|
Köşe yazarı Tatlıses, belgeseli Kurtlar Vadisi:
Kültürel elit lümpenleşirken
İbrahim Tatlıses, köşe yazarı oldu. Bundan böyle Bugün gazetesinde okurlarıyla, sevenleriyle buluşacak. Öncelikle gazetecilik mesleğine adım atan Sayın Tatlıses'e hoş geldin der, yazı hayatında başarılar dilerim. Umarım ülkenin siyasi ve sosyal gerçeklerini, hiçbir baskı ve yönlendirme altında kalmadan köşesinde ele alır, ufuk açıcı tespitlerde bulunur da biz de kendisinin görüş ve gözlemlerinden yararlanma fırsatı buluruz.
Meslektaşımın ülkenin düşünce ve yazı hayatına canlılık getirmesini içtenlikle diliyorum. Bu dileklerim ve beklentilerim konusunda da son derece ciddiyim! Çünkü hal ve gidişi bu olan bir ülkede İbrahim Tatlıses'in köşe yazarlığının son derece tutarlı olduğu fikrindeyim!
Hal ve gidiş
Gece işine çıkan taksi şoförlerinin "Kurtlar Vadisi" dizisini kaçırmamak için arabalarına küçücük, muhtemelen "Çin işi-Japon işi" ekranlar taktırdığını biliyor muydunuz?
Bunu bilmeseniz bile, erkeklerin kahvehanelerde, tıpkı kadınların eskiden sabahları Brezilya dizisi izlemek için evlerde yaptıkları gibi "günler" düzenlediklerinden, hatta daha sonra izlenen bölüm üzerine münazaralar gerçekleştirildiğinden haberiniz vardır. Ama genel olarak bilmediğimiz ve bütün bu bilgilerden daha enteresanı şu ki Kurtlar Vadisi esas itibarıyla bu ülkenin eğitim ve gelir düzeyi en yüksek kesimince izleniyor.
Dizi, A ve B grubu izleyiciler arasında yüzde 48'lik bir izlenme oranıyla "tavan yapıyor". Peki izleyenler neden izliyor? Etrafta yaptığım küçük bir kamuoyu yoklamasının sonucu ortaya çıkan, sözleşmiş gibi hep aynı biçimde kurulan cümle şöyle:
"Belgesel gibi; memlekette ne olduğunu öğreniyoruz!"
Nereden baksan üniversite okumuş bu insanlar, Susurluk hadisesini, derin devlet-mafya-siyaset ilişkilerini, meseleyle ilgili gerçekleri öğrenmek için, öldükten sonra her nasılsa dirilen, mezarından hortlayan "gerçekçi" bir karakter üzerine kurulu bir diziye başvuruyorlar.
Aynı insanlar, ulusal düzeyde bilgilenmek için izledikleri Kurtlar Vadisi belgeseli bitince, biraz kitap okumak isteyince ellerine Metal Fırtına kitabını alıyorlar. Tıpkı Kurtlar Vadisi gibi son derece "gerçekçi", "belgesel niteliğindeki" bu kitabı okuyarak uluslararası politikaya da hâkim oluyorlar.
Yani sadece taksi şoförleri, kahvelerdeki inşaat işçileri ya da ilkokul mezunu seyyar satıcılar değil, üniversite mezunu insanlar da bu yeni "bilgi ve aydınlama kaynaklarına" itibar ediyorlar ve bizim artık bunun nedenini anlamaya ihtiyacımız var.
Bugün gazetesinin ilan ettiği üzere köşe yazarı Tatlıses, ilk yazısı ile "rekor düzeyde" bir okunma oranı yakalamış. Tatlıses'in, Profesör Ali Atıf Bir'in kendisi hakkında söylediklerine cevap verdiği yazı ortalığı yıkmış. Bu veriyi nereden öğreniyoruz peki?
Okunma oranları
Gazeteler köşe yazarlarının okunma oranlarına ilişkin veriyi, bu konuda özel bir anket ya da araştırma yapmadıkları sürece ancak internetten elde edebilirler. Gazetenin web sitesine girip yazıya tıklayanların sayısından bir yazının o gün kaç kişi tarafından okunduğuna dair veri sahibi olurlar.
Bu ne demektir?
İbrahim Tatlıses'in yazısını bir gazeteyi internetten takip edecek kadar bilgisayar kullanan, internet kullandığına göre muhtemelen biraz da İngilizce bilen, yine muhtemeldir ki internet erişiminin olduğu bir işyerinde çalışan, böyle bir işyerinde çalıştığına göre de üniversite bitirmiş olma ihtimali yüksek insanlar okumuşlar. Onlar, eğitim düzeyi düşük olan bu ülkenin kültürel elitini oluşturuyorlar. Ve tuhaf olan şu ki onlar, onlar şimdi lümpenleşiyorlar.
ecetem@hotmail.com
|
|