|
Sol ve arayış!
Kendimi bildim bileli, solda arayış vardır bu ülkede. Solda birlik şarkısı da her vakit kulaklara çalınır.
Ama hiç sonuç çıkmaz.
Güdük kalmaya devam eder sol.
Bölünmüşlük sürüp gider.
Soğuk Savaş döneminde de farklı değildi solun bu durumu. Berlin Duvarı'nın 1989'da yıkılmasından sonra da değişmedi.'Çağın ruhu'nu yakalayamadığı için, zaman tünelinde kaldığı için Türkiye'ye damgasını vuramadı sol.
Evet öyle.
Kitleleri heyecana getiren, bir iktidar yürüyüşünün dalgalarını yaratan siyasal bir hareketin solda ateşlendiğine -çok kısa Ecevit dönemi dışında- şimdiye kadar tanık olmadım.
Bundan sonra olabilecek miyim?
Keşke ama bilemiyorum.
Can Dündar'ın Solda Panik Atak başlıklı dünkü yazısını okurken solu bir kez daha düşündüm. DİSK yönetiminin düzenlediği solda arayış toplantısına katılmış Can.
Şöyle yazıyor:
"Katılımcılar konuştukça hepimizin içinden çıktığı 'sol' denen o pederşahi paltonun artık bizi bir arada tutmaya yetmediği, dikişlerinin atmaya başladığı çıktı ortaya...
Hepsi de 'sol'dan konuştuğunu söyleyenler, küreselleşmeden özelleştirmeye, AB'den ulus devlete kadar pek çok konuda öyle farklı yerlere savrulmuştu ki, 'sol' tarif edilemez hale gelmişti.
Bir konuşmacının 'Cepheden tavır almalıyız' dediği özelleştirme, 'solcu' olduğunu söyleyen bir başkasının 'vazgeçilmez'iydi. AB'de Avrupa soluyla ters düşülmüş, 'küresel/ulusal' kıskacında güçler bölünmüştü.
'Solda birlik' herkesin hasretiydi, ama 'Hangi sol?' dendiği anda birlik filan kalmıyordu ortada..."
Can Dündar böyle diyor.
Eklenecek fazla bir şey yok.
Solda arayış sürüyor!
Daha da sürecek anlaşılan...
DİSK'in toplantısına katılanlardan bazılarıyla konuştum. Dinlediklerimden çıkan izlenimler şaşırtıcı değildi.
"Sadun Hocamız çıktı. Sanki 1965 TİP Kongresi'nde konuşuyordu. Sınıf egemenliğinden, 'total sermaye saldırısı'ndan söz ediyordu" dedi biri...
DİSK yönetiminin 3 Ekim'e ilişkin makul değerlendirmesine karşılık, tek tek sendika başkanları arasından üyelik müzakerelerini tam bir kandırmaca olarak niteleyenler olmuş...
Aynı durum özelleştirme konusunda dikkati çekmiş. DİSK yönetimi daha ince ayar bir tutum alırken, bazı sendika liderleriyle akademisyenler, özelleştirmeye cepheden karşı çıkmışlar, ağza bile alınmasına tepki göstermişler...
Kiminin sol algısı da laiklik penceresinden kendini göstermiş,"Şeriat geliyor!" korkusuyla sahne almış...
Korkular ve öcüler!
Solda bu hiç bitmez.
Neymiş? Küreselleşme, Türkiye'yi yutacak yeni emperyalizmmiş... Neymiş? Özelleştirme, Türkiye'yi teslim alacak sermayenin saldırısıymış... Neymiş? AB tam bir kandırmacaymış...
Peki, ne yapalım o zaman?
Bu sorunun yanıtı var mı, bütün bu korku ve öcülerle sahnede varlık göstermeye çalışan solda?..
Sanmıyorum.
Laf salatası var.
Çözüm yok!
Bu hep böyle oldu solda. Peki ama sadece korku ve öcüleriyle sahneye konan bir oyunu seyredecek çok fazla seyirci bulabilir misiniz?
Hiç sanmıyorum
Sürekli eleştiren, sorun yığınlarına işaret eden, ama çözüm üretemeyen, tünelin ucundaki ışığı gösteremeyen, olumlu beklentiler yaratamayan, pozitif değil negatif enerji yayan bir sol...
Bunu kitleler almaz.
Bugüne kadar almadı da...
Farklı bir şeyler söylemenin zamanı çoktan geldi, geçiyor. Evet, solda bu gerçeğin farkına varanların sayısı da çoğalıyor.
Ama kafalar hâlâ karışık!
Demokrasi, hukuk devleti, insan hakları, pazar ekonomisi, Kürt sorunu, laiklik, İslam, resmi tarihle resmi ezberler ve Avrupa Birliği konularını yerli yerine oturtamayan kafaların berrak olmasını beklemek de boştur.
Eski deyişle:
Abesle iştigaldir!
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|