüm üretemeyen, tünelin ucundaki ışığı gösteremeyen, olumlu beklentiler yaratamayan, pozitif değil negatif enerji yayan bir sol...
Bunu kitleler almaz.
Bugüne kadar almadı da...
Farklı bir şeyler söylemenin zamanı çoktan geldi, geçiyor. Evet, solda bu gerçeğin farkına varanların sayısı da çoğalıyor.
Ama kafalar hâlâ karışık!
Demokrasi, hukuk devleti, insan hakları, pazar ekonomisi, Kürt sorunu, laiklik, İslam, resmi tarihle resmi ezberler ve Avrupa Birliği konularını yerli yerine oturtamayan kafaların berrak olmasını beklemek de boştur.
Eski deyişle:
Abesle iştigaldir!

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Eğitimde özel okullar
HÜKÜMET yeni tasarıyı Bakanlar Kurulu'nda imz...
Çetin ALTAN
AB üyeliği, İstanbul depreminden önceye mi, sonraya mı rastlayacak?..
Artık Türkiye'deki "yaşam kalitesi"ne karşı e...
Melih AŞIK
Van cumhuriyeti
Üniversite rektörleri bugün YÖK'ün çağrısıyla...
Fikret BİLA
Rumlar ipleri geriyor
Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) müzakere süre...
Hasan CEMAL
Sol ve arayış!
Kendimi bildim bileli, solda arayış vardır bu...
Güneri CIVAOĞLU
Nuh'un torunları Ermeniler
Ermenilerin kendilerini "Nuh Tufanı'nda Ağrı ...
Abbas GÜÇLÜ
Özel okul yasası kimler için?
Hatırlarsınız, rahmetli Özal, memurun iş biti...
Hurşit GÜNEŞ
Paradan 6 sıfır atıldı ama milyon kaldı
Bu yıl paradan altı sıfır atılmasına ne kadar...
Nail GÜRELİ
Hangi Sol
Raftan bir kitap çektik. Attilâ İlhan'ın Bilg...
Sami KOHEN
Yalnız sembolik olmamalı...
DAVET birçok bakımdan sembolik bir önem taşıy...
Hasan PULUR
Haberlerden esinlenerek...
KÜLTÜR Bakanı Atilla Koç'tan mecbur olmayınca...
Meral TAMER
Bienalin yerli sponsorlarını kayda geçelim
9 Uluslararası İstanbul Bienali'nin açılışınd...
Ece TEMELKURAN
Kültürel elit lümpenleşirken
İbrahim Tatlıses, köşe yazarı oldu. Bundan bö...
Osman ULAGAY
Yabancılara banka satmak doğru mu?
Küreselleşme "finansallaşma"yı da beraberinde...
Güngör URAS
Bütçe "hizmet" getiriyor mu?
Devlet ciddiyetinin "çivisi çıktı"... Maliye ...
M. Ali BİRAND
Böyle milletvekili olmaz olsun (!)
CHP milletvekili Haşim Oral'ı uzaktan tanırım...

© 2005 Milliyet